Cinsel Eğitim

Bugün anladığımız kadarıyla seks eğitimi yaklaşık 200 yıl öncesine kadar bilinmiyordu. Eski ve Ortaçağ Avrupasmda seks; özel ilgi duyanların dışında, sorunsal bir konu olarak değil de, yaşamın ayrılmaz bir parçası olarak görülüyordu. Cinsel bilgi de, bilginin öbür türleri gibi kendiliğinden sağlanıyordu. Çocukların kendilerine ayrılmış bir dünyaları yoktu, ama onlar gerçekte yetişkinlerin tüm çalışma ve eğlencelerinde bir yer aldılar. Nüfus çoğunluğu çiftliklerde doğayla içice yaşadığından, çocukların, hayvanların çiftleşmesini gözleme şansı büyüktü. İnsanların, evlerini sığırlarla paylaşması olağan bir şey gibiydi. Ne üst ne de alt sosyal sınıflar kişisel gizlilikten hoşlanırdı. Doğal bedensel işlevlerinden de tiksinmez ya da sıkıntı duymazlardı. Ailedekiler birlikte banyo yapar, birlikte çıplak olarak uyurlardı. Kur yapma ve gebelikler açık açık tartışılır ve kadınlar bebeklerini evde doğururlardı. «Yaşam Gerçekleri» hiçbir zaman herhangi bir kimse için gizli değildi. Ergenliğe yaklaşır yaklaşmaz erkek ve dişilerin evlilik için artık hazır olduğu kabul edilirdi. (Bkz. «İnsan Vücudu»)

Modern çağın başlarında, kent orta sınıfı baskı altında önemli bilgileri değiştirmeye başladığı zaman, seks henüz ayrı bir konu olarak değerlendirilmiyordu. Nitekim Hollandalı (Rotterdam 1522) Erasmus tarafından yazılan Colloquia Famillaria gibi çocuklar için yazılan eğitim kitapları, seksi, genel bilgilerden üç aşağı beş yukarı ayırmadan vurgulayarak, konuya ev yaşamının basit bir parçası olarak dürüstçe yaklaşıyordu.

Bununla birlikte, sonraki birkaç yüzyıl içinde insanlar çok farklı bir tutum benimsediler. İlk önce çocukluk, sonra da gençlik, yetişkinlerin günahlarından uzak tutulması gerekli, yaşamın özel ve «masum» dönemleri olarak ele alınmaya başladı. Hızla artan bir iffetlilik taslama, cinsel olan her şeyi pis ve tehlikeli olarak gördü. Mastürbasyonun evrensel bir sorun olduğu ileri sürüldü ve sağlık için ciddi bir tehlike oluşturduğu açıklandı. Aynı sıralarda, Jean Jacques Rousseau Emile (1762) adlı yapıtında «aydınlanmış» eğitim kuramlarını formüle etti. Seks büyük ölçüde gizemli, son derece yıkıcı bozucu bir konu oldu. (Bkz. «Bebeklik ve Çocukluğa Giriş» ve «Gençlik – Delikanlılık»)

Rousseau, tüm çocukların elden geldiğince korunması gereken «doğal» bir «kutsal masumiyet» durumuyla doğduklarına inanıyordu. Ona göre, cinsel bilgisizlik en azından çocuklukta neşeli bir şeydi. Ergenlikten sonra da ancak doğrudan sorulara yanıt verilmeliydi. Hatta delikanlıların ilgi duydukları şeyden iğrenmeleri sağlanmalı, meraklarını bastırmaları önerilmeliydi. Belki de seks eğitiminde cinsel organlar ve cinsel görevler için «kötü sözcükler» kullanmak en iyisiydi. Çok iğrenç bedensel boşalmalarla ilgileri baskı altına alınmalıydı. Öte yandan, kişinin çok açık olarak herhangi bir erken tutkunun uyanmasına dikkat etmesi gerekirdi. Gerçekte eğitimci, her zaman ince bir çizgi üzerinde yürümeye çaba gösterirdi. Uygun olmayan bir tek belirti bile, öğrencilerin yaşamını altüst edebilirdi.

Rousseau, gerçekte birçok bakımdan çağının tutumunu dile getiriyordu. Bununla birlikte, özellikle Almanya’da farklı bir yaklaşım içinde olan oldukça etkin başka eğitmenler de vardı. Bu eğitmenler, Rousseau’nun, çocukluktaki masum seksin tehlikeli olduğu biçimindeki temel inancını paylaşırken, erken «cinsel aydınlanma»nın tehlikeyi savmanın tek etkin biçimi olduğunu görüverdiler. Onların görüşüne göre, cinsel bilgisizlik, cinsel bilgilenmeden daha kötüydü. Çünkü yanlış anlamlara ve çılgınca düşlere neden olurdu. Ayrıca, serbestçe tartışmaksızın mastürbasyonla mücadele etmek olası değildi. Kısacası, seks eğitimi tatsız bir yan taşısa da, her şeye karşın zorunlu bir belaydı. Bu genel bakışa göre, bazı «ileri» okullarda ilk resmi seks eğitim sınıfları kuruldu.

Bu sınıflar, yukarıda belirtilen tüm konulara ılımlı bir duygu ve sağlıklı bir korku yaratarak yardım etti. Her şeyin daha ciddi bir hava içinde olması gerekti. Herhangi bir haz verici ya da neşelendirici önerilerden sakınılıyordu. İşin gerçeği, öğrencilerin çok özel ve az diyetlerle vücutlarını zayıflatan ve böylece uyanmış olan tehlikeli arzuları önleyerek seks eğitimi sınıfları için hazır hale gelmeleri öneriliyordu. Ek bir güvenlik ölçüsü olarak da, dolaylı bir yaklaşım salık veriliyordu. Bir bitkinin ve hayvan yaşamının tanımıyla başlayarak, öğretmenler yavaş yavaş insan üremesi konusuna değinmeye gidebilirdi. Bununla birlikte, bu konular çok özel olmamalıydı. Kadınların, çocuklarını «göğsü altından» doğurduğu ve doğumun büyük acı verdiğinin ima edilmesi yeterliydi. Doğal olarak, çocuk doğumunda ölüm tehlikesi her zaman vurgulanabilirdi. Aynı sıkıcı ruhla, bazı eğitmenler, cinsiyetler arasındaki anatomik farklılıkları göstermek için öğrencilerini morga götürüp onlara çıplak dişi ve erkek cesetleri göstermeyi tercih ettiler. Ek olarak, çocuklar frengili hastaları ve mastürbasyonun kurbanları olarak tanımlanan delileri gözlemek üzere hastane ve akıl hastanelerine götürüldü. Bazı okullar kendini kötüye kullanmanın bir sonucu olarak, çok iyi bir tıbbi tedaviye karşın ölen gençler hakkında, gerçek kayıtlar olduğu iddia edilen bilgiler içeren kitaplar okuttular. Öğrencilerin aynı zamanda iğfal, çocuk öldüren kimse ve kendini teslim edenlerle benzer dehşetengiz konular hakkında hikâyeler okumaları teşvik edildi. Kısacası, tüm girişimlerin altında yatan gerçek amacı gençleri günaha teşvike karşı uyarmak, yani seks hakkında öyle çok eğitmek değildi.

Belirtildiği gibi, bu ilk seks eğitim programları az sayıda örnek okulda geliştirildi ve yalnızca yükselen orta sınıfların ve aristokrasinin alt kesimlerinin çocuklarına ulaştı. Toplumun her kesimi için seks eğitimi 1789 Fransız Devrimine değin hesaba katılmadı. Eğitmenler, yeni Fransız yönetiminden böyle bir eğitimin gerçekleşmesi ve özellikle kızlar için âdet görme, gebelik, doğum ve bebek bakımı konularında tıbbi eğitimin sağlanmasını rica ettiler. Eğer bu planlar gerçekleşse ve yerel sonuçları izlenseydi, hiç kuşku yok ki kadınların özgürleşimi hızlanacaktı. Ne yazık ki devrimin sürekliliği sağlanamadı. Sadece Fransa’da değil, tüm Avrupa’da, orta sınıflar giderek daha güçlenip tutuculaştılar. Hatta daha önceki sınırlı eğitim deneyimleri bile kesintiye uğradı. Böylece, tanıtımından kısa bir süre sonra, seks eğitimi yeniden eğitim programında görünmedi.

Her şeye karşın, 19 yy. başlarında yetişkinler bazı olumlu cinsel bilgilerle karşılaşabilmekteydi. Avrupa’da olsun Amerika’da olsun, seks konusunda akla uygun bir tutum alan ve aynı zamanda çeşitli gebelikten korunma yöntemlerini tanımlayan birtakım ciddi «evlilik el kitapları» basıldı. Bu kitaplar her zaman bilimsel doğrultuda değildi. (İnsan üremesi üzerine bazı önemli olgular henüz keşfedilmemişti.) Ancak en azından yardımcı olmaya çabalıyordu. Bundan başka, yüzyılın ortalarında yeni teknik süreçler toplu halde kondom (prezervatif) üretimini olası kıldı. Sonuç olarak, giderek daha fazla insan, ailenin büyüklüğünü planlamaya başladı. Kuşkusuz Hıristiyan kiliseleri de haberdardı bu gelişmelerden, ancak konuya resmi bir tutumla yaklaşmadılar. Hatta pek çok Katolik papaz bile sessiz kalmayı yeğleyerek, karşıtlarını iyi inançları olan bir kilise mensubu olarak davranışlarından ayrılmamak konusunda eğittiler. Hızlı sanayileşme ve yükselen bir ulusçuluk, yönetimlerden nüfusun artmasını talep etmeye giriştiği zaman, kiliseler de sözünü sakınmaz bir tutum içine girdiler. Sonuç olarak, politikacılar ve din adamları uygarlığın kalımı için kaygılanan çeşitli sivil gruplarla birleşti-rildiler. Bunlara, gebelikten korunmaya ve başka «ahlaksız» uygulamalara karşı mücadele veren «Hıristiyan haçlılar» deniliyordu.

ABD’de bu yeni haçlıların en başarılısı, Kötülüğü Bastırma Derneği New York sekreteri Anthony Comstock’tu. Comstock, kariyerine «alkolle mücadele savaşçısı» olarak başlamış, ancak daha sonra yaşamını «müstehcenliği» yok etmeye adamıştı. «Sanat ve edebiyat değil, ahlak!» sloganıyla, cinsel bilginin ulu orta yayılmasını önlemek ve cinsel konuların herkesin önünde tartışılmasına son vermek için uğraşıyordu. Nitekim onun yoğun kulis çabaları kongreyi etkiledi ve Comstock Akti yasalaştı. Bu karara göre müstehcen, şehvani kitap, broşür, resim, yazı, kâğıt ya da benzeri türden herhangi bir başka basılı maddeyi postalamak ağır suç kapsamına giriyordu. Comstock, postanenin özel ajanıydı. Bu, ona başkalarının mektuplarını açma hakkını verdi ve bir süre sonra, gerçek bir püritenik terör egemenliği oluşturdu.

Comstock’a göre, en büyük müstehcenliklerden biri gebelikten korunmaydı. Böylece yeni yasaya göre gebelik önleyici araçlar artık eyalet içinde nakledilemez, taşınamazdı. Hatta gebelik önleyici bilginin postalanması da yasaklanıyordu.

Sonuç olarak, Comstock tıp alanına el atabilir ve herhangi bir gerçek bağnaz gibi, kendi ahlaksal amaçlarını başarmak için her türlü ahlaksızlığı yapmaya vicdanı elverirdi. Örneğin, kendisi ya da izdeşlerinden biri, iyi yürekli doktorun adresini ele geçirip ona yoksul biri olduğunu, çocuklarının anasının ölüm döşeğinde olduğunu yazacak ve gebeliğin nasıl önleneceği konusunda tavsiyeler rica edecekti. Eğer hekim mektubu yanıtlarsa derhal tevkif edilip hapishaneye gönderiliyor, bu da, hekimin kariyerinin sonu anlamına geliyordu. 1914′te Margaret Sanger gebelikten korunma üzerine yazmaya başladığı zaman, Comstock onu da suçladı. Bununla birlikte Sanger ülkeden ayrıldığı için Comstock onu mahkûm ettirmeyi başaramadı ve onun yerine kocasını cezalandırmaya karar verdi. (Bu kitabın birkaç sayfa sonrasında Margaret Sanger ve kızkardeşinin otuz günlük bir hapis cezasına çarptırıldığı belirtiliyor. Tabii Comstock sayesinde. (Ç.N.))

Standart tuzağa düşürme yöntemlerini kullanan Comstock’un gizli görevlilerinden biri, Bay Sanger’den bir doğum kontrol broşürü almayı başardı. (Bay Sanger bu nedenle hapsedildi.) Comstock yaşlandığında bu kez «edepliliği» savunarak son kahramanca görevini yerine getirdi. Ancak kurbanları, onun düşüncelerini yerine getirmeden önce öldü.

Pek çok kez vurguladığımız gibi, 19. yüzyılın ikinci yarısında, çoğu Avrupa ülkesi, benzeri görülmemiş bir iffethlik taslama dalgasına girdi. Cahillik ve ikiyüzlülük günümüze değin sürdü ve böylece güç belâ kazanılan birçok sivil özgürlüğün bir kez daha çevresi kuşatıldı.

Kuşkusuz bu fenomen, İngiliz Kraliçesi Victoria sonrasında, Victoria-nizm olarak bilinir. Bununla birlikte, cinsel bastırmanın uluslararası olduğunu da anlamamız gerekir. İngiltere ve ABD, öteki ülkelerden ne daha iyi ne daha kötü, üç aşağı beş yukarı aynıydı. Bu tarihsel gelişmelerin nedenleri henüz tam olarak açık değil. Belki de sanayileşmenin genel süreciyle bağlantılıdır. Biz Victorianların seksten korktuklarını gerçekten bilmezken, her şeye karşın bu korkunun nasıl yayılıp gelişebildiğini anlıyorduk. Buna önemli bir yardımcı etmen sansürdü. Bir kez, çocuklarla gençlerin cinsel bilgi için tehlikeye atıldıkları varsayımı ileri sürülüyordu. Böyle bir bilginin yetişkinler için de bastırılması sadece bir zaman sorunuydu. Yıllar geçtikçe herkes giderek daha duyarlı oldu. 16. ve 17. yüzyılda özel bir «çocuk edebiyatının» ilk örnekleri ortaya çıktı. Ancak bunlar bile daha sonra aşırı uygunsuz bulundu. 18. yüzyıl çocuklar için «paklanmış» bir Kutsal Kitap yarattı, ancak 19. yüzyılda, ikinci ve daha arınmış bir görev vermek zorunluydu. Hatta geleneksel ilmihâller bile (catcehism) yeterince iffetli sayılmıyor, bu yüzden de yeniden yazılmaları gerekiyordu. Bir süre sonra bu uygulama başka «klasiklere» de sıçradı. Eski Yunan ve Latin yazarları yeni sansür edilmiş basımlarla görünmeye başladı. İngiltere’de bir «aile boyu Shakespeare» tüm kötü sözcükler ve deyimlerden arınmış hale getirilerek yeniden yayımlandı. Böylece, yalnız çocuklar değil, anababaları da korunmuş oluyordu. Artık yeni yetişkin kitaplarının da aynı «saf» standartlara uydurulduğunu söylemeye gerek yok. Kısacası, genç olsun yaşlı olsun, her iki kesim de tüm cinsel görevlere başvurmaktan uzaklaştırılmış yapay bir dünyada yaşamaya başladı.

Öte yandan, insanlar gizlice seksle ilgilerini sürdürdüler. Açıkça tartışı-lamadığından, karanlık ve tehdit edici bir güç oldu. Artık her yerde bilinmeyen tehlikeler pusuya yatmıştı. Çoğu masum sözcükler ve hareketler bile cinsel bir içerik kazandı. Böyle imalara terbiyeli herhangi bir kişinin dikkat etmesi ve aynı zamanda onları önemsememesi önemli bir durum oldu. Edebi uyanıklık, iffetliliğin bedeliydi.

Sonuç olarak «iyi tat» anlayışı kitapların okunulmaması istenen erkek ve kadın yazarlardan uzak durulmasının beklenildiği ve böylece terbiyeli yurttaşın rastgele cinsel ilgisi olduğu suçlamasından sakınacağı bir noktaya değin uzandı.

Victoriacıların bu «sessiz fesat tertibi» derinlemesine bir panik havası yarattı. Genel olarak masum, terbiyeli, ılımlı ve saf olanların kesin hücum altında oldukları ve savunmalarını haklı gösterecek herhangi bir ölçünün olmadığına inanıldı. Aynı zamanda seksin onları incitemediği hakkında bütün insanların bir şey bilmediği varsayıldı. Böylece, oğlanlar ve kızlar çok temel biyolojik konularda bile tam bir bilgisizlik içinde geliştiler. Hatta çok kere onlara bilerek yanlış bilgi verildi. Aynı zamanda ara sıra mastürbasyonun yol açtığı hastalıklar üzerine belli belirsiz şeyler de işittiler. Birçok delikanlı, onları bu kötülükten kurtarmak için uygulanan yararsız, hatta gaddarca tedaviye maruz kaldı. Bazıları bu tür suçluluk duygusunu yenmek için intihara bile kalkıştılar. Yetişkinliğe çoğunlukla bilgilenmemiş olarak, boş inançlarla geldiler. Cinsel korku tüm yaşamlarını zehir etti onlara. Bununla birlikte, güvenlerini tazeleyecek ve onları eğitecek hiç kimse de yoktu. Sansürün kabulüyle kendi bedenlerinin işlevlerini anlama hakkını yitirmiştiler.

Bu cinsel bilgisizlik, mutsuz evlilik biçiminde, istenmeyen çocuklar ve tatsız yaşamlarla toplumdan acısını çıkardı. 19. yüzyılın sonunda, bu eziyet öyle açık bir hale geldi ki artık basit olarak gözden kaçırılmayacaktı. Pek çok erkek ve kadın, cinsel sorunlarından dolayı sinirli, depresif ya da bedensel olarak hasta oldu ve bu sorunlar bilinene değin de herhangi bir tedavinin etkisi görülmedi. Freud, Bloch ve Hirschfeld gibi bu tür hastalara yardım etmeye çabalayan hekimler bu alanda bir reform yapma aşamasına geldiğinde sessizliğin kırılması gerektiğine zorlandılar. Böylece, onlar ilk önce kendi meslektaşlarını eğitmeyle işe başladılar, sonra daha geniş bir yetişkin tabakasına geldi sıra. Sonuç olarak, yetişkinler kendi korkularını yendiği zaman, gençler ve çocuklar da yeniden bu tartışmaya katılabilirdi. Bu, seks eğitimine yepyeni ve kapsamlı bir yaklaşımın yolunu açtı.

Not: 18. yüzyılın Avrupasında seks eğitimi üzerine verilen bilgiler Jos van Ussel’in 1970′te Hamburg’ta basılan Sexualunterdrückung adlı çalışmasından alınmıştır. Bu önemli çalışmadan alınan bilgiler elinizdeki kitabın bazı bölümlerinde de kullanılmaktadır.

Yüzyılımızın başlangıcından önce pek az psikiyatrist cinsel yaklaşımların altında yatan dinsel varsayımları araştırmak zahmetinde bulundu. Bununla birlikte, Birinci Dünya Savaşı, Avrupa ve Amerika’da bir «cinsel devrim» yaratınca, psikiyatristlik mesleği bir bütün olarak daha duyarlı davranmaya zorlandı. Sonuç olarak, daha önceleri cinsel «sapıklık» ya da «sapkınlık» olarak görülen bazı davranışlar, normal bir cinsel «çeşitleme» olarak yeniden sınıflandırıldı, böylece hoşgörülebilir cinsel faaliyetler listesi gittikçe uzamaya başladı. Sözün kısası, önceleri ruhen hasta diye nitelendirilenlerin birçoğu kendilerini artık birdenbire oldukça sağlıklı görmeye başladı.

Öte yandan, psikiyatristlerin sayısı ve etkisi dramatik bir biçimde arttı. Çünkü «sapıklık» listelerinin bütün kısıtlanmışlığına karşın, yeterinden çok hastaları vardı. Cinselliği olumsuzlayan kültürümüzde hâlâ cinsel sorunlarla dolu milyonlarca kadın ve erkek vardı ve psikiyatrik tedavi onlara bir umut ışığı verir gibiydi. Ek olarak, yönetimler cinsel sapkınlıklarla hâlâ büyük ölçüde ilgileniyor, mümkün olan her yerde teşhis ve tedavi için psikiyatristler tutuyordu. Böylece psikiyatristler, mahkemelerde, hapisanelerde, okullarda ve askerlikte birer «uzman» olarak daha sık ortaya çıkıyorlardı. Pek çok eyalet temsilcisi, meclislerden temelde çürük ve haksız olsa da daha fazla resmi uzmanlık gereksinimi yaratan «cinsel psikopatlığa» karşı özel yasalar geçirdiler. Gerçekte, zaman içinde psikiyatride devlet öylesine sağlam bir yer etti ki, gözlemciler birey özgürlüğünün sona ermesinden ve totaliter «te-davici devlet»in ortaya çıkmasından korkar oldular.

Bu gelişmelerin ışığında, bazı çağdaş psikiyatritler ise psikiyatrik varsayımların radikal açıdan yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini ortaya attılar. Hatta bazıları bununla da yetinmeyip «efsane» gibi kabul edilen zihinsel hastalıklar kavramını kökten reddettiler ve anormal davranışların çözümü için yeni yollar araştırdılar. (Geniş bilgi için bkz. «Cinsel Sapkınlıkların Tıbbi Modelleri»)

İlerki sayfalar bunları ve başka bazı tartışmalı noktaları tarihsel ve karşı kültürel bir bakışla aydınlatmaya yardımcı olabilir.

SEKS EĞİTİMİNİN ÖNCÜLERİ

Yüzyılımızın başlarında cinsel bilgi edinme hakkı genel bir sorun olarak yeniden gündeme geldi. Özellikle I. Dünya Savaşından sonra, birçok Batı ülkesi, yetişkinler için cinsel sansürün kaldırılması ve normal okul müfredatında bir kısım seks eğitimi uygulamasının önemini tartışmaya başladı. Seks araştırmacıları ve hekimler kolay anlaşılır, açık seks el kitapları ya da herkesin katılabileceği konferanslar düzenlenmesini önerdiler (Bkz. «Seks Araştırması»). Avrupa’da olduğu kadar ABD’de de ilk seks eğitiminin savunucularının hatırı sayılır bir muhalefetle karşılaşması şaşırtıcı olmadı. Bununla birlikte onların dirençli çabaları, genelde daha mantıklı bir tutuma öncülük etti. Burada yalnızca birkaç örnek verebildiğimizden, biz farklı yaklaşımlara sahip üç kişiyi seçtik.

Benjamin B. Lindsey (1869 -1943)

Benjamin Barr Lindsey yoksulluk ve çocuk suçları arasındaki ilişkilerde ilgilendiğinde, Colorado’da Denver’de bir çocuk mahkemesinde yargıç olarak hizmet veriyordu. Sayısız yasa önerisi sunup Colorado’da ve başka eyaletlerde çocuk adalet sisteminin gelişmesine büyük ölçüde katkıda bulundu.

Lindsey’in sosyal ilgisi, aynı zamanda daha geniş halk topluluklarına konferans vermeye değin uzanıyordu. 1925′te Lindsey ve bir gazeteci olan Wainwright Evans, gençlerin cinsel sorunlarına değinen bir dizi makale yazdılar. Modern Gençliğin Devrimi adlı bir kitapta toplanan bu makaleler, Lindsey’in akılcı yargılarıyla göreneklere boyun eğmez bir cinsel davranışla yaklaştığından büyük bir tartışma kopardı. Sonuçta birçok muhafazakâr politikacı ve dinsel önder Lindsey’i, gençliğin ahlakını bozmakla suçladı.

Onun Evans’la birlikte yazdığı, daha sonraki kitabı «Ortak Evlilik» (The Companionate Marriage 1927) daha büyük genel tartışma ve olaylara neden oldu. Bu kitabında Lindsey, herkese açık okullarda diğer derslerle birlikte seks eğitimi ve doğum kontrolü bilgisinin verilmesini savunuyordu. Gençliğin üzerinde devam etmekte olan cinsel baskı karşısında Lindsey aynı zamanda «Ortak Evlilik» adı verilen yeni bir evlilik biçimi önerdi. Bu, Doğum Kontrolü ve çocuksuz çiftlerin nafaka ödemeksizin karşılıklı rızalarıy-la birbirlerini boşama haklarının olduğu bir yasal evlilik türü olarak tanımlanıyordu.

Kitap, Lindsey’in dünyaca tanınmasına yol açtı. Ancak, onun oldukça ılımlı ve akla uygun önerileri Avrupa’da olduğu kadar ABD’de de yaygın olarak desteklenirken, aynı zamanda kendisini çeşitli muhafazakâr dinsel gruplarca ahlaksızlıkla suçlanır buldu. Politik karşıtları çabucak onu Colorado’ daki yargıçlık mevkiinden sürme fırsatını yakaladılar. Ve Lindsey ölümüne değin yargıçlık yaptığı Los Angeles, California’ya hareket etti.

Bugün yargıç Lindsey büyük ölçüde unutuldu, ancak zamahında cinsel reform mücadelesinin en etkin konuşmacısı ve bu uğurda en yoğun çalışanlardan biri olarak tüm dünyada bilinmekteydi.

Margaret Sanger (1883 -1966)

New York City’nin yoksul semtlerinde hemşire olarak çalışan Margaret Sanger, bu çalışma süresinde büyük bir cinsel sefalet görüyordu. Sanger, bir süre sonra hastalarına etkin bir yardımda bulunmak için sonuca yaklaştı. Onların istenilmeyen gebeliklerden kaçınmaları gerekiyordu. Derhal bu alanda araştırmalara girişti, bir yandan da yazılar kaleme almaya başladı. («Doğum Kontrolü» terimini bulan odur.) Margaret Sanger, her kadının kendi bedenini kontrol etme hakkına sahip olması gerektiğini güçlü bir biçimde hissediyordu ve 1914′te The Woman Rebel (Kadının İsyanı) dergisinde görüşünü açıklamaya başladı. Çıkarılan 9 sayının yedisi Federal yetkililerce toplatıldı. Ve Bayan Sanger ‘Mektupla müstehcen yayın göndermek’ suçundan sorguya çekildi. Bununla birlikte Sanger, çalışmasıyla hatırı sayılır bir destek kazandığından 1916′da dava düştü.

Aynı yıl Margaret Sanger ve kızkardeşi, Brooklyn’in Brownsville bölgesinde bir doğum kontrol kliniği açtılar. Bu klinik herkesin tepkisini çekiyor diyerek yetkililerce hemen kapatıldı. Kızkardeşler eyalet müstehcenlik yasasını çiğnemekle suçlanıp, ceza olarak 30 günlüğüne bir çalışma kampına gönderildi. Sanger mahkûmiyetini tamamladıktan sonra çalışmalarına 1929′da, Sanger Kliniğine baskın düzenlenerek dosyalar müsadere edilip önlenene değin devam etti. Yine, büyük bir destek davanın nihai olarak düşmesini sağladı. Sonuçta, 1936′da bir Federal (Yargıtay) istinaf mahkemesi hastaların iyi olmalarını sağlamak ya da yaşamını kurtarmak amacıyla gebelik önleyiciler için reçete yazmanın hekimlerin hakkı olduğunu onayladı.

1921′de bayan Sanger, Amerikan Doğum Kontrol Birliğini kurdu. 1929′da da doğum kontrolü için Federal Yasama Ulusal Komitesini örgütle-di. On yıl sonra Birlik 1942′de Amerikan Aile Planlama Federasyonuna dönüşen çeşitli başka gruplarla birleşerek Amerika Doğum Kontrolü Federasyonunu oluşturdu. 1952′de, Margaret Sanger, Uluslararası Aile Planlama Federasyonunun ilk başkanı oldu ve kalan zamanının ve enerjisinin çoğunu Asya’da doğum kontrolü davasına adadı.

Margaret Sanger’in büyük kişisel başarısı ve kesin olarak onaylanmasına karşın, onun ölümünden sonra, ABD’nin pek çok bölgesinde doğum kontrol bilgisinin etkin bir yayılımı yasal engellerle karşılaştı. Federal yasa hâlâ mektupla gönderilen bu tür bilgileri önlüyordu ve birçok eyalet, gebelik önleyicilerin satışı ve kullanımına yasal olarak izin vermiyordu. Evlilikte bile gebelikten korunmayı yasaklayan Connecticut yasasının anayasadışı olduğu 1965′e değin açıklanmadı. Anayasa Mahkemesinin kararı karşısında, 1966′da Massachusetts kendi yasasını, ancak bir doktor reçetesi ve yalnızca evli bir çift olmak, koşuluyla gebelikten korunmaya izin veren bir düzeltmeye tabi tuttu. Bu düzeltilen yasanın da anayasadışı ilan edip kaldırılması için bir 6 yıl daha geçmişti. Sonunda, 1970′de Kongre gebelikten korunmayla ilgili son kısıtlamayı da kaldırdı.

Bertrand Russell (1872 -1970)

Uzun yaşamı süresince İngiliz matematikçisi ve felsefecisi B. Russell, insan bilgisinin birçok farklı alanında değerli katkılarda bulundu ve bir takım insancıl davaların baş savunucusu oldu. Bunların hepsi aslında iyi biliniyor, bu yüzden burada yinelemeye gerek yok. Bununla birlikte, modern seks eğitimcileri Russell’in cinsel haklar ve cinsel sorunlara akılcı bir yaklaşım için sürdürdüğü cesaretli kavgasına özel bir şükran borçludur.

Russell, kendi çocuklarını yetiştirirken, karısıyla birlikte öğrencilere hatırı sayılır özgürlük veren karma bir okul kurdular. Bu okuldaki deneyimleri Russell’in eğitim üzerine görüşlerini büyük ölçüde etkiledi. 1929′da insanın

evlilik içi ve dışındaki cinsel ilişkilerine değinen Evlilik ve Ahlak (Russell’in bu kitabı Say Yayınları tarafından basılmıştır) kitabı yayınlandı. Bu kitapta, gençlerin çok daha iyi bir seks eğitimi için, evlilik öncesi cinsel ilişki ile evli çiftlerin evlilik dışı ilişki tercihleri ve çocuksuz çiftlerin karşılıklı rızayla boşanmaları tartışıldı. Russell, bu önerileri evliliğin sosyal bir kurum olduğuna inandığından getiriyor, aslında bilgisizlik, ikiyüzlülük ve cinsel sömürüye karşı savunup onu güçlendirmek istiyordu. Bazı bakımlardan Russell’in konumu kendinden 12 yıl önce bir kitap yazan Yargıç Ben Lindsey’in durumuna oldukça benziyordu. Lindsey gibi Russell’in de çabucak ahlaksız ilan edilmesi ve İkinci Dünya Savaşı sırasında ABD’ye geldiğinde, tutucu grupların kötü davranışı ve son derece şiddetli düşmanlığı ile karşılaşması şaşırtıcı sayılmaz.

1940′da Russell, New York City College’e felsefe profesörü olarak atandı. Bununla birlikte, City College’deki bazı öğrencilerin anababaları mahkemeye başvurup atamanın bozulması için bir dava açtılar. Anababaların avukatı, Russell’in kitaplarının «seks düşkünü, müstehcen, sefih, erotomanyak, afrodizyak, tanrı-tanımaz, dar kafalı, yalancı ve ahlaktan yoksun» olduğunu söylediler. Dahası, bir birey olarak, eşcinselliğe göz yuman ve İngiltere’de çıplak halde dolaşmaya ilgi duyan bir çevreye öncülük de etmişti. Russell’in felsefi yazıları ucuz, bayağı, işi bitmiş fetişler, halkı yanlış yola

sürüklemek için teşebbüsler ve hileler olarak değerlendirilip gözden düşürülmeye çalışıldı.

Olayı duyan yargıç, Russell’in kitaplarının «iğrenç», ahlaksızca ve «şehvani» öğretiler içerdiğini kabul edip doğruları öğretmediği için Russell’i suçladı. Mahkemenin kararına karşın atamanın yapılması, üniversitede bir «ahlaksızlık kürsüsü» kurma çabası olarak görüldüğünden bu yasadışı bir girişim olacaktı ve dolayısıyla üniversitede insanların genel sağlığı, güvenliği ve ahlakı çiğneniyor olacaktı. Russell, yargılamada bir taraf olmadığından bu suçlamaları yanıtlamak ya da eleştirmek hakkına sahip değildi. New York’taki Yüksek Öğretim Kurulu karara itiraz etmedi, çünkü olayın politik sonuçlarından korkuyordu.

Bertrant Russell konferanslarını Harvard’da sürdürdü ve daha sonra da Philadelphia yakınlarındaki Barnes kurumunda. Ancak, New York’daki deneyimleri Amerika’daki yasamı boyunca onu gölge gibi izledi.

SEKS EĞİTİMİNİN GELECEĞİ

1970′de ABD Federal Müstehcenlik ve Pronografi komisyonu Kong-re’ye ve Başbakana verdiği resmi raporunda şunu önerdi: Etkin bir seks eğitimi için ok yaydan çıkmıştır. Artık seksin insan yaşamının doğal ve normal bir parçası olduğunun ve insanın bizzat cinsel bir varlık olduğunun kabul edilmesi amaçlanmalıdır. Ortodoks bir tutum yerine eğitimde çoğulcu bir değerler sisteminin şekillenmesi sağlanmalıdır. Eğitim sadece biyolojik ve fizyolojik bilgilerle yetinmemeli, aynı zamanda toplumsal, ruhbilimsel ve dinsel bilgileri de içine almalıdır… toplumumuzun bütün kesimlerine, çocuklara olduğu kadar ergenlik çağındakilere ve yetişkinlere yönelmelidir.

Bu birkaç cümle çağdaş seks eğitimcilerinin yöntem ve hedeflerini yeterince açıklamakta ve gelecek için akılcı ilkeler ortaya koymaktadır. Bugün seks eğitiminin olumsuz bir rol oynayacağı fikrinin tersine seks alanında eğitimi olumlu olacağı inancı yaygınlaşmaktadır. İnsanlar kendi cinselliklerini yadsımamalı, tersine benimsemeyi öğrenmelidir. Kaldı ki bugünkü kültürümüzde artık bütün diğer eğitimsel alanlarda olduğu gibi seks eğitiminde de dogmatik olunmaması gerektiği açıklık kazanmıştır. Bu nedenle seks eğitimi biyolojik yaşam olgularının ya da jenital boşalım açıklamalarının da ötesinde daha çok bilgiyi içermelidir. Gerçekten de bugün seks eğitimi cinsel duygulanım ve fanteziler, mutluluklar, inanışlar, batıl inançlar konusundaki kısır tartışmaların yeniden gözden geçirilmesinin ötesine geçerek son derece olumlu bir çıkış yoluna girmiş bulunmaktadır. Bundan sonra tartışmalar, farklı toplumsal ve tarihsel dönemlerde cinsel davranışlar, erotizm, seks yasaları ve nihayet, «cinsel siyaset» konularında olacaktır. Son olarak çocuklara kısıtlayıcı olmaksızın, onların toplumun her kesiminde yerlerini bulmalarına yardımcı olmalıdır.

Bütün bunlardan sonra, eğitimin bütün yaşam boyunca sürdürülmesinin önemi özellikle, anlaşılmış olmalıdır. İnsan denen yaratık yaşadığı sürece öğrenmeye açıktır. Ve sadece sıradan yurttaş olmayı öğrenmekle kalınmaz.

Aileler, topluluklar, uzman grupları, siyasi oluşumlar ve hatta uluslar, seks eğitimi sonucunda kişilerin cinsel tutumlarını da değiştirebilirler. Sağlıklı yaşam biçimini, daha mantıklı ahlak standartlarına ve daha fazla cinsel hoşgörüyü benimseyebilirler. Bu önce kişisel sonra kolektif mutluluğun artmasını sağlar.

Kuşkusuz bugünkü cinsel sorunlarımızın birçoğu eski bilgisizliğimizden kaynaklanır. Bazı cinsel ve toplumsal sorunlar bütünüyle yanlış bilgilenmeler sonucu ortaya çıkmışlardır. Bedensel işlevler ve sıradan insan davranışları konusunda yanlış bilgilerden dolayı insan sakat davranışlar ya da korkuların kurbanı olmuştur, ki bu insan ilişkilerini öldürücü bir zehirdir.

Önde gelen seks eğiticileri bunun her zaman ayrımındadırlar ve yine birçok hekim klinik deneyimlerinde hep bu nokta üzerinde durmuşlardır. Böylece, kitabın başlarında gördüğümüz, son yıllarda, cinsel sapkınlığın tıbbi modeli, öğrenme modelinin yerini almıştır. Fizyolog ve psikiyatristler terapinin eğitimin biçimleri olarak açıklanan yeni özel çeşitlerini geliştirmişlerdir. Örneğin bir özyaşam öyküsel yöntem olarak açıklanabilen psikanaliz, çözüme tabi tutulan kişiye analizin kurnazca kılavuzluğu altında, kendi yaşam öyküsünü anlattıran bir eğitim yöntemidir. (Ayrıntılar için «Uyumcu-luk ve Sapkınlık, Sağlıklı – Hasta» bölümüne bakınız.)

Elbette daha çağdaş ve özgün «seks terapileri» eğitimin şekillenmesini sağlayabilir. Örneğin Master ve Johnson cinsel işlevsizliklerle ilgili tedavilerinde, yardım ettikleri kadın ve erkeklerin cinsel davranışlarını öğrenmek için kılgısal (pratik) alıştırmayla doğru bilgileri birleştirmişlerdir. Benzer biçimde ABD Ulusal Cinsellik Komisyonu tarafından geliştirilen «Cinsel Tutumların Yeniden Oluşturulması» programına katılanlar kendi tutumları üzerine eğitilir ve böylece onlara daha geniş bir anlayış ve cinsel doygunluk yolu gösterilmiş olur. Bütün bunlar ve benzeri gelişmeler, yaklaşmakta olan kavganın habercileri.

Kısacası, seks eğitimi, cinsel organlar ve onların işlevlerinin ve kullanımlarının gözden geçirilmesi, sorgulanmasından öte bir şeydir. Hatta tersine bütün akılsal ve bedensel insan yetisini sonu gelmez yöntemlerle geliştiren kuram ve pratiklerin birleştirilmesidir.

Başka bir deyişle, seks eğitimi, insanın cinsel bir varlık olarak eğitimi demektir.

Aile Planlaması Federasyonu

Margaret Sanger’in çabalarına ve doğum kontrolü için mücadele eden diğerlerinin çabalarına şükran borçluyuz. Onların uğraşları boşa gitmedi ve daha mücadelelerinin yarı yolunda, 1942′de Amerikan Aile Planlaması Federasyonu kuruldu. Bu federasyon şimdi çok daha genişleyerek irili ufaklı şubeleriyle tüm eyaletlerde kuruluşunu tamamladı. Yıllar içinde hatırı sayılır bir gelişme gösteren Aile Planlaması, herkesin yararlanması amacıyla üremeyle ilgili bilgiler ve iradi doğum kontrol hizmetleri sağlıyor. Aynı zamanda uzman ve yarı-uzman kişilerin aile planlaması alanındaki çalışmalarına destek oluyor.

Uluslararası Aile Planlaması Federasyonu, bugün yüzden fazla ülkeye, doğum kontrol servisleriyle hizmet veren ve yetmiş dokuz ulusun aile planlama gruplarının birleşmesiyle oluşan dünya çapında bir örgüt haline gelmiştir.

Bu gözlemlerden, bilinçli seks eğitiminin daha bebeklikten başlaması gerektiği görülüyor. Bebeklerin kendi bedensel tepkilerine aşina olması gerekir, onlar sevginin ne olduğunu anlamalı ve sevgisini ifade etmesini bilmelidirler. Onlara, uygun erkek ya da dişi kimliğini geliştirmeleri öğretilmelidir. Aynı zamanda onlar boş, anlamsız, dar bir cinsiyet rolüne zorlanmama-lıdır, bakımları sırasında. Çocuklar için bu türde bir basmakalıp rol iyi değildir ve böyle bir durum onların tam insani potansiyeli anlamasını önleyebilir. Çocukların ilgi gösterdiği herhangi bir konuda bilgisiz bırakılmaması gerektiğini söylemek bile gereksiz. Bu, aynı zamanda seks konusu için ele geçerlidir. Özel, kişisel konular gizli kalmalı, ama genel konuların gizlenmesine gerek duyulmamalıdır. Örneğin, elinizdeki kitapta bulunan her şey çocuklarla tartışılabilir, tabii doğru bir çizgi içinde ve dili de onların anlayabileceği düzeyde bir düzeltmeden geçirilerek.

Seks eğitimi esasen ahlaksal değerlerle ilgili olduğundan, kuşkusuz, anababaların himayesi ve sorumluluğu altındadır. Her şeye karşın, başka çalışma alanlarında olduğu gibi, okullarda biyolojik, psikolojik, yasal, tarihsel ve kültürel bilgileri biraz daha geniş vererek önemli bir katkıda bulunabilirler. Nitekim, onlar çocuklara başka tartışmalı konular gibi, tutkulara kapılmadan ve akademik bir yaklaşımla, avantajlarıyla birlikte seks konusunda bilgi verebilirler. Böyle bir uygulamanın ardından, konunun genelde daha düzenli bir şekilde ele alınmasının koşullan yaratılmış olmaktadır.

Bununla birlikte, cinsel bilgi ev ve okullarla sınırlı kalmamalıdır. Aynı zamanda, kiliseler, gençlik kuruluşları, Kızılhaç, Aile Planlama örgütleri, kütüphaneler, müzeler ve hayvanat bahçeleri, insan ve hayvan cinselliğine ilişkin çeşitli tablolara değinen özel programlar hazırlayabilirler. Yayıncılar, çocukların seks eğitimi için çok daha iyi kitaplar, broşürler, dergiler, karikatürler ve plak albümleri sağlayabilirler. Füm yapımcıları eğlendirici, ama her şeye karşın eğitsel seks filmleri yapabilirler, tüm aile ya da özellikle genç seyirciler için. Televizyon istasyonları çeşitli yaş gruplarından insanlar için özel seks eğitim programları yaratabilir. Olasılıklar sonsuz görünüyor ve şu anda tükemek şöyle dursun, ancak çok azı algılanmaktadır. Öğrenci gazeteleri kadar günlük basın da gençlerin cinsel sorunlarına ve hatta düzenli seks eğitimine daha fazla yer ayırabilirler. Belli gebelik önleyiciler herkesin kullanabileceği otomatik parayla çalışan makinelerle çok daha serbest bir şekilde temin edilebilir bir hale getirilebilir. Ayrıca gebelik önleyicilerin yanında gebelikten korunma ve zührevi hastalıklar hakkında ayrıntılı bir bilgi verilebilir. Böyle bir bilgi aynı zamanda âdet tamponlarının bulunduğu kutularda yer alabilir.

Bu sürekli eğitsel kampanyadaki bazı unsurların tüm görünümleriyle üreme üzerinde odaklanacağı açıktır, ancak başka şeylerde aynı zamanda seksin duygusal görünümü ve cinsel etkinliğin bir parçası olabilen haz duyma üzerine konuşmaları vurgulayacaktır. Gerçekte böyle bir haz yetisi dikkatlice desteklenmelidir. Ne yazık ki böyle bir şeyi gerçekleştirme büyük bir dirençle karşılaşıyor. Gençlerin cinsel deneyimlerini bu kitabın başka bir yerinde tartıştık ve toplumumuzda çok az yetişkinin bu tür deneyimleri teşvik ettiği ya da göz yumduğu gerçeğini de öğrendik. Şartlara göre, böyle bir cinsel eğitimin ilk pratik yanı uzun zamandır savsaklanmış bir halde kalıyor. Bununla birlikte, salt cinsel eğitimde değil, başka herhangi bir eğitsel konuda da pratik eksikliğin bulunduğunu herkes açık olarak görebiliyor. Aslında, hiç kimse kitap okuyarak ya da konferanslar dinleyerek bir öğrencinin dans etmeyi öğreneceğini ummaz. Yine hiç kimse sadece tarifle yetinerek otomobil sürmeyi öğrenemez. Kısacası, bugün varolan ve savunulan haliyle seks eğitimi başka bir eğitim disiplininde olmayan bazı kısıtlamalarla engelleniyor hâlâ. Öğrencilere yeterli bilginin verildiği durumda bile, onların bilgilerini yoğun bir uygulamayla bir şekle sokmalarına da izin verilmiyor. Onlar gerçek cinsel eşlerle kendilerini gerçek durumda gösteremez, kendi izlenimlerini toplayamaz ve çeşitlendiremez, ya da çeşitli yolları deneyerek öğrenemez. Hatta çoğu zaman eğiticinin içtenliksiz ya da kötü niyeti olmasa bile, seks eğitimindeki tüm resmi girişimler bu garip sınırlamalara gerçekdışı ve alışılmamış bir hava veriyor.

Kuşkusuz birçok genç insan resmi olmayan yollardan cinsel ilişkiyle meşgul oluyor ve böylece bazı pratik bilgiler kazanmaya çabalıyor. Ancak bu gençler eylemlerini yetişkinlerin onayı olmaksızın yapıldığından, deneyimleri başkalarında olabildiği gibi ödüllendirici, eğitici ve haz verici olamıyor her zaman.

Dahası, onların eşleri de aynı yaştan oluyor bu kez ve çoğu kez aynı deneyimsizliği ve güvensizliği birlikte yaşıyorlar. Geçmişte ve günümüzde birçok toplum oğlan ve kızlara ergenlikte deneyimli ve yaşça daha büyük eşlerin cinsel bakımdan yardım etmeleri gerektiğine inanmakta. Ne yazık ki ABD’nin birçok eyaletindeki seks yasaları gençler ve yetişkinler arasındaki cinsel temasa sınırlamalar getirmeye devam ediyor. (Bak «Uyumculuk ve Sapkınlık, Yasal – Yasadışı».)

Liseden ayrıldıkları zaman, birçok genç Amerikalı, bazı pratik deneyimler geçiriyorlar, ancak doyumsuz yaşıyorlar ve yüksekokullarda normal olarak çok daha geniş cinsel fırsatlar buluyorlar normal olarak. Büyük ölçüde yüksekokul öğrencisi insan cinselliği üzerine çeşitli kurslara girebiliyor ve aynı zamanda kampüste doğum kontrol hizmetleri de yapılıyor. Yüksekokula gitmeyen genç insanlar da Aile Planlaması, çeşitli başka genel ve özel cinsel bilgi ve danışma hizmetlerinden yararlanabiliyor. Son zamanlarda bu tür servislerde bir çoğalma görülmektedir ve bunlar da toplumun her düzeyinden kişilere yardım edebiliyorlar. Şimdi bazı hekimlerin kendi film ve video kasetlerini yaparak hastane ya da başka tedavi yerlerinde bunları kullanmaları buna çarpıcı bir örnek oluyor. Böyle bir olanak çocuk doğumu, çocuk bakımı, gebelikten korunma, gebelikte cinsel ilişki ya da benzer özel konuları kesin bir biçimde gösterme açısından çok yerinde görülüyor.

Yetişkinlerin seks eğitiminde başka bir kaynak her biçimde kitle iletişim araçlarıdır. Özellikle belli yönelimleri olan popüler dergiler genelde cinsel teknikler, erotik sanat, seksle ilgili yasal ve felsefi sorunlar, cinsel töreler tarihi konularında oldukça fazla eğitsel niteliklere sahiptir. Aslında bu tür dergiler çoğu kez «müstehcenlik» ve pornografi suçlamalarıyla karşılaşmakla birlikte, bazen oldukça değerli cinsel bilgileri basit bir dilde vererek pekâlâ yerinde bir görevi üstlenmiş oluyorlar. Birçok durumda da daha «saygın» yayınlarca açık bırakılan bir boşluğu dolduruyorlar. Bu, aynı zamanda pornografi sinemaları için de geçerlidir. Bu tür filmlerin bir kısmı insanların cinsel duygularını sömürücü ve yıkıcı olmalarına karşın, bir kısmı da gerçekten deneyimsiz seyircileri eğitme işlevini yerine getirebilecek düzeyde olabiliyor.

Öte yandan, bizim çağdaş pornolarımızın insan cinselliğini çoğu kez oldukça gerçekdışı bir şekilde resmettiği görülüyor ve böylece belli saf okuyucuyu ya da izleyiciyi yanlış yöne sevkedebiliyor. Gerçekte, bazı seks eğitimcileri sansür ya da yasaklamak için söz konusu bu tür materyalleri yeteri kadar ciddi tehlike saymakta. Bununla birlikte, bizim tıbbi ve psikiyatrik metinlerde, ansiklopedilerde, evlilik rehberlerinde, ilmihâllerde, edebi çalışmalarda çok daha fazla zararlı yanlış bilginin bulunduğunu hatırlamamız gerekir. İşin doğrusu, tüm dünyada kilise kapılarında milyonlarca satılan dinsel broşürlerde bugün bile belli tehlikeli yanlış kavramlar yayılmaya devam ediyor. Bu kitapçıkların bazıları bilgisiz genç bir insanın kafasında kötüleyici bir etki yapabilir pekâlâ. Ayrıca, bu kitapçıklar önyargı ve cinsel hoşgörüsüzlüğü besleyebilir çoğu kez. Tüm bu olgularla karşılaştırılırsa, bazı pornolar nispeten zararsız görünüyor.

Ne olursa olsun, sansür iyi bir çözüm değildir. Bizimki gibi çoğulcu toplumlarda, «en iyi» cinsel bilgi yalnızca engellenmemiş çok yönlü bir araştırma ve tüm görüşlerin yer aldığı herkesin katılabildiği istekli bir tartışmadan çıkan «kendine özgü» cinsel değerlerde bulunabilir.

Bunu, genellikle bugünkü durum ortaya koyuyor ve muhtemelen de gelecek onu karakterize edecek. Böylece, nihai olarak, biz seksin tehdit edici ve hisleri etkileyici bir sorun olmaktan çıkacağı bir noktaya varacağını ümit edebiliriz. Yerine, insan yaşamının ne aşırı fazla ne de aşırı az dikkat toplayan doğal bir görünümü gelir. Önceki daha az bastına yaşlarda seks eğitimi normal olarak herkesin genel eğitiminin bir parçası olur.

Kaynak: Erwin J. Haeberle – CİNSEL ATLAS

Erken Boşalma - Vajinismus

Filed Under: Cinsel Yaşam

Tags:

About the Author:

RSSComments (0)

Trackback URL

Leave a Reply




If you want a picture to show with your comment, go get a Gravatar.