<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Cinsel Danışma ve Bilgi Portalı &#187; Cinsel Sapkınlıklar</title>
	<atom:link href="http://www.cinseldanisma.net/kategori/cinsel-yasam/cinsel-sapkinliklar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.cinseldanisma.net</link>
	<description>Türkiye&#039;nin Cinsellik Danışma Portalı</description>
	<lastBuildDate>Wed, 15 Sep 2010 11:43:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Uyumculuk ve Sapkınlık</title>
		<link>http://www.cinseldanisma.net/uyumculuk-ve-sapkinlik/</link>
		<comments>http://www.cinseldanisma.net/uyumculuk-ve-sapkinlik/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 13 Sep 2010 11:18:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cinsel Danışma</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Sapkınlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[ABD'de Yürürlükteki Sex Yasaları]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsellik ve Türk Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Doğal ve Doğaldışı]]></category>
		<category><![CDATA[Doğal Yasa ve Doğanın Yasası]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı - Hasta]]></category>
		<category><![CDATA[Sex ve Din]]></category>
		<category><![CDATA[Sex ve Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Sex ve Psikiyatri]]></category>
		<category><![CDATA[Tıbbi Cinsel Sapkınlık Modeli]]></category>
		<category><![CDATA[Yasal - Yasadışı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cinseldanisma.net/?p=137</guid>
		<description><![CDATA[Her toplum, üyelerinin cinsel davranışı için standartlar, kurallar ve normlar geliştirir. Bu normlar, bir toplumdan başka bir topluma, bir tarihsel dönemden öbürüne, çok farklı olabilir, ama bunların her durumda yol açtığı sonuç, insanları iki gruba bölmek olmuştur: Normlara uyum gösteren &#8230; <a href="http://www.cinseldanisma.net/uyumculuk-ve-sapkinlik/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Her toplum, üyelerinin cinsel davranışı için standartlar, kurallar ve normlar geliştirir. Bu normlar, bir toplumdan başka bir topluma, bir tarihsel dönemden öbürüne, çok farklı olabilir, ama bunların her durumda yol açtığı sonuç, insanları iki gruba bölmek olmuştur: Normlara uyum gösteren «normal» kişiler ve normlardan sapan, yani «anormal» kişiler ya da «sapkınlar». Örneğin, yüzyılımızın başlarına kadar K. Afrika Siwanları, bütün «normal» erkekleri eşcinsel sayıyorlardı. Buna karşılık, Arap Yarımadasında yaşayan Rwala bedevileri, eşcinselliği öyle «anormal» ve iğrenç görüyorlardı ki, eşcinsel eylemlerde bulunanları idamla cezalandırıyorlardı.</p>
<p>Kendi toplumumuza bakınca, Viktorya çağında «normal» kadınların orgazma ulaşmamaları gerektiğinin düşünüldüğünü görüyoruz. Orgazma ulaşanlar ya da mutlaka ulaşmak isteyenler, çoğu kez hafifmeşrep, ahlaksız ve hatta hasta diye damgalanıyorlardı. Bugün ise «normal», «işlevsiz» ya da «yetersiz» sayılıp tedavisi öngörülenler, orgazma ulaşamayan kadınlardır.</p>
<p>Bu birkaç örnek, yalnızca cinsel normların göreceliğini değil, bu normlardan sapmaların çok farklı toplumsal tepkiler doğurabileceğini de göstermektedir. Bir başka deyişle, bir kültürde cinsel uyumluluk sayılan şey, bir başka kültürde cinsel sapkınlık olabilir; üstelik sapkın sayılanlar da çok farklı akıbetlere uğrayabilirler.</p>
<p>Gördüğümüz gibi, cinsel sapkınlığa en az dört şekilde yaklaşılabilir:</p>
<p>•   Kişisel bir yabansıdık olarak alaya alınabilir (Tamamen karşıcinsel Siwan erkekleri gibi)</p>
<p>•   Bir ahlaksızlık belirtisi olarak kötülenebilir (Orgazma ulaşan Viktorya çağı kadınları gibi)</p>
<p>•   Bir suç olarak cezalandırılabilir (Eşcinsel Rwala bedevileri gibi)</p>
<p>•   Bir hastalık ya da bozukluk olarak tedavi edilebilir (Orgazma ulaşamayan çağdaş kadınlar gibi)</p>
<p>Yukarıdaki durumların ilkinde cinsel sapkınlık önemli bir sonuç doğur-mamaktadır. Sapkınlık gösteren kişi, kolayca hoş görülebilen tuhaf bir insandır. Ancak, öteki üç durumun çok daha ciddi sonuçları vardır. Sapkınlık, bir kez ahlaksal, yasal, ya da tıbbi açıdan belirlenmeyegörsün, hemen kiliseleri, mahkemeleri ya da tıp mesleğini ilgilendirmeye başlar. Bunun sonucu olarak, sapkınlık gösteren kişi, artık itilmemesi gereken zararsız bir uyumsuz olarak görülmekten çıkarak, kurtarılması gereken bir günahkâr, cezalandırılması gereken bir suçlu ya da tedavi edilmesi gereken bir hasta haline gelir.</p>
<p>Kuşkusuz, demin saydığımız durumlara uyan dört örnekteki cinsel davranışın özel bir dikkat çekmeyeceği ve gerçekte hiç sapkınlık sayılmayacağı toplumlar da vardır. Böyle «hoşgörülü» toplumlarda cinsel standartlar birçok kişisel özellikleri kapsayacak biçimde geniş ve esnek olabilmekte ve böylece hem eşcinsel, hem de karşıcinsel erkekler, orgazma hem ulaşan hem ulaşmayan kadınlarla aynı normallik sınırları içinde sayılmaktadır.</p>
<p>Öte yandan, özellikle katı cinsel normları olan bir toplum, bütün bu farklı insan gruplarından herhangi birini ya da tümünü yalnızca bir değil, birkaç sapkınlık kategorisine yerleştirebilir. Viktorya Çağı Avrupa ve Amerika&#8217; sında orgazma ulaşan ve cinsel istekleri olan kadınların, çoğu kez hem ahlaksız hem de hasta sayıldığını daha önce belirtmiştik. Böylece onlar yalnızca dinsel öğütlere değil, aynı zamanda psikiyatrik tedaviye de katlanmak zorunda kaldılar. Günümüzde de bazı ülkelerde, erkek eşcinselliğine yalnızca günah değil, bir suç ve bir hastalık gözüyle de bakılmaktadır. Bu ülkelerin erkek eşcinselleri sonuçta üçlü bir toplumsal tepkiyle karşılaşıyorlar. Gerçekten de moral bozucu bir durum.</p>
<p>Ancak modern toplumlarda cinsel normlar oldukça hızlı değişebildiği ya da iki ayrı tip sapkınlık sayılan bir şeyin birdenbire basit bir sapkınlık ya da tam bir uyum düzeyine indirgenebildiği unutulmamalıdır. Böyle ani ve çarpıcı bir değişimin örneği son yıllarda ABD&#8217;de yaşanmış ve bu ülkede psi-kiyatristler artık eşcinselliği hastalık saymaz olmuş, birçok eyalette yasama organları, eşcinsel davranışlara karşı olan geleneksel yasaları kaldırmış ve Hıristiyan kiliselerin bazıları böyle davranışları günah sayarak lanetlemekten vazgeçmiştir. Böylece, oldukça kısa bir süre içinde çok sayıda Amerikalı eşcinsel, toplum dışına itilen kişiler olmaktan çıkarak saygın yurttaşlar haline gelmişlerdir. Yalnızca tutucu kiliselere mensup insanlar, tutucu eyaletlerde oturanlar ya da tutucu psikiyatrlara tedaviye gidenler, kendilerini, «düzeltilmesi» gereken sapkınlar olarak tanımlanır durumda bulmaktadırlar.</p>
<p>Böylece sorunun bir başka önemli yönüne ulaşmış bulunuyoruz. Hızla değişen dünyamızda cinsel davranışa ilişkin ahlaksal, yasal ve tıbbi standartlar her zaman birbirine uymayabilir ve hatta tümüyle kendilerine özgü olabilir. Yani bu standartlardan biri ile tümüyle uyum sağlamamız, öbüründen sapmamız sonucunu doğurabilir. Örneğin, terapist, orgazma ulaşamayan bir kadından, «tümüyle işlevsel» hale gelmesi için sık sık mastürbasyon yapmasını isteyebilir. Ancak, aynı kadına papaz, mastürbasyonun Tanrı tarafından cezalandırılacak bir günah olduğunu söyleyebilir. Kısacası o, ya sağlıklı ve ahlaksız, ya da ahlaklı ve hasta olmak arasında bir seçim yapmak zorunda kalacaktır. Kararı ne olursa olsun, sonuçta cinsel bir normu çiğnemiş olacaktır. Aynı nedenle, mastürbasyon yapmasını salık veren terapist de ceza yasasını çiğniyor olabilir. (Bugün bile, ABD&#8217;nin bir eyaletinde başkasını mastürbasyona zorlamak suçtur) Buna karşın, meslek ahlakı açısından terapistin böyle bir teşvikte bulunması gerekebilir. Yani terapist de ya yasalara uymak ve ahlaksız olmak, ya da ahlaklı ve suçlu olmak arasında bir seçim yapmak zorundadır. Böylece o da bir ikilemle karşı karşıyadır. Terapistin dinsel inançlarını ya da papazların tıbbi görüşlerini göze alarak, bu normlar çatışması daha derin olarak incelenebilir, ancak sorun daha şimdiden açığa çıkmıştır:</p>
<p>Gerek sapkınlık, gerekse uyumculuk görece deyimlerdir ve bunların somut anlamları, içinde bulundukları toplumsal koşullara göre değişir.</p>
<p>Geçmişte ne yazık ki bu basit gerçek her zaman anlaşılamamıştır. Bugün birçoğumuz için çok açık olan bu sorun, tarihte çoğu kez en aydın ve parlak zihinler tarafından görülememiştir. Tam tersine, cinsel sapkınlığı, kişiden kaynaklanan ve toplum tarafından denetlenmesi gereken nesnel bir nitelik olarak görmüşlerdir çoğu kez. Bu görüşe uygun olarak, bir «sapkın kişilik» bulunduğunu varsaymışlar ve çabalarını, onun özelliklerini bulgulamaya ve gelişmesini açıklamaya yöneltmişlerdir. Bu alandaki bulgularına dayanarak, sapkın kişiliği uyumluluğa zorlayacak çeşitli yöntemler geliştirmişlerdir. Cinsel sapkınlığa yüzyıllar boyunca kabul gören tek yaklaşım bu idi. Arasıra, bunun üslubu ya da vurgulanan sapkınlıklar değişmekle birlikte, sonuçlar her zaman şaşılacak ölçüde benzer idi.</p>
<p>Egemen toplumsal iktidarın dinsel içerikli olduğu ortaçağlarda sorun, temelde dinsel ve ahlaksal deyimlerle dile getiriliyordu. Böylece, cinsel uyumculuk ile cinsel sapkınlık arasındaki fark, doğru yol ile günah arasındaki fark olarak görülüyordu. Cinsel sapkınların içine şeytan ya da kötü bir ruh girmişti. Bunlar, yalnızca dua ederek ve tövbekar olarak «normal» insanlara dönüşebilirlerdi. Cinsel sapkınlığı denetleyebilmek için, toplumun daha fazla papaz ve kiliseye gereksinmesi vardı. (Bunun ussal sonucu olarak cinsel uyumculuk en iyi bir «kilise devleti»nde sağlanabilirdi.)</p>
<p>Modern çağın başlamasıyla birlikte, kilise iktidarını giderek laik makamlara bıraktı ve böylece sorun, temelde yasal deyimlerle dile getirilmeye başlandı.</p>
<p>Cinsel uyumculuk ile cinsel sapkınlıklar arasındaki ayrım, artık yasalara uyma ve suç arasındaki ayrım olarak görülüyordu. Cinsel sapkınlar «suçlu tipler» idi. Bunlar ancak ceza ve ıslah ile «normal» insanlara dönüştürülebilirdi. Cinsel sapkınlığı denetim altına alabilmek için toplumun daha çok polise ve hapishaneye gereksinmesi vardı. (Bunun ussal sonucu olarak, cinsel uyumculuk en iyi biçimde bir «polis devleti»nde sağlanabilirdi.)</p>
<p>Sonunda, 19 ve 20. yüzyıllarda siyasal otoriteye güven azalırken, bilime duyulan saygı arttı. Sonuç olarak sorun, temel tıbbi terimlerle tartışılmaya başlandı. Cinsel uyumculuk ile cinsel sapkınlık arasındaki ayrım, ruh sağlığı ile ruh hastalığı arasındaki ayrım olarak görüldü. Cinsel sapkınlar «psikopatlar» idi. Bunlar ancak psikiyatrik tedaviyle «normal» insanlara dönüşebilirlerdi. Cinsel sapkınlığı denetim altında tutabilmek için toplumun daha çok psikiyatriste ve akıl hastanesine gereksinimi vardı. (Bunun ussal sonucu olarak, cinsel uyumculuk en iyi bir «terapatik devlet»te sağlanabilirdi.)</p>
<p>Bu durumların her birinde aynı temel ideolojinin geçerli olduğunu görebiliriz: Varolan cinsel normlar üzerine kafa yorulamaz. Cinsel sapkınlık hoş-görülemez. Sapkın, sapkın davranışta bulunma hakkına sahip değildir. Suçluları yola getirmek ve cinsel uyumculuğu evrenselleştirmek için özel yetkilerle donatılmış özel toplumsal sözcüler ve kurumlar gerekmektedir. Genelinde insanlar «en iyi» cinsel davranışlara ancak bir tür totaliter denetim altında ulaşacaklar ve bunu koruyabileceklerdir.</p>
<p>İkinci bir gözlem yapmak da yerinde olur. Cinsel davranışın toplumsal denetimi, «Tanrı», «yasal düzen», ya da «tıp bilimi» adına yapılabilir. Ama hangi gerekçeye dayanırsa dayansın, bu, nesnel yansızlıkla ve «doğal» olarak sunulmalıdır. Toplumlar bunun gerçekte, bir insan grubunun başka bir insan grubu tarafından denetim altına alınması olduğunu itiraf etmekten hoşlanmazlar. Düzenlemenin toplumsal ve aslında siyasal olan yönü pek tartışılmaz ve dinsel, yasal ve tıbbi maske altında gizlenir.</p>
<p>Ancak sapkınlık sorununu anlamak isteyen biri, olaya çok daha geniş bir açıdan bakmak zorundadır. Sapkın birey ve onun kabul edilebilir türden «normal» bir kişiye dönüştürülmesi üzerine dikkatleri toplamak yeterli değildir. Bu dönüşümün yapılması için direten ve zaten onu peşinen sapkın olarak tanımlamış olanların incelenmesi gerekir. Gerçekten de böyle bir incelemede çoğu kez görülebileceği gibi, uyumu çoğunluğun haklılığını, saygınlığını ya da ruh sağlığını geniş ölçüde besleyen ve doğrulayan şey; günahkârlar, suçlular ve ruh hastalarının görünür varlığıdır. Bunlar, gereksinim duyulan «uyarıcı örnekler»i sağlamakta ve böylece nüfusun geri kalan kısmında toplumsal yakınlık ve denge kurulmaktadır. Bunların varlığı, aynı zamanda olumsuz yoldan, toplumun egemen değerlerini doğrular: Tanrıtanımazların varlığı dinin önemini vurgular, yasa tanımazların varlığı, yasaların ve düzenin önemini vurgular. Aklı yerinde olmayan insanların varlığı, psikiyatrinin önemini vurgular.</p>
<p>Öyleyse, sapkınlık ve uyumculuk birbirini desteklemekte ve ortak bir kaynaktan fışkırmaktadır. Sapkınlığın belli kişilerde kendiliğinden doğduğu ve toplumun da buna ilişkin bir tür eyleme zorlandığı görüşü, dar bir görüştür.</p>
<p>Toplumların, belli ölçüde sapkınlık yaratacak ve bunların yardımıyla seçilmiş belli normları geçerli kılacak biçimde kendi kendilerini örgütlediklerini söylemek daha doğru olur. Yani diyebiliriz ki, toplumlar hem kendi sapkınlıklarını hem de kendi uyumculuklarını öğretir; ayrıca sapkınlığın bazı kişilerde nesnel olarak varolduğunu ve bizatihi sapkın bir kişiyi ya da bizatihi sapkın bir eylem olabileceğini düşünmek, sorunu fazla basitleştirmek olur. Sapkınlık, kişilerin bir özelliği ya da onların davranışlarının niteliği değildir. Tersine, sapkınlık insanların etkileşiminin bir sonucudur. Toplumsal ilişkilerle yaratılır, sürdürülür ve yok edilir. Kısacası, sapkınlığı bir toplumsal rol olarak tanımlamak en doğrusudur.</p>
<p>Erkekler ve kadınlar, ya başkaları ya da kendileri tarafından sapkın olarak etiketlendirildiklerinde sapkın olurlar. Örneğin, bir kişinin dinsel inançları, resmi dinsel yetkililer tarafından yalnız ve tehlikeli bulunduğunda kâfir olur. Sonuçta bu yetkililer onu afaroz ederler ve eğer güçleri varsa zor kullanarak sustururlar. Öte yandan, bir kişinin eyleminin yasaya aykırı olduğu yetkililer tarafından anlaşılırsa, o kişi suçlu olur. Nihayet, bir kişi, davranışlarının ruh sağlığına aykırılık gösterdiği resmen anlaşıldığı zaman ruh hastasıdır. Ondan sonra psikiyatrik makamlar onu hasta ilan ederek tedaviye koyulurlar.</p>
<p>Aynı ölçütlere göre, erkekler ve kadınlar, başkaları ya da kendileri tarafından sapkın diye etiketlendirildikleri zaman sapkınlıktan çıkarlar. Örneğin, küfürlerini geri alarak ve tövbekar olarak, cezalarını çekerek ve suç işlemekten vazgeçerek ve ruh hastalığından kurtularak yetkili makamların isteğini yerine getirirler. Sonuçta, «kâfir», «suçlu» ve «ruh hastası» etiketleri resmen sökülüp atılır. Artık eski sapkınlar, uyumcu çoğunluğa katılır. Kilise de bağrına basar bunları, ya da toplum saygın kişiler olarak benimser, böylece sağlıklılar dünyasına katılırlar.</p>
<p>Özüne indirgendiğinde, uyumculuk ve sapkınlık arasındaki ilişki budur. Ancak uygulamada bazı ek etmenler durumu karıştırır. Bunlardan birine az önce kısaca değindik:</p>
<p>İnsanların kendi kendilerini sapkın olarak etiketlendirmeleri, yani kendi istemleriyle inançlarının küfür olduğunu itiraf etmeleri, işledikleri suçu itiraf etmeleri ya da bir ruh hastalığı için tedavi edilmeyi istemeleri sık sık görülür. Bazı durumlarda da tam tersine, kendilerine yükletilmek istenen sapkın rolü reddederler. Bunun korkunç bir yanlış olduğunu söylerler. Böylece afaroz edildikten sonra bile iddia eder, hapishanede bile masum olduklarını ileri sürer, akıl hastanesinde bile aklı başında kişiler olduklarını ısrarla söyleyebilir, ya da yükletilmek istenen sapkın rolünü başka bir nedenle reddederler: Resmi standartları çiğnediklerini kabul etmekle birlikte, bunların yasadışı ve geçersiz olduklarını ilan ederler. Böylece, geleneksel dinsel inançların batıl, ceza yasasının adaletsiz, teşhis yöntemlerinin bilimdışı olduğu ileri sürülebilir.</p>
<p>Yetkili makamlara gelince, onlar da bazen, belirli bir kişinin sapkınlığını onaylamaya çekinebilirler. Davranışları tümüyle gelenekdışı olmasına karşın, bunda olağandışı bir şey görmeyi reddedebilirler. Ya da, kendisi sapkın olmakta diretmesine karşın, arzusu hilafına onu hatalı ilan edebilirler. Ek olarak, bir kişinin üzerindeki sapkın etiketi başka iki yolla da olabilir: Birincisi, işgüzar sorgu görevlilerinin, rüşvet yiyen yargıçların ya da bilgisiz doktorların bir hata işlemiş olduğunu kabul edebilirler. Böylece «kâfir» diye yakılan bir kişi daha sonra aziz olarak ilan edilebilir, bir suçlu aklanabilir ve bir ruh hastası hatalı bir teşhisin şanssız bir kurbanı olarak taburcu edilebilir. İkincisi de, yetkililer, dogmalarında reform yapmaya, yasalarını yürürlükten kaldırmaya ya da psikiyatrik sınıflama sistemlerini gözden geçirmeye karar verebilirler. Bu durumların hiçbirinde sapkın, davranışını değiştirmediği halde tekrar uyumcu hale gelebilir.</p>
<p>Bütün bunlar, önemli bir başka noktayı ortaya çıkarıyor: Resmi standartları çiğneyen herkes sapkın diye etiketlendirilmiyor ve sapkın diye etiketlenen herkes resmi standartları çiğnemiyor. İmansızların tümü kilisenin dikkatini çekmiyor. Yasa çiğneyicilerin tümü yakalanıp hüküm giymiyor ve şaşırtıcı davranışlarda bulunanların tümü, soluğu psikiyatristin karşısında almıyor. Tersine, uyumcu olmayan bu kişilerin tümü, çevreleri tarafından az çok «normal» sayılıyor. Öte yandan, tümüyle «normal» olan kişilerin yanlış kanıtlara dayanarak kâfir, suçlu ya da deli rollerine itilmesi de pekâlâ olasıdır. Bu kişiler, biçilen rolü kabul ya da reddedebilirler ama her iki durumda da sapkınlıkları yadsınamaz bir olgu haline gelir ve sonuçlarına katlanmaya başlarlar. Belki hâlâ gerçek inançlarını yitirmemiş olabilirler. Ama yine de sapkındırlar. Belki gerçekten de yasaları çiğnememişlerdir ama yine de sapkındırlar; belki gerçekten «delilik» etmemişlerdir, ama yine de sapkındırlar.</p>
<p>Bu gözlemlerin ışığında, çağımızda sapkınlığı inceleyenler bakış açılarını çoktan genişletmişler ve sapkınlığın toplumsal içeriğini bütünüyle göz önüne almaya başlamışlardır. Yalnızca bireydeki sapkın davranışın kökenlerini merak etmekle kalmayıp, şu soruları soruyorlar şimdi: Belli kişiler, niçin ve nasıl toplumdan dışlanarak sapkın rolüne itiliyorlar? Bu kişiler kendilerine biçilen role nasıl tepki gösteriyorlar? Toplum buna nasıl tepki gösteriyor?</p>
<p>İnsanlar, sapkın rolünü hangi koşullarda red ya da kabul edebilirler? Toplum etmeninin, sapkın kişi için yararları ve zararları nelerdir? Öteki insanlar için yarar ve zararları nelerdir?</p>
<p>Kitabımızda bütün bu soruları olanca derinliği ile incelemek olanaksızdır kuşkusuz. Bunların karmaşıklığını anlamamız yeter. Amacımız sınırlı olduğu için kısa ve yüzeysel bir betimleme ile yetineceğiz. Bu yüzden de son bir noktayı vurgulayarak tartışmamızı kısa kesiyoruz. İnsanların, bir kez kendileri ya da başkaları tarafından sapkın olarak etiketlenmesi benimsen-meyegörsün, bu kişilerin, kendi toplumlarının özellikleri içinde bu rolün algılandığı biçimde sapkın rolünü oynamaktan başka seçenekleri kalmaz. Gerçekte bu kişiler çoğu kez sapkınlığı tam bir kariyer haline getirerek öteki sapkın arkadaşları ile birlikte özel sapkın alt kültürünü oluşturuyorlar. Böylece, örneğin bir münkir, yeni bir dinsel mezhebin tanınmış önderi olabilir: bir suçlu, profesyonelleşerek yeraltı dünyasına katılabilir ya da bir akıl hastası, «çılgınlığını» gözler önüne sererek bireysel izdeşlik kazanabilir. Bu sapkın alt kültürler, eninde sonunda kendi sapkınlarını yaratıyor ve bunlar da kendi alt kültürlerini oluşturabiliyor ve bu süreç devam ediyor.</p>
<p>Bütün bunların özellikle cinsel sapkınlıkla ilgisi nedir? İlk örneklerimize dönersek, bu soruyu en özlü biçimde şöyle yanıtlayabiliriz. Viktorya çağında orgazma ulaşan ve cinsel istek gösteren kadınların, çoğu kez hasta ve günahkâr sayıldığını ve gerek papazlar, gerekse psikiyatristler tarafından kurtarılmaya çalışıldığını görmüştük. Bu kadınlar, yalnızca şehvetli diye ahlaki açıdan yerilmekle kalmıyor, eğer mastürbasyon yaptıkları anlaşılır ise «mastürbasyon deliliğinden kurtarmak için tıbbi tedaviye alınıyorlardı. Eğer kocalarının cinsel başarısından hoşnut değillerse, «nimtomani» ya da «erotomani» tedavisine alınıyorlardı. Bu tedavilerde şaşırtıcı aşırılıklara gidildiği, klitoridektomi yapıldığı (klitorisin alınması), hatta daha radikal cerrahi müdahalelere gidildiği oluyordu. Eğer hastalar tedavi sonucu iyileştirilemez-se, ya «hafifmeşrep kadın» ya da «tımarhanelik deli» olarak sapkın bir statüye zorlanıyorlardı.</p>
<p>Ne var ki, orgazma ulaşan kadınların hepsi bu akıbete uğramıyorlardı. Eğer durumları fark edimlmezse ya da kocaları buna dayanabil irse, sapkın olarak etiketlenmiyor ve oldukça normal bir yaşam sürüyorlardı. Dinsel ve psikolojik görüşler nihayet değiştiğinde ve orgazma ulaşmaya çok eğilimli kadınlar bile normal sayıldığında, kadınlarda aşırı cinsel istek sorunu bütünüyle ortadan kalkmaktadır. Gerçekte durum bu arada neredeyse tersine dönmüş ve artık orgazma ulaşamayan kadınlar suçluluk duymaya itilmiştir. Böylece yine bazıları tedavi için psikiyatristin yolunu tutmakta ve hatta</p>
<p>daha «etkin» mastürbasyon için dersler almaktadırlar. Öte yandan, eğer gerçekten iffetli bir yaşam yeğliyor ya da kocaları, onların orgazma ulaşmamalarını yeğliyorsa, sapkın olarak nitelendirilmeleri tehlikesi pek yoktur.</p>
<p>Eşcinsel erkek örneği daha da öğreticidir. Kitabımızda daha önce de gördüğümüz gibi, eşcinselliği sorun etmeyen toplumlar vardır. Bu toplumlarda eşcinsel davranışlar hoş görülmekte, hatta özendirilmekte ama hiçbir «eşcinsel»e de rastlanmamaktadır. Bizim toplumumuzda da eşcinsel için özel bir rol ayrıldığını ve bazı insanların bu rolü az çok keyfi olarak benimsediklerini görmüştük. Kinsey&#8217;in sınıflandırma ölçeği, karşıcinsellerle eşcinsellerin kesin çizgilerle ayrılmadığını, birbirini dışlamadıklarını ve bu olgunun kalıcı olmadığını göstermiştir. Bu yüzden de herhangi bir kişinin eşcinsel olup olmadığı sorusuna nesnel bir yanıt verilemez ve yanıt ancak toplumsal etkileşim yoluyla belirlenir. Örneğin bir tek eşcinsel eylemde yakalanan bir asker ömür boyu sapkın bir kariyer sürmeye itilirken, genç bir erkek fahişe kendini karşıcinsel sayabilir ve toplum da onu öyle benimseyebilir. Bu kişi eşcinsel eylemlerini salt para için yaptığından, bunlar «gerçek sayılmamaktadır». Eğer polis tarafından yakalanmazsa, eninde sonunda evlenerek «normal» bir aile babası sayılabilir. (Ayrıntılar için «Eşcinsel Birleşme» bölümünün girişine bakınız.)</p>
<p>Ne var ki, bir erkek eşcinsel diye etiketlenmişse, yani kendini «eşcinsel», «ibn&#8230;» ya da «homo» saymaya ve herkes tarafından da böyle sayılmaya başlanmışsa, rolünü herkesin beklediği gibi oynar. Bu beklentilerin farklı toplumlarda ve farklı durumlarda değişik olacağını söylememiz bile gerekmez. Bazen eşcinsel rolü tümüyle olumludur: Bir şaman ya mübarek bir adam (belli «ilkel» kültürlerde olduğu gibi), ya da örnek bir yurttaş sayılabilir (Melji öncesi Japonya&#8217;da olduğu gibi). İnce ruhlu bir dahi de sayılabilir (bazen batı folklorunda olduğu gibi). Başka zamanlarda ise bu rol tümüyle olumsuzdur. Ortaçağ Avrupa&#8217;sında olduğu gibi bir münkir, bugün ABD&#8217;nin kimi eyaletlerinde olduğu gibi bir suçlu, ya da yine bugün ABD&#8217;nin kimi eyaletlerinde olduğu gibi «psikopat» sayılabilir. Ayrıca, aynı toplum içinde bile eşcinsel rolünün olumlu ya da olumsuz niteliğinin değiştiği unutulmamalıdır. Yani insanlar bu rolü terketmeden anlamını tersine çevirebilmektedirler. Böylece, bir toplumda eşcinseller farklı görülmeye devam edilirken, yine de kendileri hakkındaki ahlaksal değerlendirme değişebilir. Bizzat eşcinseller için de geçerlidir bu. Örneğin, kamuoyunun istediği gibi kendilerini «kötü» kişiler sayarak bu yüzden sorumsuz davranabilirler. Ancak vicdani yargı olarak «eşcinsellik iyidir» sonucuna vardıktan sonra, sorumlu yurttaş davranışına girebilirler. (Eşcinsel alt kültürü hakkında da aynı gözlemler yapılabilir.) Eşcinselliği sorun etmeyen toplumlarda ne «eşcinseller» ne de bir «homo alt kültürü» bulunmaz. ABD&#8217;de ise her ikisi de bulunmaktadır. Gerçekten de Amerikan homo alt kültürünün bizzat kendisi de, örneğin «teyzeler ve çıtkırıldımlar», «uzatmalı kraliçeler», «fahişeler», «bisikletliler ve deliler takımı» gibisinden birkaç ikinci derecede alt kültüre bölünüyor. Bütün bu gruplar kendilerine özgü toplumsal ve cinsel biçimlerini geliştiriyorlar. Buna karşın son yıllarda tümü de bazı ortak değişikliklere uğramıştır. Geçmişte genellikle ketum, kuşkulu, hoşgörüsüz ve dışlayıcı olmalarına karşın, bugün daha rahat ve açık hale gelmiştir. Üstelik artık onlara yeni, övünçlü ve liberal homo alt kültürleri katılmıştır. Bunlar arasında homo kurtuluş grupları, homo öğrenci birlikleri, homo spor kulüpleri, homo kiliseleri, homo siyasal gruplar ve homo meslek kuruluşları bulunmaktadır.</p>
<p>Bu ve öteki gelişmelerin sonunda, eşcinsellerin hem kendileri hem de kamuoyu katında, görüntüsü çok düzelmiştir. Giderek daha çok sayıda kişi eşcinsel rolünün içsel ya da kalıcı olmadığını anlamaya başlıyor. Çeşitli toplumsal baskılar altında edinilen özellikler dışında, eşcinsellerin cinsel yönelimlerinden başka bir ortak yanları yoktur. ABD&#8217;de eşcinsel sapkınlık yaratan sapkınlıklar böylece kırılmaktadır. En azından, geleneksel stratejilerden bazıları artık başarılı olamamaktadır. Örneğin, eşcinselliğin nedenlerinin psikiyatrik yöntemle araştırılmasının nesnel bir bilimsel çalışma olmadığı artık kabul edilmeye başlanmıştır. Bu anlayış, gerçekte eşcinsellerin denetim altına alınması için yeni mazeretler bulma ve yeni yöntemler geliştirme çabasından başka bir şey değildi. İşin aslına bakılırsa, eşcinselliğin nedenlerini araştıran bir psikiyatrisi, Protestanlığın nedenlerini araştıran bir Katolik engizisyon yargıcına oldukça benziyordu. Kuramsal bilgi sağlamak isteyen nesnel bir gözlemci değil, bir sapıncı ezip yoketmeye çalışan, kurulu düzenden yana bir ajandı. Üstelik, tıpkı Protestanlık gibi eşcinselliğin de belli bir nedenler grubu olmadığı anlaşılmıştır artık. Bu iki olayın bizzat kendilerine parmak basmak hemen hemen olanaksızdır, çünkü gerek Protestanlar gerekse eşcinseller, çeşit çeşit ve boy boydur. Son yargıda, dinsel ve cinsel sapmaların tek başlarına incelenmesinde yarar olmadığı anlaşılmaktadır. Bunlar dinsel ve cinsel Ortodoksluğun doğal ürünleridir.</p>
<p>Bundan bütün cinsel standartların eşit olduğu ya da tümünün birden terkedilmesi gerektiği anlamı çıkarılabilir mi? Sapkınlık yalnızca onu görenin gözünde midir? Her şey belirsiz midir? Kesin cinsel ölçütler hiç mi yoktur? İnsanları cinsel ahlaksızlık nedeniyle kınamaktan, cinsel suçlar nedeniyle cezalandırmaktan ya da cinsel sorunlar nedeniyle tedavi etmekten vaz geçmeli miyiz? Elbette hayır. Bütün bunları yapmak hem hakkımız hem de görevimizdir. Her şey bir yana, çatışma ve mutsuzluğa yol açan ciddi cinsel uyumsuzluk örneklerini hemen her gün görüyor ya da işitiyoruz. Bu örneklerin kimilerinde cinsel saldırganlığın çeşitli biçimlerine karşı korunma isteyen kurbanlar, kimilerinde ise insanı kötürümleştirici cinsel çekingenliklerden, zorlamalardan ya da yıkıcı eğilimlerden muzdarip ve profesyonel yardım isteyen kişiler vardır. Bunlardan ne ilki ne de ikincisi uzun bir süre yok sayılamaz. Hiçbir toplum belli cinsel idealleri olmadan yaşayamaz. Bu standartların uygulanması ve bu ideallere yönelinmesi, bu ideallerin amaçlanması, bir toplumun ahlaksal değerinin doğrudan yansımasıdır:</p>
<p>Ama aynı nedenle her toplumun yaşadığı deneyimlerin ışığında, cinsel deneyimlerin tekrar tekrar incelenmesi gerekir. Bir toplum, cinsel değerlerinin sorumluluğunu açıkça yüklenmeli, bir «doğal düzen» kuruntusu ardına saklanmamalıdır. Tarihsel ve karşılaştırmalı kültürel incelemeler cinsel şiddet ve mutsuzluğun çoğu kez doğrudan doğruya gerçekdışı, usdışı ve gereksiz toplumsal düzenlemelerden kaynaklandığını açıkça gösteriyor. Bizim uygarlığımızın bu konuda çok sefil bir geçmişi olduğu kesindir. Avrupa ve Amerika&#8217;da, cinsel sapkınlık tarihi resmi iki yüzlülüğün, zulmün ve bağnazlığın dehşet verici örnekleriyle doludur ve hepimizin önünde çok hüzün verici bir ders olarak durmaktadır.</p>
<p>Bundan sonraki sayfalarda, cinsel davranış üzerine Batının geleneksel, dinsel, yasal ve tıbbi standartları ayrıntılı olarak incelenecektir. Ortaya çıkan cinsel sapkınlık biçimleri ve bunlarla başa çıkmak için geliştirilen çeşitli yöntemler de uzun uzadıya tartışılacaktır. Başka kültürlerle birkaç aydınlatıcı karşılaştırmaya, gözleme de gidilecektir. Metin, kolayca anlaşılması bakımından üç bölümde düzenlenmiştir.</p>
<p><strong>Kaynak:</strong> Erwin J. Haeberle – CİNSEL ATLAS</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cinseldanisma.net/uyumculuk-ve-sapkinlik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cinsel Sapkınlık</title>
		<link>http://www.cinseldanisma.net/cinsel-sapkinlik/</link>
		<comments>http://www.cinseldanisma.net/cinsel-sapkinlik/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Nov 2009 11:24:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cinsel Danışma</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Sapkınlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Sapkınlık]]></category>
		<category><![CDATA[cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[çocukculuk]]></category>
		<category><![CDATA[egzibisyonizm]]></category>
		<category><![CDATA[fetişizm]]></category>
		<category><![CDATA[fortçuluk]]></category>
		<category><![CDATA[frottörizm]]></category>
		<category><![CDATA[heteroseksüel]]></category>
		<category><![CDATA[mazoşizm]]></category>
		<category><![CDATA[Parafilik]]></category>
		<category><![CDATA[pedofili]]></category>
		<category><![CDATA[psikoanalitik]]></category>
		<category><![CDATA[röntgencilik]]></category>
		<category><![CDATA[sadizm]]></category>
		<category><![CDATA[teşhircilik]]></category>
		<category><![CDATA[transvestik]]></category>
		<category><![CDATA[voyerizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cinseldanisma.net/?p=57</guid>
		<description><![CDATA[Hastalar tarafından ilk etapta yalnızca bozukluk olarak algılanan veya hiç fark edilmeyen, ancak toplumsal nedenlerden ya da partnerlerinin şikayetlerinden dolayı sorun olarak tespit edilen cinsel sapkınlık (parafili); normal cinsel ilişkiden sapma anlamında kullanılan bir terimdir. Normal cinsel ilişki; karşı cinsten &#8230; <a href="http://www.cinseldanisma.net/cinsel-sapkinlik/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hastalar tarafından ilk etapta yalnızca bozukluk olarak algılanan veya hiç fark edilmeyen, ancak toplumsal nedenlerden ya da partnerlerinin şikayetlerinden dolayı sorun olarak tespit edilen cinsel sapkınlık (parafili); normal cinsel ilişkiden sapma anlamında kullanılan bir terimdir. Normal cinsel ilişki; karşı cinsten bir kişiyle boşalmayı amaçlayan, sevişmeyi ve penis-vajina birlikteliğini içeren bir ilişki diye tanımlanır.</p>
<p>Cinsel sapkınlıklar; genellikle tekrarlanan ve kişiye üzüntü veren özel cinsel fanteziler, yoğun cinsel dürtüler ve uygulamalar ile karakterize cinsel bozukluklardır.</p>
<p>Cinsel sapkınlıkların en tipik özelliği, cinsel uyarılma ve orgazm ile ilişkili olay, bilinçli ve bilinçsiz bileşenleriyle özel fantezilerdir. Fantazinin etkileri ve onun davranışsal gösterimi, kişinin cinsel alanın ötesine kadar uzanarak hayatını istila etmektedir.</p>
<p>Cinsel sapkınlıklar; büyük oranda erkeklerde gözükmektedir. Tüm parafililerin %50’sinden fazlası ilk belirtilerini 18 yaşından önce gösterirler. Parafilik davranışların meydana gelişi 15 ila 25 yaşları arasında tepe noktasına ulaşır ve tedrici olarak azalır.</p>
<p>Klasik psikoanalitik modelde, heteroseksüel uyum için normal gelişme sürecini tamamlayamamış kişilere parafililik kişi denir. En sık görülen cinsel sapkınlıklar; teşhircilik (egzibisyonizm), fetişizm, fortçuluk (frottörizm), pedofili (çocukculuk), mazoşizm, sadizm, röntgencilik (voyerizm), transvestik fetişizmdir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cinseldanisma.net/cinsel-sapkinlik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

