ABD’DE YÜRÜRLÜKTEKİ SEKS YASALARI
ABD’nin her eyaleti, yurttaşlarının cinsel davranışını kendine göre değerlendiren seks yasalarına sahiptir. Bu yasalar, öngörülen cezanın şid-detliliği kadar, ceza verilebilir suçların karekteri ve sayısına göre de şaşırtıcı bir uyum eksikliği gösterir. Örneğin, başka bir eyalette henüz suç olmayan bir cinsel eylem, başka bir eyalette ömürboyu hapisle cezalandırılabilir. Bundan başka, cinsel suçları tanımlayan terminoloiye göre de bütünüyle bir karışıklık vardır. Bu amaç için kullanılan çeşitli resmi terimlerin çoğu bili-möncesi kökenlidir anlamları eyaletten eyalete değişir.
Düzenli seks yasalarına ek olarak, birtakım eyaletler aynı zamanda suçluları psikiyatrik tedaviye zorlayan ve onların herhangi bir tedavi kurumuna teslimine izin veren özel yasalara sahiptir. Bu yasalar belli bir cinsel suçluyu bir küre ihtiyaç duyan cinsel psikopatlar olarak açıklar. Sonuç olarak böyle suçlular, (ki bazılarını yalnızca belli bir müddet ya da kısa bir hapiste bulunma cezası olacaktır,) belirsiz bir dönem için ya da yaşamının geri kalan zamanı için bir akıl hastanesine kabul edilebilir. Bazı eyaletlerde bu suçlular duruşmaya çıkarılmaksızın teslim edilebilir.
Kuşkusuz, bu garip yasalar; onların dayandığı varsayımları destekleyecek bilimsel tanıkların varolup olmamasına bakılmaksızın, bilim adına yürürlüğe konmuştur. Gerçekte «cinsel psikopat» terimi tam olarak bilimsel değildir ve bugün psikiyatristlerce bilinen herhangi bir hastalıkla ilişkisi yoktur. Bu yüzden, bir kişi bir eyalette sağlıklı, başka bir eyalette hasta kabul edilebilir. Her şeye karşın, bu yasalar bilgilendirilmemiş olan insanlara hâlâ cinsel şiddet önleme kuruntusundan başka bir şey vermediğinden, sadece kitap raflarında kalıyor. Oysa, işleyen teşhis teknikleriyle potansiyel tehlikesi suçlulara ve tehlikeli olmayanları ayırt edebilme olanağını kazanılabilir.
Herhalde, yalnızca çok az cinsel suçlu şiddete başvurur. Bundan başka seks suçluları, suçlarını öteki suçlulara göre de muhtemelen daha az tekrarlar. Nihayet, zorla psikiyatrik tedavinin, rehabilitasyonun etkin bir aleti olduğuna ilişkin önemsiz bir kanıt vardır. (Daha fazla ayrıntı için «Sağlıklı-Has-ta»ya bakınız.)
Amerikan seks yasasının alışılmamış çeşitliliği ve tutarsızlığı, elimizdeki kitabın çerçevesinde onun kesin bir tanımının yapılmasını önlüyor. Bununla birlikte, kişi bu yasaya konu olan belli esas davranış alanlarını tanıyabilir. Onlara karşı yürürlükte olan resmi tutum aşağıda kısaca özetleniyor.
Mağdurları İlgilendiren Suçlar
Gerçekte tüm ülkeler, zorla, hileyle yaralama, istismarın olduğu ya da isteksiz mağdurların gözü önünde yapılan cinsel hareketleri cezalandırır. Bu durumların her birinde, açıkça polise şikâyet edebilecek veya edebilir durumda olan mağdurlar vardır ve bunların korunma isteminde bulunmaları onların haklarıdır. Korunmayı sağlayamayan ya da onu istemeyen bir toplum uzun süre yaşayamaz. Bu nedenle, oldukça uygun bir şekilde, ABD’de her eyalet, mağdurları ilgilendiren cinsel suçlara karşı yasalara sahiptir ve bu yasalar her zaman uygulanmaya çalışılır.
Bununla birlikte, birçok eyalette yasaları düzeltmeye büyük bir gereksinme duyulur. Bazı durumlarda onlar artık etkili olmayan eski ve belirsiz bir dilde açıklanıyor. Başka durumlardaysa gerçekdışı ve karşı ceza üreten ya da uygulanması halinde suçlu ile mağdura birlikte ceza vermek duru-” munda olan yasalar konumundadır. Buna iyi bir örnek, şimdi kadın özgürlük gruplarının baskısı sonucu birçok eyalette gözden geçirilen geleneksel tecavüz yasalarıdır.
Bununla birlikte, yasalar başka bir durumda geri çekilebilir. Onların potansiyel mağdurları koruma girişimi sırasında esasen zararsız hareketleri de yasaklarlar ve böylece, başka hiç kimsenin varolmayacağı durumda suç yaratırlar. Öte yandan, yasakoyucular her zaman yeteri kadar koruyucu olmayabilirler. Sonuç olarak, bazı açıkça tehlikeli olduğu bilinen cinsel davranışlar uygun ceza almayabilirler.
Yasaların kendileri kadar bu ve benzer sorunlar, özel suçlara değinen aşağıdaki paragraflarda tartışılıyor.
Tecavüz
Sade vatandaş olasılıkla tecavüz suçunu «eşlerin isteğine karşı zorla cinsel ilişki» olarak tanımlayacaktır. Oysa bu ABD’nin birçok eyaletinde resmen belirlenen tanıma uymaz. Her şeyden önce birçok eyaletin ceza yasaları yalnızca «dişilere tecavüz edilebilir» anlayışıyla sınırlıdır. (Başka erkeklere tecavüz eden erkekler, bu tecavüz statüsüne göre dava konusu olamazlar.) İkinci olarak, bu yasalar çok kere zorla olmayan durumları tecavüz hareketi içine almaz, aslında tecavüz «mağdurun» tam rızasıyla da olabilir. Örneğin bir dişi, yaşının altında, aklen kusurlu ya da sarhoş olduğu zaman yasa basitçe onun rıza yaşının altında olduğunu varsayar. Bu durumlarda onun tamamen istekli olabilmesi ya da işinin aktif olarak ayartılmasının önemi yoktur. Böyle bir durumda dişiyle herhangi bir cinsel ilişkiye otomatik olarak tecavüz gözüyle bakılır. Bundan başka, reşit olmayan bir kızla cinsel ilişkide bulunma, olarak adlandırılan durumda çoğu kez toplu zorla tecavüz gibi şiddetle cezalandırılır. (Gerçekte çoğu tecavüz mahkûmiyetleri şiddet kullanılmayan tecavüz tipleri içindir.)
Geleneksel olarak, tecavüz cezası her zaman bir yıldan ömürboyu hapse değin uzanan, son derece şiddetli bir mahkûmiyetle karşılanır. Hatta birçok eyalette ölüm cezası da yaygındır. Özellikle suçlu siyah, tecavüze uğrayan beyaz ise. (Son yıllarda ölüm cezasının anayasaya uygunluğu mahkemelerde inceleme konusu olduğundan, tecavüz için verilen cezalarda herhangi bir infaz olamamaktadır.)
Bu birkaç gözlemin daha şimdiden gösterdiği gibi, Amerikan ırza geçme yasaları belki iyiniyetlidir ama her zaman doğru olmayabiliyor. Gerçekte bazı durumlarda açık anlamsızlıklar ortaya çıkabiliyor. Örneğin, bazı cezai yasalar tecavüz hareketini cinsel birleşme ya da birleşme girişimiyle sınırlar. Sonuç olarak herhangi bir giriş olmaksızın seks organlarının apozisyo-nu ve zor yoluyla el, ağız ya da anal ilişki, farklı statülerde dava konusu olabilir. Hatta bu cinsel hareketler, mağdura zorla birleşmeden çok, yaralayıcı ya da onur kırıcı gelebilir. Bu yalnızca karşıcinsel ilişkiyle değil, aynı zamanda cezaevinde sık sık olduğu gibi erkek ve dişi eşcinsel tecavüzleri biçiminde de görülebilir. Aynı zamanda kadınların erkeği silah ya da başka ölümcül silahlar kullanarak birleşmedışı sekse zorladığı durumlar da olmaktadır. Böyle suçlar tecavüz kabul edilmez ve bu nedenle yeteri kadar şiddetle cezalandırılmayabilirler.
Öte yandan, birçok durumda reşit olmayan kızla cinsel ilişki kurmanın hiç kimseye zarar vermediği ve bunu aslında kitaplardan çıkarılması gereken eyalet-imalatı, geçersiz, yapay bir suç olduğu açıktır. Onlu yaşlardaki erkeği yalnızca kız arkadaşları reşit değil diye damgalayıp yıllarca hapse atmanın ne iyi bir yasayı işletmekle, ne de iyi bir duyguyla ilgisi vardır. (Çoğu eyalette 16-18 arasında olmakla birlikte, reşit olma yaşı eyaletten eyalete değişir ABD’de.) Aynı nedenle, aklen kusurlu olan birisiyle rızasız cinsel ilişkide bulunmayı tecavüz olarak değerlendirmek pek akıllıca bir iş değildir. Bu tür dişilerin de tıpkı başkaları gibi cinsel ilişki kurma hakkına sahip olmaları gerekir. Onları, sevgililerinin yasayla herhangi bir tecavüzkâr olarak değerlendirilmesi perişan eder. Gerçekte bu, onlara baskı yapmak değil de nedir? (Aynı zamanda «Cinsel baskılara» bakınız.)
Bununla birlikte, günümüz ırza geçme yasalarına başka bir karşı çıkış da onların uygulanması durumunda olabilir. Çoğu kez ırzına geçilen dişi, ırzına geçilmeden önceki cinsellik süreci incelenmek suretiyle rahatsız edilebilir. Oysa, onun cinsel yaşamının mahkemede de konu dışı tutulması gerekir. Aslında, bir fahişe bile ırzına geçilmeme hakkına sahiptir. Bazı eyalet yasaları aynı zamanda ırzına geçilenin son ana kadar direnmesini ister. Böyle bir direnişe kanıt bulunamazsa, ırza geçen serbest bırakılabilir. Dahası, ırza geçme için getirilen cezalar çoğu kez öyle uç noktadadır ki, mahkeme jürileri mahkûm etmekte isteksizlik gösterirler. Daha açık kanılara daha hafif cezalar verilebilir.
Sonuçta, Amerikan yasa yapıcılarının bir seks suçundan çok, bir şiddet suçu olarak değerlendirdiklerinde, ırza geçmeye karşı daha büyük korunma sağlayabildikleri görülüyor. Irza geçenin kullandığı şiddetin tipi ve ölçüsüne göre, ırza geçme cezalarnın farklı olması gerekir. Tüm yaşlarda, erkek olsun dişi olsun, her iki cinsin de korunmuş olması gerekir. Reşit olmayanlar cinsel ilişki kurmanın tecavüz olarak görüldüğü kategoride de ortadan kaldırılmalıdır.
Çocuklara Sarkıntılık (Sübyancılık)
Kişiler cinsel sarkıntılık, tehdit ve saldırıyla karşılaştığında ya da rahatsız edildiğinde, yalnızca fiziksel yaralanmalar değil, aynı zamanda psikolojik yıkımla da karşı karşıya gelebilir. Bu çok genç ve yardım gereksinen kişiler, yani özellikle çocuklar için geçerlidir. Bu nedenle, cinsel sarkıntılıklara
karşı herkesin korunması gerekirken, çocuklar, delikanlılardan ya da yetişkinlerden çok daha fazla ihtiyaç duyar korunmaya.
Birkaç bu tür korunma belki sert cezalarla sağlanabilir. Çoğu eyaletin ceza yasası gerçekte bu varsayımla hareket eder ve böylece çocuklara sarkıntılık edenleri asgari 30 günden (Vizconsin eyaleti) azami ömürboyu hapse kadar (California) cezalandırır. Ek olarak, bazı eyaletler, böyle suçluları cinsel psikopat olarak değerlendirip tedavi için akıl hastanelerine gönderir ve hatta bu eğilimlerinden kurtuldukları zaman bile polis kayıtlarına geçirilir. Bizzat hapishanede bir sübyancı çok kere onu «short eyes» ya da «baby roper» diye adlandıran öteki mahkûmlarca hor görülür, kötü davranışlarla karşılaşır.
Ne yazık ki Amerika’daki çocuk sarkıntılığı üzerine yasalara daha yakından bir gözatma bu yasaların doğrulukları üzerine ciddi kuşkular yaratır. Her şeyden önce, çocuğun resmi tanımı eyaletten eyalete değişir. (Bazı durumlarda 18 yaşın altında olan herkes bu kategoriye sokulur.) İkinci olarak, suçlunun yaşı her zaman hesaba katılmaz. Böylece, gençler arasında karşılıklı cinsel oyun durumları «çocuğa sarkıntılık» olarak değerlendirilebilir. Kuşkusuz katılanlardan biri mağdur rolüne uygun bulunur, öbürü de bir sübyancı olarak damgalanır. Üçüncü olarak, yasalar çoğu kez tehlikeli olanla, gönül rızasıyla olan sarkıntılıklar arasına ayrım koymaz. Bu anlayışın temelinde çocuğun hiçbir zaman rıza göstermeyeceği ve böyle bir hareketin her zaman zararlı olduğu düşüncesi yatar. Oysa, bu bakış akılcı olmadığı gibi baskıcıdır da. (Bakınız: «Cinsel-Baskı-Çocuklar»).
Çocuğa sarkıntılık üzerine yasalara ek olarak, aynı amaca hizmet eden daha başka yasalar vardır. Böylece şu ya da bu şekilde çocuklarla cinsel ilişki kuran yetişkinler, aynı zamanda «bir küçüğü kabahat işlemeye teşvik», «bir küçüğün ahlakını bozma» «şehvetini kötüye kullanma», «sodomy», (oğlancılık) «uçarılık», «şehvet uyandırıcı davranış» … gibi statülerde tutulup dava konusu edilebilirler. Koşullara bağlı olarak, edebe aykırı teşhir yasasıyla ya da eğer suçlu yakın akrabasıysa ensestle suçlanabilir.
Çalışmalar, çocuğa sarkıntılıktan mahkûm olanların büyük çoğunlukta mağdurların, arkadaşı, tanışı, komşusu ya da akrabaları olduğunu göstermiştir. Aynı zamanda araştırmalar sonucunda fiziksel yaralanmaların seyrek görüldüğü belirlenmiştir, (davaların yaklaşık %2′sinden). Herhangi bir psikolojik yıkımı belirlemek çok zordur ve eğer böyle bir zarar olursa, bu da yetkililerin ve anababanın tepkisinin çocuğa, cinsel hareketin bizzat kendisinden daha fazla bir yıkıma neden olduğu durumlarda görülebilir. Çocuklar, baskı, gözdağı verme ve fiziksel saldırının kötü olduğunu anlarken, şiddet kullanmayan sübyancılara karşı yetişkin histerisinden ciddi bir biçimde sarsılabilir. Bu nedenle, çocuğun yaralanıp yaralanmadığı, tedirgin edilip edilmediği, zorlanıp zorlanmadığı, tehdit edilip edilmediğine ya da katılanların isteğine göre olup olmadığına göre, çocuk sarkıntılığına resmi bir fark getirilmelidir. Son durumlar dava konusu edilmezse, açıktır ki, çok daha hafif mahkûmiyetler alır. Gerçekte onları ilk aşamada bir suç olarak değerlendirmek pekâlâ doğru olmayabilir. Aynı zamanda reşit olma yaşını en azından ergenlik yaşına indirmek yalnızca gerçekçi bir davranış olarak görünür. Hawai eyaletinde, birçok Avrupa ve Asya ülkesinde olduğu gibi, reşitlik (rıza) yaşı her iki cinsiyet için en fazla 14 olarak görünür. Hatta birçok durumda yaşı indirmek doğru olabilir. (Gerçekte, cinsel eşler için bütün yaş sınırı kanısı kuşkulu bir konu olarak kalıyor. Bugün birçok insan haklı nedenle başka zararsız ve yasal davranışın bir suç oluşturması için yalnızca yaşın temel olmasının gerekmediğini tartışıyor.)
Müstehcenlik ve Uçarılık (Herkesin önünde) Uçarılık ve müstehcenliği tanımlamak oldukça zor, hemen hemen gözleyenin yorumuna kalmıştır bu. Her şeye karşın, onlar isteksiz tanıklar önünde çıplak olmak ya da cinsel davranışta bulunduklarından, insanları tedirgin edip gücendiren uçarılık ve müstehcenliği çeşitli örneklerle tanımlamak olası.
Böyle bir örnek, cadde üzerinde cinsel organlarını teşhir eden ya da mastürbasyon yapan birkaç insanla gösterilebilir ya da genel bir tuvalette cinsel ilişkide bulunan ve ansızın bu olayla karşı karşıya kalan insanları şoke eden birkaç insanın durumu da bunlara bir örnek oluşturabilir. Kadın ve erkek arasındaki cinsel ilişki, eğer herkesin gözü önünde, bir plajda, parkta yapılırsa suç teşkil edebilir. Seks hakkında yüksek sesle gürültülü konuşmalar, telefon görüşmelerinde cinsel açıklık ve cinsel davetler aynı zamanda yalnız kalmayı isteyen ve böyle şeylerden haz duymayan insanları oldukça rahatsız edebilir. Aynı şekilde ilan tahtasında açık işaretler, çizme, pencere önü gösterileri vb. ortalama insanca aşırı görülen şeyler de bu tablo içinde ele alınabilir. Son olarak insanlar birbirlerinin en yakın ilişkilerini gizlice izleyenlere, yani röntgencilik yapanlara karşı da büyük ölçüde kızgınlık duyabilirler.
Bu ve benzer durumlarda, toplu uygun yasalar ve uygun cezalarla potansiyel mağdurları korumak için açık bir yükümlülüğe sahiptir. Oysa, şimdi ABD’nin çoğu eyaletinde kitap sayfalarında yer alan yasalar tatmin edici olmaktan uzaktır. Örneğin, cinsel organları herkesin önünde teşhir etmek durumunda, ceza çoğu kez gerçekte oluşan zarara oranla oldukça fazladır. Genel dinlenme salonlarında yapılan seks, sodomy ya da doğaya karşı suç gibi tamamen farklı çağrışımlar yapan ve aşırı cezalar taşıyan yasalarla cezalandırılır, herkesin rahatını bozduğu için bir ceza düşünülmez. Özellikle eşcinseller arasında, cinsel isteklerin bazen çok nazik ve engelleyici olmayan biçimleri bile cezalandırılır. Gerçekte suçun işlendiğine tanık olacak herhangi bir kişiye gerek duymaksızın sivil polisin tuzağına düşen ihtiyatlı kişiler hiç de seyrek değildir.
İş ilanları, magazin dergi kapakları ve aslında insanların büyük çoğunluğu onları tamamen kabul edilebilir bulmasına karşın, yasayla açık açık sayılabilir. Arasıra, hatta büyük sanat çalışmaları bile genel görüşe uygun olmadığı gerekçesiyle yargılanabilir. Röntgenciliğe (dikizciliğe) karşı yasalar, taraf tutucu ve tutarsız olabilir. Bu yüzden yasalar bir kanun adamının bir defasında önemsiz abartmayla dikkat çektiği gibi. Eğer bir adam bir kadını açık bir pencerenin önünde çıplak seyrederse, erkek «teşhirci» olarak tutuklanır. Kadının her zaman basitçe mağdur olduğu varsayılır. Herkesin gözü önünde uçarılık ve müstehcenliğe (açık saçıklığa) karşı çoğu yasalarda ortaya çıkan daha derin bir sorun; onların aşırı gayretli yetkililerce kötüye kullanılmayı davet eden aşırı belirsizliğidir.
Koşullara göre yasalar, zararlı olan hareketle, sadece şaşırtıcı ya da değeri olmayan arasında açık bir ayırım yaparsa halka daha iyi hizmet etmiş olacağa benziyor. Sonraki, durumun öncekinden daha az şiddetle cezalandırılması gerekir. Çıplaklık ve cinsel etkinliğin rıza gösteren yetişkinler arasında ya da kişisel olarak gücendirilmeyen tanıklar önünde olanının hiçbir zaman yasadışı olmaması gerekir.
MAĞDURSUZSUÇLAR
Tıpkı başka birçok toplumda olduğu gibi, modern Amerika’da da herhangi bir kimsenin mağdur olmadığı, polise şikâyette bulunma niyetinde olmayan eşlerin rızasıyla, özel bir şekilde işlenen bir suç sınıfı vardır. Mağ-dursuz suç diye adlandırılan bu eylem hiç kimseye zarar vermez. Gerçekte belki en iyi karşılıklı yarar sağlamak amacıyla insanların hizmet ya da eşyaları değiştirmesi ya da işleme tabi tutması olarak tanımlanır. Ancak bu işlem yalnızca onlara katılanlarla ilgilidir. Başkasını etkilemek tasarlanmaz. Oysa, yasanın onlardan inkâr ettikleri ve yasanın onlardan uzak tutmaya çalıştığı ya da reddettiği bazı şeyleri sağlar. Bu nedenle onların yasanın yükümlü kıldığını izlemekte bir çıkarı yoktur. Onlar yetkililere ne bir soruşturma konusu yaratmak için uğraşırlar ne de tanıklık ederler.
Eğer yönetim yasalarını mağdursuz suçlara karşı uygulamak isterse, bu gözlemlerden alışılmamış ve çoğu kez büyük kuşkuyla karşılanan yöntemler kabul etmesi gerektiği çıkarılır. Bu tür yöntemlere sistemli hafiyelik ve gereksiz bir biçimde konuşma, gizli takip, gizli ajanlar kullanımı, baştan çıkarma ve tuzağı içerebilir. Bununla birlikte, bu ince çabalar çoğunlukla yalnızca yetersiz bilgilerle sonuçlanır ve bununda astarı yüzünden pahalı olur. Mağdursuz suçların çoğu karekteri onun farkedilmemesini sağlar. Yakalanan ve mahkûm olan az sayıda suçlu, her zaman küçük bir şanssızlık eseri o duruma düşen insanlardan başkası değildir. Polis görevlileri bu olgudan pekâlâ haberdar olduklarından bu tür hareketleri ortaya çıkarma girişiminde bile bulunmazlar. Bunun yerine onlar, ikiyüzlü ve adaletsiz bir hava içinde yalnızca zaman zaman ya da düzenli olarak bu yasaları belli grup ya da bireylere karşı kullanarak onları zorlamaya çalışırlar. Bu koşullarda, arkasından şantaj ya da rüşvet gibi yeni suçlar doğurur. Bütün bunların, sonunda resmi sisteme itaatsizliğe ve hor görmeye götürdüğünü söylemek bile gereksiz.
Birleşik devletlerde alışılmış çoğu mağdursuz suç yasaları cinsel davranışa değinir. Belli dinsel ve kültürel geleneklerden dolayı, çoğu Amerikan eyaleti yalnızca iki özgün cinsel hareketi yasal olarak kabul eder. Tek başına mastürbasyon ve evlilikle gerçekleştirilen birleşme, insanın cinsel ifadesinin başka herhangi bir biçimi, bunlar karı-koca arasında bile olsa, suçtur. Açıktır ki bu çoğu Amerikalıyı cezalı duruma düşürür. İşin doğrusu, Amerikan seks yasaları kitapta yazıldığı biçimde uygulanacak olursa, hapishanelerde yalnızca seks suçlularını koyacak yer kalmayacaktır.
Gördüğümüz gibi, mağdursuz seks hareketlerine karşı Amerikan yasaları akıldışı ve tehlikelidir. Bu yasalar başka hiç kimsenin varolamayacağı bir suç yaratır. Zararsız davranışları yeraltına inmeye zorlayıp sağlıksız cinsel altkültürier üretirler.
Bu yasalar sayısız saygın insanı lekeler ve onları gereksizce cezai kariyerlere zorlar. Ayrıca yolsuzluk, zorbalık ve poliste çürümeyi teşvik eder. Kısacası, ahlaksızca, akılsızca ve yıkıcıdır. Bu yasalar birçok insanı mağdur duruma düşürerek hiçbir şeyi korumayı da gerçekleştiremezler.
Her şeye karşın, bu yasalar kesin bir anlamda, mağdursuz suç olarak değerlendirilecek türde bir durum olmadığı ve en azından bazı insanları koruduğu zeminlerde bazen savunulur. Örneğin, baştan çıkarmanın çoğu kez istenilmeyen gebeliklere götürdüğü ya da zührevi hastalıklar yaydığı durumlar tartışılır. Ensest’in genetik kusurların geçişiyle potansiyel insanı mağdur ettiği söylenir. Fahişeler tellallarının kurbanı olarak tanımlanır. Eşcinseller, rastgele eşleri tarafından soyulabilir, dövülebilir ya da öldürüle-bilir olduklarından yaşam biçimleriyle tehlikeli yaratıklar olarak görülürler. Cinsel bakımdan açık kitaplar ve filmlerin, insanın beynini yıkadığına körelttiğine inanılır.
Oysa bu tür tartışmaları ciddiye almak zordur. Aslında eşlerin rızasıyla yapılan aşırı davranışların herhangi biri arzu edilmeyen yan toplumsal etkilere sahipse, onlar bütünüyle toplumun onu bir suç olarak değerlendirmesi olgusundan kaynaklanırlar. Başka bir deyişle, davranış ilk durumda yasal idiyse, onun yan etkileri ya hiç görülmeyecektir ya da büyük ölçüde azaltılmış olacaktır. İstenilmeyen gebelikler, gebelik önleyicilerin kullanımıyla kolayca önlenir. Eğer seks yasalarımız daha akıllıca olsaydı, çiftler daha fazla bilgilenmiş olacaktı ve zührevi hastalıklar sonunda yokedilmiş bile olabilirdi. Resmen ticari olarak çalışan fahişeler muhabbet tellallarına ihtiyaç duymaz. Yasadan korkmasını gerektirecek hiçbir şey bulunmayan eşcinseller, azgın yabancılarla «bir gecelik çıkmalar»la doyum arama ihtiyacı duymaz. «Pornografi» ve erotik materyallere karşı yasalar olmayınca onlar daha nitelikli olacaktır ve pekâlâ nicelikte de bir azalma görülebilir.
Bu nedenle, ABD’nin, tüm eyaletlerinde olmasa bile eşlerin rızasıyla gizli yapılan sekse karşı yasaları ortadan kaldıran öteki Batı ülkelerinin örneğini izleyeceği görünüyor. Bu politika aynı zamanda çeşitli Amerikan meslek grupları ve yasa gözden geçirme komitelerince tavsiye edilmektedir.
Aşağıdaki sayfalar, bugün ABD’de yasadışı yürütülen tüm gizli, eşlerin rızasıyla olan hareketleri kapsamıyor. Yasaların çeşitliliği ve sayısı, basitçe çok çok fazla. Bununla birlikte birkaç yasal kontrol alanı biraz ayrıntılı olarak tartışılıyor. Aynı zamanda özgün mağdursuz suçlarla ilgili belli sorunlara kısaca değiniliyor.
EVLİ OLMAYAN KİŞİLER ARASINDA CİNSEL İLİŞKİ
Birbirleriyle evli olmayan erkek ve kadının cinsel ilişkilerini birçok eyalet değişik biçimde cezalandırabilir. Ayrıca eşlerden biri başka bir kimseyle evliyse, onlar erkek ya da dişi, evli olmayanların birbirleriyle cinsel ilişki kurmasından değil, zina suçundan cezalandırılabilir. Tersi durumda, erkek, evli olmayan biriyle suçlanıp daha ılımlı bir cezaya çarptırılır. Öte yandan, eğer dişi reşit olma yaşının altındaysa, cinsel ayrımın bu türü çoğunlukla tersine döner, erkek son derece şiddetli bir suç olan, reşit olmayan bir kızla cinsel ilişki kurmakla suçlanırken, kız serbest bırakılır. (Aynı zamanda «Irza Geç-me»ye bakınız.)
Evli olmayanların birbirleriyle cinsel ilişki kurması eyaletten eyalete değişmekle birlikte, çoğunlukla 1000 Dolarlık para ya da 1 yıl hapis, bazen her ikisini de birden içerir.
Evli olmayanların birbirleriyle cinsel ilişki kurmasına karşı yasaların her-gün milyonlarca kez çiğnendiğinden hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Hatta suçluların çoğunun böyle bir suçun olup olmadığından bile haberi yoktur.
EVLİ OLMAYANLARIN BİRLİKTE YAŞAMASI (COHABİTATİON)
ABD’nin bazı eyaletlerinde evli olmayanlar arasındaki cinsel ilişki, eğer tekrarlanır ve böylece suçluların «birlikte yaşaması açıkça dile düşmüşse» bu durum suç kapsamına girer ve cezalandırılır. Eyalete bağlı olarak bu suç birkaç yıl hapis gibi bir ağır cezayla karşılanabilir. Böyle özel, sürekli bir ilişki içinde birlikte yaşayan çiftlerin cezalandırılmasının saçmalıktan başka bir şey olmayacağını söylemeye bile gerek yok. Öte yandan, rastgele cinsel ilişkide bulunan bireylere yasa bir şey yapmadan kalıyor.
BAŞTAN ÇIKARMA – İĞFAL
ABD’nin birtakım eyaletlerinde iğfale, yani evlilik sözüyle iffetli bir kadınla erkeğin birleşmesine karşı yasalar vardır. Oysa mahkûmiyetle sonuçlanması için bu söz kayıtsız şartsız yeterli olmamaktadır. Örneğin, eğer bir adam yalnızca kadın hamile kaldığı durumda ya da bizzat kendisinin boşa-nabileceği durumda evlilik sözü verirse, onun sözü suçun oluşmasında kayıtsız şartsız bir durum yaratmaz ve böyle bir durumda mahkûm da edilemez. Öte yandan, evlilik sözünün hilekârca ya da iyi niyetli olup olmadığı, yasal olarak bağlayıcı olup olmadığı önemli değildir. Erkek yaşının altında, ya da o sırada evli bile olsa dava konusu edilebilir. Söz, kayıtsız şartsız ilk gerekçe olduğu ve yerine getirilmediği sürece dava için yeterli neden oluşur. Gerçekte erkek gecikerek evlenme teklifinde bulunur, kadın da reddederse, erkek bu durumda da mahkûm edilebilir. Evlilik sözü, erkeğin töhmet altına girmesinden önce ya da ona karşı bir suç yüklenmeden önce verilirse dava çoğu durumlarda düşer. Bununla birlikte, kız iğfal edildiğinde reşittik yaşının altındaysa, yeni koca önce reşit olmayanla cinsel ilişki kurmak suçundan mahkûm edilmekten kurtulamaz.
Bazı eyalet meclisleri bu karmaşık tablodan ve bunun daha derin birçok ayrıntılarından şikâyet etmektedir. Bununla birlikte, iğfal cezalarının bulunduğu tüm eyaletlerde de bu suçlar şiddetli bir biçimde cezalandırılmaktadır. (On yıldan fazla hapis, artı birkaç bin dolar para cezası). «İffetli» erkekleri iğfal eden kadınları cezalandıran bir yasa hiçbir zaman olmamıştır.
ZİNA
Zina, biriyle evli bir kişinin erkek ya da kadın, başka biriyle iradi bir cinsel ilişki kurması olarak tanımlanır. Yani evli bir kişinin evlenmemiş bir kişiyle, ya da birbirleriyle evli olmayan iki evli kişinin cinsel ilişki kurması da zina konusu olabilir.
Eyaletlerin tümünde zinaya karşı yasa yoktur ve olanlarda da büyük ölçüde farklı cezalar uygulanır. Bazı eyaletlerde mahkûmiyet az bir para cezasından başka bir şey içermez, bazı eyaletlerde ise ağır para cezaları ve birkaç yıla kadar hapisle mahkûm edilir.
Teknik olarak bu suç boşanma durumlarında bir rol oynamakla birlikte, son birkaç on yıldır zina için açılan davalara son derece ender rastlanmaktadır.
OĞLANCILIK VE DOĞAYA KARŞI SUÇLAR
ABD, cinsel ilişkinin birleşme dışı biçimlerine karşı yasalara sahip olan oldukça az sayıda modern ülkeler arasındadır. İşte çoğu Amerikan eyaletinde hayvanlarla cinsel temasta olduğu gibi ağız yoluyla ya da anal yolla cinsel ilişkide öngörülen ceza yasaları «oğlancılık» ya da «doğaya karşı suçlar» adıyla sınıflandırılır ve bunlar çok ciddi suç olarak değerlendirilir.
Bu cinsel hareketler eşlerin rızasıyla tamamen özel bir şekilde ve gerçekte evli çiftlerin kendi yatak odalarında icra ediliyor olsa bile bunun hiçbir önemi yoktur. Kural olarak yasa bekâr ve evli, kadın ve erkek, eşcinsel ve karşıcinseller arasında herhangi bir ayrım yapmaz. Birleşme dışı cinsel ilişki her koşul altında cezalandırılabilir ve her iki taraf da suçlu bulunur. Cezalar son derece şiddetli olup eyalete bağlı olarak ömür boyu hapse değin uzanabilir. Ek olarak, suçlar «Cinsel psikopat» olarak değerlendirilip bir akıl hastanesine teslim edilmesi istenebilir. Suçlular bu durumdan kurtulursa, her şeye karşın polis kayıtlarına geçmeye zorlanabilirler; öyle ki, yönetimin gözü onların üzerindedir.
Çoğu Amerikalının bu yasalardan -hakkında kazaen bir şey işitse bile- haberdar olmadığı rahatlıkla ileri sürülebilir. Onlar muhtemelen bu yasaları yanlış anlayabilirler. Ortalama bir insan «doğaya karşı suç» terimini olasılıkla çevre kirlenmesi ya da tahribatının bazı biçimleri, yani bir yağ dökülmesi, maden tabakası kaplaması gibi sonuçlar çıkarır. Kutsal Kitap’ tan türediği açık olan «Sodomy», yani oğlancılık teriminin modern dünyevi devletle ilgisi olmayan bazı belirsiz suçları çağrıştırdığı açıktır. Kısacası, insan cinsel davranışının oldukça yaygın biçimlerine ait olan bu iki garip terimin gerçeği kesinlikle açık değildir ve hatta bu davranışların ne için suç olarak kabul edilmesi gerektiği de daha az açıktır. Bu iki yanlı gizem yalnızca eski ve Ortaçağ tarihine daha yakından bir göz atışla çözümlenebilir.
İyi bilindiği gibi Yahudi – Hıristiyan kültüründe en büyük cinsel suçlar her zaman, hayvanlarla cinsel temas ve eşcinsel ilişki olmuştur. Bu davranışlar bizzat yapanlara zarar verebilir olmasına karşın, Yahudi tarihinin başlarında garip Tanrılara tapınmayla birleşmiştir. Bu nedenle onlar putperestlik işareti olarak görülegelmiş. Bu suçu işleyenler ölümle cezalandırılmıştır.
Ortaçağlarda, aynı cinsel davranışlar Kutsal Kitap’taki Sodomy kentinin yıkılmasıyla ulu Tanrı’ya yöneltilmiş bir suç olduğuna inanıldı ve bu yüzden onlar «Sodomy» ya da «doğaya karşı suçlar» olarak değerlendirildi. (Yani, Tanrı’nın doğal düzenine karşı suçlar.) Bu suçları işleyen herhangi bir kimse itaatsizlik göstermiş ve otomatik olarak yoldan çıkmış olarak kabul edildi. Tam ters olarak, genelgeçer dinsel düzene ve fikirlere karşı çıkanlar da aynı zamanda çoğunlukla «Sodomy» «oğlancılık» ile suçlandı. Örneğin, 14. yüzyılın başlarında Fransa Kralı IV. Filip, 12. yüzyılda Kudüs’te kurulan güçlü Şövalyeler Birliğinin (Knighs Templar) geniş zenginliğini müsadere etmek ihtiyacı doğduğu zaman, o şövalyeleri putperestlik, kâfirlik ve Sodomy ile suçladı. Bu suçlama son derece yanlış olduğu halde, şövalyelere karşı derin bir düşmanlık duygusu yerleştirildi. Şövalyeler düzeni mahkemeye getirdi ve liderleri mahkûm edilip herkesin gözü önünde yakıldı. Doğru olarak sezinlediği gibi, kral inancın bir savunucusu olarak selamlandı ve bu yüzden yağmayı cebine indirirken bir sorun çıkmadı. Daha sonra var olan Hıristiyan otoritesine karşı çıkan her Hıristiyan mezhebi, doğal olmayan cinsel pratiklerle meşgul olmakla suçlandı. Böylece, bu mezheplerin bazıları Bulgaristan’dan Batı Avrupa sınırları boyunca yayıldığı zaman üyeleri (Bulgarlardan) «buggery», yani oğlancı olarak görüldü ki bu sözcük Sodomy ile eş anlamdaydı.
Ortaçağ İngilteresinde, cinsel yoldan çıkmışlık, tıpkı yoldan çıkmanın herhangi bir türü gibi kilise mahkemelerinin yargılama kapsamındaydı. Ancak, 1533′de VIII. Henry iğrenç oğlancılıkla suçlananlara karşı ilk dünyevi yasayı yarattı: Suçlu ölümle cezalandırılıyor ve mallarına el konuluyordu. Henry’nin yasası Mary döneminde kaldırıldı, ancak I. Elizabeth yönetiminde yeniden canlandı ve sonunda püritenler onu ABD’ye getirdi. Yüzyıllardır suçun cinsel karekteri açıkça kabul edildi. Böylece, örneğin orjinal K. Caro-lina’nın statüsünde ona açıkça Hıristiyanlar arasında adlandırılmayan doğaya karşı tiksinç ve putperestçe bir suç anlayışı getirildi. Suçlunun, «Ruhbanlık sınıfına tanınan dokunulmazlık hakkı» olmaksızın ölüme mahkûm edilmesi istendi. İşin garip yanı, bunların dinsel kökeni ve karakterinin açıkça anayasal olmadığı görülmesine karşın, kilise ve devlet ayrımının Amerikan Devrimiyle ortaya çıkması ve bunun ABD Anayasasında kanunlaştırılması bile, oğlancılık yasalarının derhal feshedilmesini sağlayamadı.
Bugün, ABD’deki eyaletlerin büyük çoğunluğu, bazı eyaletlerde şimdi, doğaya karşı suç «sodomy», «buggery» gibi dinsel terimlerden kaçınılmasına karşın, hâlâ kiliseye aykırı cinsel yasalarını alıkoyuyor. Bununla birlikte, bazı eyaletlerde onların statülerinin dilini modernize etmeye bile gereksinim duyulmadı. Böylece «oğlancılık» ve «doğaya karşı suç»un bazen birbirleriyle değiştirilerek bazen de yan yana kullanılması sürdürülüyor. Gerçekte, bazı eyaletlerde de bu sözcükler bu arada daha geniş bir anlam kazanarak şimdi yalnızca eşcinsel ve karşıcinsel eşler arasında ağız yoluyla ve anal yolla ilişki ve hayvanlarla cinsel temas değil, aynı zamanda ölü bedenle cinsel temas gibi (Nekrofiliya) ender ve garip cinsel pratikleri de kapsayan bir biçimde kullanılıyor.
Oğlancılık yasaları, evli çiftlerin de dahil olduğu, herkese yöneltilirken, şimdi bu yasalar esas olarak erkek eşcinsellere uygulanıyor. Aslında her zaman ilişkinin birleşme dışı olan biçimlerinden sakınmış ve yalnızca birleşme kurmayı varsaymış olabilir. Öte yandan, aynı cinsiyetten bireyler birbirleriyle birleşme gerçekleştiremezler. Ve bu yüzden onlar cinsel ilişki kurdukları zaman yasanın ihlal edilmesi olasılığı doğar. Her şeye karşın, bütün olarak oğlancılıkla ilgili davalara çok ender rastlanıyor. Bugün yasaların esas kullanımı dolaylı bir biçimde olmaktadır. Örneğin işverenler, toprak beyleri, banka müdürleri ya da sigorta acentaları alışılagelmiş bir eşcinsele karşı bir ayrım getirmek istendiğinde, o zaman eşcinselliği potansiyel bir ağır ceza olarak belirleyen «sodomy», oğlancılık yasalarına dikkat eder. Böylece, o eşcinseli işten atmakla, tehdit ederek banka kredisi, mesken ya da sigorta kredisi ödemekten kaçınarak pekâlâ tamamen yasal ve hatta saygın bir iş yapmış olur.
FAHİŞELİK
Fahişelik, en iyi biçimde para ya da bazı materyalleri ödül olarak kabul eden cinsel ilişki biçimi olarak tanımlanır. Oysa, varolan ABD yasalarının çoğu fahişeliği oldukça farklı biçimlerde tanımlar. Örneğin, birçok eyalette suçlu yalnızca dişiler olarak kabul edilebilir. Sonuç olarak, kendilerini cinsel olarak satan erkekler fahişelikle suçlanamaz, ancak oğlancılık, serserilik gibi, farklı statüler altında dava konusu olabilirler. Dahası, «rastgele ve ayrımsız» ticari olmayan cinsel davranışın bile fahişelik tanımı içerisine alındığı da olur. Bu eyaletlerde cinsel eşini sık sık değiştiren herhangi bir dişi, hiçbir zaman herhangi bir ödeme talebinde bulunmasa ya da, böyle bir şeyi kabul etmese bile, bir fahişe olarak mahkûm edilebilir.
Gerçekte, ABD’de fahişeliğe karşı çok yaygın suçlamalar getirildi, yani çoğu eyalet «uçarı ya da çapkın temas» kurmayı tahrik edici şeylere karşı yasalara sahiptir ki, bu yasalar hafif suç olarak değerlendirilip, bir para cezası ya da kısa bir hapislik dönemi ya da her ikisini de içerebiliyordu. Bir fahişeye karşı tanıklar çoğunlukla onu suçlamak üzere gerekli pozisyonlarda bulunan sivil polislerdir. Aslında, çok basit suçlamalarla tutuklanan fahişeler, az bir para cezasıyla serbest bırakılır ve yeniden işine koyulur. Üstelik bu para cezaları başka bir müşteriye, fahişenin daha pahalıya mal olmasından başka bir işe yaramaz. Başka bir açıdan bakıldığında, para cezası bir vergilendirme biçimi olarak değerlendirilebilir ki, zaten eyalet en azından bu anlayışla fahişenin gayrimeşru kazancının birazını paylaşmaya çabalamış olur.
Fahişeden başka, fahişenin işiyle ilgili olabilen birtakım insanlar da yasayı ihlal ediyor. Örneğin, fahişelere satışlarında yardım eden ya da teşvik eden erkek ya da dişi, herhangi bir kişi (yani muhabbet tellalı) ya da fahişenin kazancıyla yaşayan herhangi bir kişi (pezevenk ya da belalısı) ve bir (fahişeevi) randevuevi çalıştıran herhangi bir kişi, operatör (patron) bir fahişeden daha şiddetli cezalandırılır. Muhabbet tellallığı ve pezevenklik, çoğunlukla uzun bir hapis cezasına çarptırılabilir.
Fahişelik, çoğu kez «dünyanın en eski mesleği» olarak adlandırılır ve tüm uygar uluslar arasında bütün çağlar boyunca varolduğu için bu tanım oldukça gerçekçidir. Belli eski kültürlerde bu terim dinsel bir karektere sahipti. Dişi ve erkek «tapınak fahişeleri» ya da «kutsal fahişeler» kendilerini inanca sunarlardı ve ücretleri tapınağa giderdi. Bununla birlikte, dünyevi ve salt ticari fahişelerin daha az eski olduğu görülüyor. Eski Yunan ve Roma’da olduğu kadar Hıristiyan ortaçağı da fahişeliğe karşı oldukça hoşgörülüydü. Örneğin, Thomas Aquinas onları zorunlu bir kötülük olarak kabul edip «hatta halledenlerin bir saraya gereksinmesi» olduğunu tartıştı. Bu nedenle Ortaçağ kentleri iyi düzenlenmiş, çoğunlukla kiliseden uzak olmayan genelevlere sahip oldu. Belli sanayileşmiş ulusların genelevleri kapatmaya başlaması ve onların da yasadışı yollardan çalışması yalnızca modern çağlarda olmuştur. Oysa uzun bir süreç içinde bu politikanın akılsızca olduğu görüldüğünden, Hollanda ve Batı Almanya gibi ileri Avrupa ülkeleri, fahişeliği yeniden yasalaştırıp, fahişelerin çalışma koşullarını geliştirmeye çabaladılar. Böylece bu ülkelerde, fahişeler artık pezevenklere gereksinme duymadı ve yine bu ülkelerde polisin onların şiddetle tehdit edilmesini durdurmak için koruması hesaba alınmalıdır. Üstelik onlar aynı zamanda herhangi bir başka yurttaş gibi düzenli vergi öderler.
I. Dünya Savaşından önce birçok Amerikan kentinde «kırmızı ışıklı bölgeler» «delikanlı evleri» ya da bordellas adıyla bilinen yetkililerin genellikle hoşgörülü davrandıkları genelevler bulunuyordu. Ne yazık ki yüzyılın başlarındaki nüfus hareketleri saflık ve namus sözleri ardında bu hoşgörüden geriye pek bir şey bırakmadı. 1925′te Birliğin her eyaletinde anti-fahişe statüler kanunlaştırıldı. İkinci baskıcı dalga da İkinci Dünya Savaşıyla geldi. Savaş etkisiyle 650′yi aşkın birimde fahişe evleri kapatıldı. Bu politika 1941′de Mayıs Akdi olarak bilinen yasayla pekiştirildi.
FRANSIZ ve JAPON SANATINDA DİŞİ HOMOSEKSÜELLİĞİ
Çoğu kültür çerçevesinde sanatçılar, kadınları yakın kucaklaşmalar içinde resmetmişlerdir. Yukarıdaki resimde (17. Yüzyıl) Suzuki Moronoba’nın bir gravürü, aşağıda ise Gustave Cou-bet’in bir tablosu (19. Yüzyıl).
Bugün yasadışı fahişelik yapmanın gerçekten herhangi bir sorununun çözümlenmemiş olduğu oldukça açık bir biçimde görülüyor. Bütünüyle bakıldığında, eskiden daha az fahişe varsa, bunun olası nedeni genelde cinsel standartlarda görülen gevşemedir. Gerçekte, bugün yetişkinler kadar, genç evlenmemiş insanlar da kolayca saygın, ticari olmayan bir iş bulabilir. Her şeye karşın, özellikle büyük kentlerde fahişelik bir istemi karşılamaya devam ediyor ve şimdiye kadar yasa onu bastına bir tutum göstermedi. Yasanın tek etkisi, şimdi fahişenin sözde yasal danışmanı gibi hareket edebilen ve polise karşı onun koruyucusu olan pezevenklerin rolünü kuwetlendirmek olmuştur.
Bununla birlikte, anti-fahişelik yasaları çoğunlukla genel cinsel ahlakı düzelttiği ve en azından bazı kadınların yoz bir yaşama düşmesini önlediği zeminlerde savunulur. Aynı zamanda fahişeliğin müşterilerin soyulması, rüşvet vb. suçlarla ilgisi olup olmadığına dikkat edilir. Dahası, yasallaşan fahişeliğin zührevi hastalıkların yayılmasına yardım edebileceği korkusu vardır. Son olarak, ortalama vatandaşın yanıbaşında bir «kırmızı ışıklı mahalle» ya da genelev istemediği ve bu yüzden fahişeliğin yasallaştırma ile resmi düzenlemesinin pratik olduğu söylenir.
Oysa, varolan yasaları eleştirenler, onların temelde uygulanamaz ve bu yüzden ikiyüzlü, havai, ahlaksız ve haksız olduğunu göstermeye çabalıyorlar.
İsteksiz fahişeyi korumaktan uzak, onlar ona bir suçlu gibi leke sürüyor ve böylece fahişenin bu lekeden kurtulup saygın bir kariyere geçmesi zorlaşıyor. Ayrıca her nerede fahişelik şiddet ya da hırsızlık suçlarına yardım ederse, bu suçlar bağımsız biçimde dava konusu edilebilirler. Gerçekte, fahişeliğin kendisi yasaisa böyle davaların çok daha etkili olacaktır. Ek olarak, hükümet sonra fahişelik gelirini vergilendirmeye de başlayabilir. Yasallaşma, fahişelerin düzenli bir biçimde denetimini sağlayacağından, aynı zamanda zührevi hastalıkların da daha iyi bir denetimi yapılmış olacaktır. Gerçi bu hastalıkları bütünüyle ortadan kaldıramayacaktır. «Kırmızı ışıklı mahallelerin» durumuna gelince, günümüz Avrupası ve Amerikan örneklerinin bu sorunun çözümlenemez olmadığını göstermesi gerekir.
Son yıllarda, sorun başka bir görünüm altında açığa çıkmıştır. Yasal seks araştırıcıları ve seks terapistlerinin bilimsel ya da terapatik amaçlar için hastalarına ya da deneylerine para karşılığı ‘vekil eş’ sağlamışlardır. Bu tutumlarıyla onlar, yasanın «muhabbet tellalı pezevenk» olarak tanımladıkla-
rına benzer bir konuma düşmüş bulunuyorlar. «Vekil eşlerin» bizzat kendileri birçok eyalet yasasının belirlemelerine göre fahişelikle meşgul oluyor görüneceklerdir. Her şeye karşın, bu insanların herhangi birine, suçlama getirilmiş değil ve hepsinin çok «Ahlaksal» sonuçlara hizmet etmeye çalıştıkları yeteri kadar açık.
Kişi sadece bir süre sonra toplumumuzun fahişelik sorununa değinen doğru ve çalışır bir yol bulacağını umut edebilir. Yukarıda gösterildiği gibi yasallaşma ve düzenleme, belirli bir noktaya kadar, başka ülkelerde başarılı olmaktadır. Bununla birlikte, kimi Amerikalı reformcular, herhangi bir resmi kayıt ve denetimin fahişeleri mimlediği ve onların bu mimle başka türde iş aramalarının zorlaştığına dikkat çekiyorlar. Oysa bunun yerine, suçlamanın kaldırılmasını, yani devletin daha derinden ilgilenmesine son verip anti-fahişelik yasalarının kaldırılmasını öneriyorlar.
Gelir sorununu çözümlemekle birlikte, bu öneride diretilmesi gerekir. Bazı fahişelerin hatırı sayılır bir geliri vardır. Başka işçilerin çok daha az para kazandığı halde artan biçimde vergi ödediği bir zamanda, fahişeliği vergisiz bırakmak haksızlık olacaktır.
ENSEST
Çoğu Amerikan eyaleti ceza yasaları, ensesti evlenmeleri yasaklanmış derecede birbirleriyle kan ya da evlenme bağlılığı bulunan kişiler arasındaki birleşme olarak tanımlanır. Başka şeyler arasında, bu cinsel ilişkinin birleşme dışındaki biçimlerinin ensesti oluşturmadığı ve ensestin aynı cinsiyetten kişiler arasında olamayacağı anlamına gelir. (Oysa, bu tür cinsel etkinlik çeşitli başka statüler altında dava edilebiliyor.) Biraz daha derine inersek, belli cinsel ilişkilerin bir eyalette ensest kabul edilebildiği, başkasında kabul edilmediğiyle karşılaşırız. Bunun da nedeni, bazı eyaletlerin ona izin verirken birinci derecede kuzen ve hısım olanlar arasında evliliği yasaklaması-dır. Bazı eyaletlerde aynı zamanda basit bir ensest ilişkisiyle bir ensest evlilik (ki daha az ciddi bir suç olarak değerlendiriliyor) arasında ayrım yapar. Böylece bir eyalette ensest evlilik için azami üç yıl hapis ve evlilikdışı ensest ilişkisine de 20 yıl hapis cezası verilir. Böyle birçok seks yasasında olduğu gibi, bunun mantığına akıl erdirilemez. Ensest için herhangi bir eyalette azami ceza 50 yıl hapistir. Ensestin bir ya da başka türünün yasaklanması tarih öncesi zamanlardan beri ve tüm insanlar arasında varolagelmiş-tir. Bunun nedeni hâlâ tartışmalıdır. Ortalama insan tarafından ensestin değişmeden, her nasılsa erkek ve dişinin en kötü izlerini beraberinde getirdiği, çürümeye, bozulmaya götürdüğü, genetik kusurlar ürettiği var sayılır, çoğu kez. Oysa, profesyonel olmayan bir sığır yetiştiricisi işinde bu inanca göre davranmaz ve gerçekte onu desteklemek için önemsiz bir bilimsel tanık vardır. Herhalde, insanın ensest tabusu birkaç bin yıldır herhangi bir kesin genetik bilgisinden önce geliyor. Başka bir kuram da, ensest tabusunun birinin kendi ailesi ya da kabilesi dışında evlenmesinin toplumsal çıkarında kökleri olduğuna işaret ediyor. Bu, her toplumsal grubun daha da genişlemesini sağlıyor, böylece ilerleme ve uygarlığın temeli atılmış oluyor. Üçüncü ve belki de en mantıklı açıklama, ensest tabusunun baba ve oğul, ana ve kız ile erkek kardeş-kız kardeş arasındaki cinsel rekabetler yoluyla parçalanmış olacak olan aile birliğinin uyum ve huzur içinde olmasına yardım ettiğidir.
Ensest yasağı olabildiği kadarıyla uzun zamandır öyle evrensel ve öyle etkili olmuştur ki, hemen hemen «insan doğasının» bir parçası olduğu söylenebilir. Yakın akrabalar arasında tutulagelen bir cinsel cazibenin şimdi, istisnai kabul edilmesine ender rastlanıyor. Oysa, böyle istisnaların olduğu ve geçmişte bazı toplumların onları resmen tanıdığına dikkat edilmelidir. Örneğin, eski Mısır’ın kral soyundan gelen erkeklerine, Colomb öncesi Amerika’nın belli alanlarında ve belli Polinezya adalarında izin veriliyordu ya da kızkardeşleriyle evlenmeye zorlanıyordu. (Bu evliliklerde, ensest, kuşaklar boyu sürmesine karşın, herhangi bir olumsuz genetik etkiye rastlanmadı.) Kimi toplumlarda, belli koşullar altında, baba kız ilişkilerine bile hoşgörüyle yaklaşılıyordu. Oysa, bildiğimiz kadarıyla anne-oğui ilişkilerine hiçbir zaman herhangi bir yerde izin verilmemiştir.
Öte yandan, bazı kültürler, ensest yasağını büyükbabalar, amcalar, halalar, birinci, ikinci ve üçüncü kuzin ile kuzenlere, üvey baba ve üvey anadan damatlara ve başka akrabalara kadar genişlettiler. Böyle yasakların ne kadar değişken olduğuna belki de en iyi örnek, Kutsal Kitapta erkek kardeşin ağabeysinin dul karısıyla evliliği sorunu üzerine bizzat Yahova’nın tersine çevirerek gösterdiği iki pasajda tasviriyle verilebilir. (Yaradılış: 38; 8-10 ve Levitikus 20-21). Aynı zamanda, Shakespeare’in Hamlet’inde günümüz standartlarına göre pek öyle değerlendirilmese bile dul kalan anasıyla amcası arasındaki evliliğin ensest olarak tanımladığı da anımsanmalıdır. (13). Gerçekte modern İskandinav ülkeleri kardeşlerle torunlar arasındaki birleşmenin ensest olarak tanımlanmasını sınırlamıştır. Dahası, bir İsveç komitesi son yıllarda ensestin tamamen ceza konusu olmaktan çıkarılması-
nı teklif etmiştir. Gerçekte, bugün hâlâ hizmet edebilen enseste karşı yasaların ne kadar iyi olduğunu ve onların kaldırılmasının ne kadar zarar verebileceğini kestirmek zordur. Gebelik önleyicilerin kullanımı, genetik sorunlara üzülenlerin korkusunu kolayca bastırabilir. Çocuklar ve delikanlılar, herhangi bir cinsel istismara karşı şimdi korundukları biçimde büyükleri ya da ana-babalarınca kötüye kullanılmaları ve cinsel saldırılarına karşı korunabilirdi.
ÖZEL UÇARILIKLAR VE AÇIK-SAÇIKLIK (MÜSTEHCENLİK)
Uçarılık, açık-saçıklık (müstehcenlik), pornografi ve benzeri (küçültücü) terimleri tanımlamak çok zordur, çünkü bu terimler hiçbir zaman nesnel ya da ölçülebilir herhangi bir şeye ait olmazlar. Her birimizin kesinlikle söyleyebildiği, bazı insanların bu sözcüklerin onlara özel gösterilerde filmlerde, bantlarda, resimlerde, kitaplarda ve dergilerde gösterilen durumları, seks ya da çıplaklığı beğenmediklerini göstermek için kullandıklarıdır. Açıktır ki, farklı gözlemciler farklı şeylerden hoşlanmazlar. Ancak onların suçlu bulunabildiği herhangi bir şeyin istemdışı teşhirinden hepsini korumak akla uygun görünüyor. Gerçekte, uygar bir toplumda hiçbir kimsenin cinsel bakımdan açık davranış ya da maddelere uyum göstermeye zorlamaması gerekir. Bu nedenle, hükümetin herkesin gözüönünde «uçarılık ve açık-sa-çıklığa» karşı geçerli yasalar koyması pekâlâ yerindedir. Gerçekte, Tanrı’nın resimsel temsillerini müstehcen ve itiraz edilebilir bulan Ortodoks Yahudi ve Müslümanların da aynı zamanda korunması gerekir. (Ayrıntılı bilgi için «Mağdurlu Suçlar»a bakınız.)
Oysa, özel uçarılık ve müstehcenliğe karşı yasalara sahip olmak bambaşka bir konudur. Yalnızca cinsel etkinlikle suçlanmayan, ancak müstehcen bir şeyi gözleyerek, olumlu bir ilgi içinde olan ya da bu olumlu ilginin kesilmemesi için para ödeyen insanların polisçe rahatsız edilmemesi gerekir. Özel banyoevlerinde ya da sağlık kulüplerinde cinsel hareketlerle meşgul olan özel mahrem salonlarında, canlı seks gösterileri ya da seks filmleri seyreden, kendi evinde açık cinsel materyaller bulunduran herhangi bir kimsenin suçlu olarak tanımlanmasının anlamı yoktur. İstenmeyen seyirci ya da tanıkların izleme koşulları yaratılmadıktan sonra resmi yetkililerin müdahalesinin akılcı bir zemini yoktur.
Ne yazık ki, ABD’de bir barda erkeklerin birbirlerini öperken, kucaklarken ya da basitçe el tutuşurlarken tutuklandığı durumlar olmaktadır. İşte bu zararsız davranışlar dünyanın başka birçok devletinde -herhangi bir cinsel çağrışım vermiyor diye yorumlanmasına karşın, Amerikan polisine, savcısına ve yargıcına uçarılık ve müstehcenlik olarak görünmektedir. Gerçekte, Amerikan televizyon izleyicileri fırsat düştükçe yabancı politikacıların bu olaylar üzerine tutumlarını gözlemler. Her şeye karşın, erkekler arasında acayip bir sevgi gösterisine bu ülkede hoşgörülü olunmaz. Başka bir erdemlilik gösterisi de, bazı Amerikan topluluklarının sıcak yaz günlerinde üzerine gömlek giymeden dolaşan onlu yaşlardaki çocukların, çıplak bir göğüs göstererek uçarılık yaptığı gerekçesiyle tutuklanmasıdır. Kısacası, «uçarı davranış» ya da «canlı müstehcen davranış» içeren konumların tümünün çok kolayca kötüye kullanılabileceği açıktır. Dahası, bu müstehcenliği belirlemek ve müstehcenliğe koyulan cezalar eyaletten eyalete değişir.
Ayrıca, bu farklılıklara ek olarak, tek tek kentlerin genelgeçer kuralları da var. Böylece resmi karmaşa tamamlanmış oluyor.
Oysa, müstehcen materyaller ya da pornografiye karşı açılan resmi kampanyalar daha fazla kuşkulanabilir durumdadır. (Pornografi, harfi harfine fahişelik üzerine yazılar demektir. Yunanca pomo-fahişe ve graphein: yazmak).
ABD’de ilk anti-pornografik yasa kongreden 1873′te geçti. Bu yasa, müstehcen materyallerin postalanmasını yasaklıyordu. Bunun için postaha-neye özel bir görevli atandı. Görevliye herhangi bir mektup, paket, kitap ya da broşürü açma yetkisi verildi. Artık o, kişisel olarak bir şeyin uçarı ya da müstehcen olup olmadığına karar verme yetkisine sahipti. Bu yetkililer dar kafalı, erdemlilik taslayan fanatik tipler olduğundan, kırk yıl boyunca bir diktatörce püristenlik hakimiyet kurulmuş oldu. Mağdurların birçoğu da hastalarına doğum kontrolü bilgisi vermeye çalışan hekimlerdi.
Bu arada, çoğu eyalette, onların kendilerine özgü başka önemsiz yasalar da geçti. Bundan başka 1957′de Anayasa Mahkemesinin, müstehcenliğin anayasal koruma alanı içinde olmadığı biçimindeki kararı bir dönüm noktası oldu. Anayasa Mahkemesi, ayrıca kendi belli sınırlamalarına göre, her eyaletin kendi müstehcenlik standartlarını belirleyebileceğini açıkladı (1973). Bu sınırlamalara göre, herhangi bir çalışmanın müstehcen olarak açıklamasına a- Eğer ortalama insan çağdaş toplum standartlarına göre bir bütün olarak alındığında, ilgili şeyin «şehvetle ilgileri» hoşgörünür bulunursa, b- Eğer sözkonusu çalışma başvurulan eyalet yasasına özel olarak tanımlanan cinsel davranışı açıkça çirkin bir biçimde resmederse, c- Eğer çalışma, bir bütün olarak ciddi, edebi, sanatsal, politik ya da bilimsel değerler bakımından eksikse, izin veriyordu.
Anayasa Mahkemesinin kararı, karar verildiği andan itibaren birçok gözlemci tarafından gerçekdışı, pratik olmadığı ve kötü olduğu düşüncesiyle eleştirildi. Gerçekte, «ortalama insan», «toplum standartları», «şehvete ilgi», «çirkin», «ciddi edebi-sanatsal, politik ya da bilimsel değer» gibi terimler belirsiz ve anlamı bir yerden bir yere, bir zamandan başka bir zamana değişir. Bu nedenle, üreticilerin ya da yayımcıların önceden yasayı ihlal edip etmediklerini belirleyebilmeleri çok zor, hatta olası değildir. Gerçekte bu karar alınmadan önce ilgili komisyonlara sunulan bilimsel çalışmalar basitçe bir kenara itildi. Böylece herhangi bir teknik bilginin yükünden kurtulan; Yüce Adalet de 19. yüzyılda cinsel nesnelerin sansürünün bilimsel fikirlerinin ciddi ifadelerini herhangi bir yolla sınırlayan ya da etkileyen tarihsel, deneysel tanık olmadığını ilan etti. Ne yazık ki, olaylar başkadır. 19. yüzyılda olsun 20. yüzyılda olsun, sansür bilimsel bilginin yayılmasıyla etkin bir biçimde önlendi. Doktor ve hasta arasında olduğu kadar bilimadamları arasındaki cinsel konuların herhangi bir akılcı tartışması bile yapılabildi. (Ayrıntılar için «Seks ve Araştırma» ve «Seks Eğitimi»ne bakınız.)
Oysa, tarih, cinsel sansürün bir ulusun sanatsal yaşamını boğma eğiliminde olduğunu da göstermiştir. (Yüce Adalet tarafından da tartışıldığı gibi.) Sık sık «pornografiye» karşı yasaların, hiçbir zorun, gerçek sanat çalışmalarına yönelmediği ve yönelmeyeceği tartışılır. Gerçekte, biraz daha derine inilecek olursa, ciddi sanatçıların her çalışmasının edebe uygun olması ya da iyi bir tat vermesi gibi sınırlamalarla her zaman önlendiği de bir gerçektir. Böyle tartışmalar ancak sanat tarihine âşinâ olmayan insanların inandırabilir. Peki, sayısız sanat yapıtlarını zedeleyen sansür örneklerini nereye koymalı? Öte yandan, sansürün kendini gösterdiği, özellikle üzücü bir durum tüm sanatsal dönemlerin en büyük çalışmalarından biriyle ilgilidir. Mikelangelo’nun «Son Yargılaması»sı: bir aydınlanmış papanın yönetimi sırasında Vatikan’daki Sistin Şapeli’nin (Şistine Chapel) duvarına yapılmıştır. Vatikan mahkemesinin üçte ikisinin kararıyla sanatçıdan tüm çıplak vücutlara elbise giydirerek resmini yeniden düzenlemesi istenmiş, böylece Mikelangelo’nun daha önce tasarladığı çalışma bir anlamda harap olmuştur. (Bereket versin, bu özel örnekte resmen çalışmayı gözlemek üzere atanan vandalın vicdanı elvermemiş ve Mikelangelo’nun ekler asgari düzeyde tutulmasına çaba göstermiştir.) Her şeye karşın bu zedelenmeler artık onarılamaz.
Bizim zamanımızda (kendi kendini atayan) başka .bir vandal, Mikelan-gelo’nun «Pieta»sını kısmen tahrip ettiğinde halkın kızgınlığı büyük bir haykırışa döndü. Gerçi bu heykelin önceki görünüşünün sağlanması için restorasyona gösterildi ama heykelin değeri büyük ölçüde azalmıştı.
Bundan başka, her edebiyat öğrencisi, büyük romanlar, oyunlar, şiirler ve denemelerden müstehcenlik olarak baskı altına alınan düzinelerce olay aktarabilir. Günah diye tüm tiyatroları kapatan ve ona uyarak birdenbire dünya dramasının en görkemli dönemlerinden birine son veren 17. yüzyıl İngiliz Püritenlerinden, Havelock Ellis’in seks psikolojisi üzerine çalışmalarını, Joyce’un Ulysses’ı, Lawrence’ın Lady Chatterley’in Sevgilisi ve Nabo-kov’un Lolita’sını yasaklayan modern yargıçlara, sofu fanatikler kendi dar açılı bakışlarıyla genelde sanat anlayışını etkilemeye çabaladılar. Hatta bu fanatiklerin sonunda kararları kalktı (bazen birkaç on yıl sonraları) ama gecikme, kitapların hak kazandığı etkinin çoğunu alıp götürüyordu.
Oysa, daha yakın zamanlarda, takibatlar kitaplardan filmlere ve illüstrasyon dergilerine doğru değişmiş görünüyor. Anayasa Mahkemesinin 1973′te her eyaletin müstehcenliği kendi standartlarına göre belirleme kararından sonra, şimdi tüm ABD çapında, film yapımcıları, aktörler, yayıncılar ve dağıtımcıları cezalandırma giderek artmış bulunuyor.
Öte yandan başka bir sorun da, yine yakın zamanlarda «çocuk pornografisi» üzerine yaratılmaktadır.
Çeşitli özel ve genel baskılar altında, birçok eyalet meclisleri çocukların ya da daha genç olanların herhangi bir cinsel etkinlik anını resmeden çalışmalara karşı çarpıcı yasaları hem de oldukça hızla geçirmekte. Bu yasaların bazıları istisnasız hepsini içeriyor ve böylece resmen müstehcen olmayan filmler ve resimler bile bunların hışmından kurtulamıyor. Sonuç olarak, bilimsel ya da eğitsel çalışmalar bile, artık çocukluk cinselliği ya da ergenlikte cinsel tepkilerle ilgili görsel araştırma materyalleri sağlayamıyor.
Bu durumda tek umut yine Anayasa Mahkemesinin 1973 yılında aldığı kararı değiştirebilmesi ve kendi ifade özgürlüğünü anlayan Amerikan seçmenin kendini göstermesinde yatıyor. Günümüzde, Amerikan müstehcenlik yasaları «özgür» bir ülkenin yüzkarasıdır. Bernard Shaw’ın uzun zaman önce gözlemlediği gibi; Comstockluk Birleşik Devletler hesabına dünyanın ayakta duran bir şakasıdır.
Kaynak: Erwin J. Haeberle – CİNSEL ATLAS