<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Cinsel Danışma ve Bilgi Portalı &#187; erkek</title>
	<atom:link href="http://www.cinseldanisma.net/tag/erkek/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.cinseldanisma.net</link>
	<description>Türkiye&#039;nin Cinsellik Danışma Portalı</description>
	<lastBuildDate>Wed, 15 Sep 2010 11:43:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Cinsel Farklılaşma Süreci</title>
		<link>http://www.cinseldanisma.net/cinsel-farklilasma-sureci/</link>
		<comments>http://www.cinseldanisma.net/cinsel-farklilasma-sureci/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 13 Sep 2010 08:06:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cinsel Danışma</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Kimliğin Belirlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsiyet Belirlenmesi ve Yetişme]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Cinsel Organlar]]></category>
		<category><![CDATA[dişi]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[Gonadal Cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Hormonal Cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[KADIN VE ERKEK VÜCÛDUNUM ANATOMİK GELİŞİMİ]]></category>
		<category><![CDATA[Kromozomal Cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Yardımcı İç Üreme Yapıları (Organları)]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cinseldanisma.net/?p=62</guid>
		<description><![CDATA[1. CİNSEL FARKLILAŞMA SÜRECİ Bir insanın cinsiyeti, döllenme zamanında belirlenir. Oysa ana karnında geçen ilk haftalarda insanın erkek mi dişi mi olduğu ayırt edilemez. Bir insanın dişi ya da erkek olduğu, ancak belirli bir süre geçtikten sonra anlaşılabilir. Hepimiz, yeni &#8230; <a href="http://www.cinseldanisma.net/cinsel-farklilasma-sureci/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1. CİNSEL FARKLILAŞMA SÜRECİ</p>
<p>Bir insanın cinsiyeti, döllenme zamanında belirlenir. Oysa ana karnında geçen ilk haftalarda insanın erkek mi dişi mi olduğu ayırt edilemez. Bir insanın dişi ya da erkek olduğu, ancak belirli bir süre geçtikten sonra anlaşılabilir.</p>
<p>Hepimiz, yeni doğan çocukların kız mı erkek mi olduğunu farklı dış cinsel organlarına bakarak anlarız. Gerçekte bu organlar dışında onların başka yanlarının çoğu birbirine benzer. Simgesel dişi ve erkek, yıllar sonra başlayacak gelişimlerle ortaya çıkar. Kesin cinsel farklılıklar, dişi ve erkeğin cinsel olgunluk dönemine girmesiyle görünür. Yani bu, onların kendi çocuklarını yapabilecekleri zamandır.</p>
<p>Çoğumuz, cinsiyeti, insanları birbirinden farklı kılan en basit ve temel öğe olarak düşünürüz. Gerçekte bu varsayım dilimizde de kendini gösterir. Cinsiyet sözcüğü, bölmek, ayırmak, kesmek gibi anlamlara gelen, kökü &#8216;se-care&#8217; fiiline uzanan Latince sexus&#8217;tan türemiştir. Sözcüğün dar anlamıyla dendikte, insan ırkını iki ayrı gruba ayırırız. (Aynı zamanda çoğu yüksek hayvan ve kimi bitkileri.) Bu durumda her birey, bu iki gruptan birine aittir, yâni iki cinsiyetten birine. Bir kişi ya erkektir ya dişi.</p>
<p>Görünüşte bunların tümü yeterince açıktır. Oysa son bilimsel araştırmalar, erkeklik ve dişiliğin geleneksel olarak kabaca belirlenmesinin gerçeği tam anlamıyla göstermeyebileceğini, birtakım karmaşık nedenlere bağlayarak açıklamaktadır. Çağdaş bilimadamları, kişinin kesin cinsiyetini belirleyebilmek için şu yedi soruyu aydınlatmaya çalışırlar.</p>
<p>1. Kromozomal Cinsiyet</p>
<p>Erkek vücut hücreleri bir X ile bir Y kromozomu; kadın hücreleri ise iki X kromozomu içermektedir. Ancak yakın zamanlarda herkesin bildiği bu olguların yanı sıra, başka kromozomal yapılar da belirlenmiş bulunmaktadır.</p>
<p>2. Gonadal Cinsiyet</p>
<p>Erkekler, erkek gonadları adı verilen erbezlerine, dişiler de, dişi gonadları denilen yumurtalıklara sahiptir. Oysa seyrek görülmekle birlikte, aynı vücutta erbezi ve yumurtalıkla ilgili dokulara da rastlanmıştır.</p>
<p>3. Hormonal Cinsiyet</p>
<p>Hormonlar, ergenlik çağında ve doğum öncesinde dişi ve erkek vücudun gelişmesinde önemli rol oynayan erbezleri ve yumurtalıklar tarafından salgılanırlar. Bu homonların eksikliği, dengesizliği ya da fazlalığı, kişinin anatomik ve ruhsal yapısı üzerinde belirleyici bir etkiye sahiptir.</p>
<p>4. Yardımcı İç Üreme Yapıları (Organları)</p>
<p>Erkek Sperm kanalları, vesikül seminalis, bir prostat bezi gibi iç yardımcı organlara sahiptir. Kadında ise dölyatağı, fallop borusu, bir de vajina bulunur. Seyrek durumlarda, bu organların tümü ya da bir bölümü gelişmemiş ya da kaybolmuş olabilir.</p>
<p>5. Dış Cinsel Organlar</p>
<p>Erkekte penis ve bir torba, kadında klitoris, dış ve iç dudak vb. organlar bulunur. Seyrek durumlarda bu organların bir bölümü ya da tümü gelişmemiş ya da kaybolmuş olabilir.</p>
<p>6. Cinsiyet Belirlenmesi ve Yetişme</p>
<p>Erkeksi vücudu olan bir çocuk, çoğunlukla erkek gibi yetiştirilir. Bununla birlikte, bir kız çocuğu gibi büyümesi de olasıdır. Aynı biçimde, bir dişi vücuduna sahip kız çocuğu da erkek gibi büyüyebilir.</p>
<p>7. Cinsel Kimliğin Belirlenmesi</p>
<p>Erkek vücuduna sahip bir çocuğa erkeğin rolü öğretilirse çocuk kendisini bir erkek olarak görür ve buna göre öğrenir. Oysa, kimi durumlarda erkek çocuklar, anne ve babalarının öğüt ve düşüncelerine karşın, kendi kimliklerini bir yana iterek, bir kız gibi davranmaya başlarlar. Kız olarak yetiştirilirken bu kimliğini bir yana bırakıp kendisini erkek gibi gösteren durumlar da olmaktadır.</p>
<p>Bilimadamları, bu yedi ayrı olayın birbirinden bağımsız olabileceği üzerinde durmaktadırlar. Örneğin, yeni doğan bir erkek çocuğun dış cinsel organları görünürde normalken, iç organlarının incelenmesiyle onun dişi cinsel organlarına sahip olduğu görülebiliyor. İşte böyle kusurlu cinsel organlara sahip olduğu bilinmeksizin, görünürdeki durumuyla oğlan olduğu kararlaştırılan çocuk, bir oğlan gibi yetiştirilmeye başlanıyor. («Cinsel Bozuk oluşumlar» bölümüne bakınız). Kendisine yakıştırılan cinsel kimliğiyle gerçek kimliğini arama çabası içindeki bir başka kimseye örnek için de («Transseksüalizm»e bakınız.) Bu gibi olası uyumsuzluklar, kuşkusuz birçok ruhsal ve tıbbi sorunlar yaratmaktadır. İşin olumlu yanı, çoğu insanın dişi ya da erkek olup olmadığı, bu yedi ölçütle açıklık kazanır ve bu nedenle onlar cinsel gelişimleri sırasında bir uzmanın yardımına gereksinim duymazlar.</p>
<p>Erkeklik ve dişilik konusu da bir sorun olmamakla birlikte, dişi ve erkeğin özel toplumsal rollerinde bazı kesin olmayan durumlar ortaya çıkabilir. Buna göre, geçmişte erkek ve kadının çoğunlukla ortak noktalarının çok az olduğu varsayılıyordu. Onlardan yalnızca bu ayrımları görmeleri beklenmez, aynı zamanda birbirlerinden farklı davranmaları da istenirdi. İşte bu anlayış üzerine değerlerini oturtan toplumlar, her iki cins için farklı toplumsal roller ve ahlak ölçüleri geliştirdiler.</p>
<p>Çağdaş araştırmalar, bu geleneksel varsayımlar üzerinde kuşkular uyandırarak onların köklerini sarsmaya başladı. Birçok anlayışların yıkılmasına ya da etkisini yitirmesine karşın, bunlardan biri gücünü korudu. Erkek ve dişi arasındaki bu tek farklılık; onların üreme işlevlerine değgin olanıydı. Her iki cinsiyet de yeni bir yaşamın yaratılmasına, yani bir çocuk sahibi olma gereksinimi duyduklarında, bu işin ağırlığı kadının üzerine yıkılır. Gebe kalan, bebeği karnında taşıyan, onu dünyaya getiren ve ona bakan hep annedir. Üreme olayı dışındaki cinsel farklılıklar, görüldüğü gibi temel değildir. Eskiden, değişmez ve doğuştan geldiği kabul edilen birçok erkek ve dişi özelliklerini kültürel oluşumun etkisinden kaynaklandığı gösterilmiştir. Kuşkusuz her zaman biyolojik kalıtla toplumsal koşullar arasına kesin bir sınır çekilemiyor. Üstelik bu konuda yürütülen bilimsel çalışmaların yeni yeni başlamış olması, konuyu biraz daha nazikleştiriyor. Bu arada cinsler arasındaki pek çok benzerliği anımsamanın da yararı var. Erkek ve dişi anatomisi ile fizyolojisinin benzer yanları ortaya konuldukça, birbirlerini anlamaları da çok daha sağlıklı biçimde gerçekleşecektir.</p>
<p>Aşağıdaki sayfalarda, cinsel olgunlaşma sürecinde, cinsler arasında ortaya çıkan bedensel farklılıkların bir özetini bulacaksınız. Davranışta ve toplumsal konumda cinsel farklılıklar için «Cinsel Davranışların Gelişimi» ve «Erkek ve Kadının Toplumsal Rolleri» bölümüne bakabilirsiniz.</p>
<p>KADIN VE ERKEK VÜCÛDUNUM ANATOMİK GELİŞİMİ</p>
<p>Erkek ve kadın arasındaki anatomik farlılıklar pek öyle büyük değildir.</p>
<p>Onların cinsel sistemleri birbirlerine şaşılacak denli benzer. Öyle ki, gelişmenin ilk aşamasında hangi cinsiyete ait olduğunun belirlenmesi oldukça güçtür. Daha sonraki anatomik değişim ve gelişim, farklılaşmayı artırmasına karşın bu haliyle de cinsel organlar arasında benzerlikler bulunabilir. Başka bir deyişle, cinsel farklılıklar her yumurtaya göre düzenlenirken (geleceğin bedensel biçimleri gibi) yavaş bir gelişme süreci içinde gerçekleşir. Kimi farklı örneklerde, gelişmenin durdurulabildiği ve sürecin tamamlanmadan kaldığı da olur. (Bkz. «Cinsel Bozukoluşumlar»)</p>
<p>Yukarıda belirtildiği gibi, bir kimsenin cinsiyetinin belirlenmesi, sanıldığından da güç olabilir. Ancak günlük yaşamımızda bir kişinin cinsiyetini belirlememiz için, onun açık karakteristik bedensel ve ruhsal davranışlarının yeterli olduğunu düşünürüz. Geleneksel olarak bu belirtiler, ilgili cinsiyetin cinsel özellikleri olarak bilinmektedir ve bunun için üç farklı sınıflamaya gidilir.</p>
<p>1.    Temel cinsel özellikleri, dış cinsel organlar oluşturur. Bunlar doğumla birlikte görüldüğünden, yeni doğan çocuğun kız mı oğlan mı olduğu ilkönce bu organlarıyla belirlenir.</p>
<p>2.    İkincil cinsel özellikler, erkek ve dişi arasındaki anatomik farkın kesin çizgilere ulaşması ve ergenlik döneminde bedensel görünümün gelişmesi olarak bilinir.</p>
<p>3.    Üçüncül cinsel özellikler, temelde cinsiyeti güçlendiren ya da onu yıkıma, düş kırıklığına uğratabilen psikolojik olgulardır.</p>
<p>Temel ve ikincil cinsel özellikler, biyolojik olarak belirlenir ve kişinin erkekliği ya da dişiliğini oluşturur. Üçüncül cinsel özellikler ise temel olarak kültürel bağlamda ele alınır ve bunlar, kişideki erkeklik ya da dişiliğin ruhsal bakımdan oluşumunu sağlar.</p>
<p>Aşağıdaki satırlarda bedensel özellikler yer almaktadır. Cinsel farklılaşmanın psikolojik görünümü için «Cinsel Davranışların Gelişimi» ile «Erkek ve Kadının Toplumsal Konumu» bölümlerine bakınız.</p>
<p>TEMEL CİNSEL ÖZELLİKLER</p>
<p>Cinsel organlar, bir insanın kendine özgü cinsel özelliklerinin çok açık bir görünümünü oluştururlar. Bu organlar, aynı zamanda yeni doğan çocuğun cinsiyetinin belirlenmesinin tek dış örnekleridir. Bununla birlikte, dişi ve erkek cinsel organları, görünürde birbirinden çok farklı olmasına karşın, yapı ve köken bakımından benzerlikler gösterirler. Gerçekten de bu organlar, aynı embriyonik hücre kümesinden gelişmişlerdir. Farklılık yalnızca gebelik sırasında, yani doğum öncesinde ortaya çıkar. («Gebelik»e bakınız.) Cinsel organlar, eksiksiz işlevlerini hormonların gelişiminin tamamlandığı ergenlik çağında kazanırlar. (Bkz. «Hormonların Rolü»)</p>
<p>Erkek</p>
<p>Gebeliğin ilk haftalarında, dişi embriyonunda olduğu gibi, erkek embriyonu da henüz herhangi bir biçimde insana benzemeyecek denli küçük, bir organizma halindedir. Bununla birlikte o, ilkel bir baş ve tomurcuk halinde, zamanla gelişerek gerçek kol ve bacaklara dönüşecek olan organlara sahiptir. Bundan başka embriyon, beili belirsiz gelişerek cinsel organlara dönüşecek sırt halinde beliren bir dokuya da sahiptir. Ne var ki, cinsel bezler ya da gonadlar, ilk önceleri farklı bulunmakla birlikte, henüz bu noktada hâlâ cinsel farklılaşmaya uğramamışlardır. Yani bunlar her iki cinsiyette de aynıdır. Dış kısımda bir çıkıntı (erkeklik organını andırır) ve bir kanal (dişilik organını andırır) gözlemlenebilir ki, bunlar gelecek cinsel organların bulun-</p>
<p>duğu yerde belirir. Erkek embriyonu, üçüncü ayının sonlarına doğru biraz daha biçimlenmeye başlar. O ana değin farklılaşmamış erbezleri gelişir; dışarıdaki çıkıntı bir penis biçimine bürünür ve kanal kapanır. (Bu kapanan kanalın belirtisi olarak her erkekte penisin başından anüse doğru uzanan ince, oluk gibi bir iz kalmıştır.) Çıkıntının her iki tarafındaki derinin iki parçasından torbalar oluşmaya başlar. (Dişide bunlar vulvanın dış dudaklarına dönüşür).</p>
<p>Embriyon gelişimini sürdürürken, cinsel organlar da vücutla birlikte gelişedurur. Yedinci ve dokuzuncu aylar arasında erbezleri, torbaya inerler.</p>
<p>Doğumdan ergenlik çağına değin uzanan dönemde, cinsel organlar herhangi önemli bir gelişme göstermezler. Öte yandan, 12 ile 17 yaşları arasında erkek cinsel organlarında ayırt edilebilir bir gelişme olur ve bu, ilk meni boşalmalarıyla sonuçlanır. Gene bu dönemde, penis altında kasık kılları adı verilen kılların gelişmeye başladığı da görülür. Tüm bu belirtiler, kişinin cinsel organlarının olgunlaştığını gösterir. (Daha kapsamlı bilgi için «Erkek Cinsel Organları» bölümüne bakınız.)</p>
<p>Dişi</p>
<p>Dişi ve erkek embriyonlarının her ikisinde de başlarda cinsel bakımdan herhangi bir farklılaşma görülmediğini biliyoruz. Bu embriyonlar başlarda cinsiyet bezleri ve yumurtalara sahip olmakla birlikte, her iki cins de cinsiyet bakımından aynı özellikleri gösterirler. Tıpkı erkekte olduğu gibi, dişide de gelecekte dış cinsel organlara dönüşecek olan bir çıkıntı ve kanal bulunmaktadır. Bununla birlikte, dişide kanal açık kalırken, çıkıntı da klitorise, yani bızıra dönüşür. Bu kanaldan daha sonraları küçük dudak ve vulva girişi oluşacaktır.</p>
<p>Derinin her iki yandaki parçası gelişerek büyük dudakları oluşturacaktır. (Erkekde bu deri parçaları gelişerek torbayı oluşturur.) Özgün gonadal yapı erkeklerde erbezlerine, dişilerde ise yumurtalıklara dönüşür.</p>
<p>Doğumdan ergenlik çağına değin bir kızın cinsel organları, erkeklerde olduğu gibi herhangi bir çarpıcı değişikliğe uğramaz. Bununla birlikte, 11 ile 13 yaşları arasında vulva çevresindeki kasık kılları gelişmeye başlayacak ve normalde ilk âdet görmesi de bu dönemde gerçekleşecektir. Bu belirtiler de onun artık cinsel bakımdan olgunlaşmaya yaklaştığını gösterir. (Kapsamlı bilgi için «Kadın Cinsel Organları» na bakınız.)</p>
<p>İKİNCİL CİNSEL ÖZELLİKLER</p>
<p>İkincil cinsel özellikler, hormonal, uyarımların bir sonucu olarak ergenlik döneminde görünmeye başlar. Bunlar ilkönce dişilerde, kısa bir süre sonra da erkeklerde görülürler. Bedensel bakımdan gelişmeleri tamamlanan kadın ve erkek, birkaç belirgin farklılık gösterirler («Hormonların Rolü» bölümüne bakınız).</p>
<p>Aşağıdaki satırlarda, ergenlikteki bedensel değişimler üzerinde duracağız. Bu değişimler çok yavaş sürebileceği, hatta on yıllık bir dönemi kapsayabileceği gibi, beklenmedik bir anda, bir iki yıl içinde de tamamlanabilir. Kuşkusuz genel toplumsal koşullar, beslenme ve iklim gibi etkenlerin yanı sıra, bu durumu kalıtımsal yapı da belirlemektedir. Örneğin, Asyalı erkekler Avrupalılara göre daha az sakallı ve kıllı, aynı zamanda daha az kaslı bir görünümdedir.</p>
<p>Erkek</p>
<p>Ergenlik çağındaki erkekte ilk vücut değişimi, erbezlerinin, gelişimi, penisin altındaki kasık kıllarının belirmesi ve penisin genişlemesi biçiminde görülür. Bu gelişmeler vücudun artık cinsel olgunluğa ulaştığını gösterir ve bu arada ilk boşalma gerçekleşir. Başlangıçta boşalma sonucu herhangi bir sperm hücresi görülmeyip yalnızca prostat bezinin ürettiği bir sıvı çıkabilir. (İlk boşalma, mastürbasyon sırasında ya da uyurken olabilir. Hafk arasında çocuğa, rüyasında ıslattığı söylenir.)</p>
<p>Ergenlik çağında vücut hızla gelişir. Omuzlar kalçalarından daha geniş olur. Göğüs çok değişik boyutlarda genişler. Ayrıca kol, bacak ve omuzlardaki kaslar güçlenir ve daha bir belirginleşir. Kasık kılları daha yoğun ve baş kısmı göbeğe doğru uzanan bir üçgen biçiminde büyür. Bu arada kol-tukaltlarında da kıllar çıkmaya başlar. Aynı zamanda bazı erkeklerde göğüs kılları belirir. Genel olarak erkekler dişilerden daha kıllıdır ve yüz kılları da düzenli tıraşlarla sakal haline dönüşür. Cinsel organlar büyürken aynı zamanda gırtlak da genişler. Sonuç olarak erkek, kadından daha güçlü ve kalın bir sese sahip olur.</p>
<p>İKİNCİL CİNSEL ÖZELLİKLER Erkek: Ortalama olarak dişiden uzun ve ağırdır.</p>
<p>1. Saçlar: yaşlılıkla birlikte seyrekleşir. 2. Yüz kılları: sakal ve bıyıklar yetişkinlik döneminde gelişir. 3. Çehre: daha belirgin, yüz daha uzun, baş önden arkaya doğru &#8216;daha uzun. 4. Boyun: daha kalın, daha uzun, gırtlak üçte bir genişlikte. 5. Omuzlar: daha geniş ve köşeli. 6. Göğüs: her boyutta daha geniş. 7. Vücut kıllan: daha belirgin, özellikle göğüs ve kollarda. 8. Memeler: büyümemiş. 9. kaslar: daha büyük ve daha belirgin. 10. Kollar: daha uzun, kalın ve köşeli. 11. Kasık kılları: yukarıya doğru uzanan bir üçgen gibi gelişir. 12. Kalçalar: daha dar. 13. Eller ve ayaklar: daha geniş, el ve ayak parmakları daha kuwetli ve körelmiş. 14. Uyluklar: daha silindi-rik ve çıkıntılı, belirgin kaslı. 15. Bacaklar: daha uzun ve çıkıntılı baidırlı. 16. Koldaki köşeler gibi bacak ve uyluk açısı: uyluktan ayakbileğine kadar düz bir çizgi biçiminde uzanır. Dişi: Ortalama olarak erkekten daha kısa ve daha hafiftir.</p>
<p>1. Saçlar: daha dayanıklı. 2. Yüz kıllan: çok az, ancak sonraki yıllarda ayırt edilebilir. 3. Çehre: kısa, daha narin, yüz yuvarlak, baş daha küçük ve tepeden aşağıya daha yuvarlak. 4. Boyun: daha kısa, daha yuvarlak ve gırtlak daha küçük. 5. Omuzlar. Daha yuvarlak ve eğimli. 6. Göğüs: daha küçük ve dar. 7. Vücut kılları: daha açık ve az. 8. Memeler: daha göze çarpıcı ve ileriye doğru uzamış ve çevresindeki halkalarla memebaşlan iyi gelişmiş. 9. .Kaslar: geniş olarak şişman tabakalar arasında gizlenmiş. 10. Kollar: köşeli. 11. Kasık kılları: ters çevrilmiş bir üçgen gibi aşağıya doğur uzanıyor. 12. Kalçalar: daha geniş ve daha yuvarlak. 13. Eller ve ayaklar: daha küçük ve daha dar. 14. Uyluklar: yukarıda daha geniş ve daha az uzunlukta. 15. Bacaklar: daha kısa ve dış hatlar daha düz. 16. Uyluk ve bacak açısı: dizde bir açı oluşturan biçimde ve önemsiz bit ktvrğgpa var.</p>
<p>Dişi</p>
<p>Dişilerin ergenlik çağındaki fiziksel değişimleri aşağıdaki sırayı izler: İlkönce göğüsler genişlemeye başlar. Sonra vulva çevresinde biraz düz ve sonra karışık, kıvrımlı kıllar görünür. Bu kıllar, tepesi aşağıda bir üçgen biçimindedir. Nihayet koltukaltlarında da kıl çıkmaya başlar. Bu dönemde vücut ağırlaşır ve kalçalar omuzlardan daha geniş olur. Göğsün içinde ve çevresindeki yağ dokusu, omuzlar, kalçalar dişinin vücuduna genel bir yuvarlaklaşma görünümü verir. Bu sırada görülen ilk âdet, cinsel olgunluğun yaklaştığını gösterir. Başlangıçta aybaşların görülmesi düzensizdir ve bazılarında yumurta hücreleri görülmez. Başka bir deyişle, kız aybaşı olmasına karşın hâlâ döllenme yeteneğini gösteremeyebilir. Gerçekten de bir kadın, çoğu kez tüm üreme kapasitesini ilk aybaşından bir iki yıl sonra kazanır.</p>
<p>Dişilerde, gırtlakta kesin bir genişleme yoktur. Bu nedenle erkeklerde sesin değişmesi olayıyla karşılaştırma yapılamaz. Öte yandan kadınlar, erkeklerden daha az kaslı, aynı zamanda daha kısa boyludur.</p>
<p>Ergenliğin sonunda göğüsler kendine özgü yuvarlak biçimini kazanmış ve böylece dişinin ikincil cinsel özelliği daha açık bir nitelik kazanmıştır. Ancak dişiler hamilelikten önce süt üretemezler. («Doğum»a bakınız.)</p>
<p>HORMONLARIN ROLÜ</p>
<p>Kadın ve erkeklerin anatomik gelişimleri ile üreme yetenekleri, bedenlerinde bulunan birtakım özel bezlerin işlevlerine bağlıdır. Bu bezler ve salgıları üzerinde yapılan bilimsel çalışmalar, günümüzde henüz ilerleme aşamasındadır. Bu yüzden, bu konuda bilmediğimiz daha pek çok şey vardır.</p>
<p>Ağız içinde, deride ya da kadınların memelerinde bulunan bezlerin süt, tükürük, ter vb. maddeler çıkardıkları uzun süredir bilinmektedir. Bunlar karmaşık yapılı bezler olup salgılarını kendilerine ait kanallarla dolaştırırlar. Bu çeşit salgılar gözle görülebilir, izlenebilir ve ölçülebilir. İnsan vücudunda ayrıca kanalsız bezler de vardır. Bunlar salgılarını doğrudan doğruya kan dolaşımına akıtırlar. Bu tür bezlere iç salgı bezleri denir. (Grekçe &#8216;endokrin&#8217; içe salgılayan demektir.) Görevleri, başka organların işlevini uyarmak ve düzenlemektir. Bu bezlerin salgılarına ise hormon adı verilir. Hormon da Grekçede &#8216;uyandıran&#8217;, &#8216;canlandıran&#8217;, &#8216;tahrik eden&#8221; anlamlarına gelir. Her insan vücudunda iç salgı bezleriyle çok farklı amaçlara yönelik çeşitli hormonlar bulunur. Kişinin cinsel ve üreme yeteneklerini etkileyen hormonlar aşağıdaki sayfalarda anlatılacaktır.</p>
<p>Cinsiyet ve üreme açısından en fazla önem taşıyan iç salgı bezleri, hipofiz bezi ile erkek ve dişi organlar içinde gonad diye adlandırılan erbezle-ri ve yumurtalıklardır. Hipofiz bezi, beynin en alt kısmında yer alır. Bazen bu bez &#8216;yönetici, ana bez&#8217; diye de adlandırılır. Çünkü ergenlikle birlikte salgıladığı hormonlar, öteki iç salgı bezlerini de uyarır ve bunların birbirlerine göre işleyişlerini düzenler. Hipofiz hormonları arasında en ilginç olanlar FSH, (follicle &#8211; stimulating &#8211; hormone) yani folikülü uyarıcı hormon ve LH (luteinizing hormone), luteinleştirici hormondur. Bunlar dişi ve erkek gonad bezlerini uyararak bu bezlerin kendi hormonlarını salgılamalarına yol açar. LH hormonundan aynı zamanda erkeklerde erbezlerindeki hormonları harekete geçirici hormon, yani ICHS (İnterstitial &#8211; celi &#8211; stimulating hormone) olarak da söz edilir.</p>
<p>Gonadlar ya da cinsiyet bezleri erkeklerde erbezi, dişilerde yumurtalık olarak görülür. Bu bezler tarafından üretilen hormonlara cinsiyet hormonu denilir ve bunlar bellibaşlı gruplara ayrılırlar. Özellikle yetişkin erkekte kendini gösteren hormona androjen denilir. Yetişkin dişilerde özellikle beliren bir başka hormon grubuna da östrojen denir. Dişilik gonadları, projesteron adı verilen bir hormon daha üretmektedir. Bu hormonun kadının üreme etkinliği açısından ayrı bir önemi vardır. Bununla birlikte dişide östrojenlerin, erkeklerde androjenlerin ağırlıkta olmasına karşın, her bireyde iki ayrı hormon grubu da bulunur. Cinsiyet hormonları, kişinin cinsel olgunlaşmasında önemli rol oynarlar. İlk belirgin etkileri, insanoğlunun doğumundan bile önce başlar.</p>
<p>İnsan embriyonu yaşamın ilk haftalarında henüz cinsel bir farklılaşmaya uğramamıştır. Gonadlar da başlangıçta her iki cinsiyette de aynı durumdadır. Daha sonra dış cinsiyet organlarının gelişeceği yerde erkek organını andıran bir şişkinlik ile dişi organını andıran bir çukur göze çarpar. Belirgin bir farklılaşma, gebeliğin ikinci ayının sonlarına doğru başlar. Bu sırada erkek embriyonda androjenlerden biri olan testosteron hormonu üretimi görülür. Bu da cinsiyet bölgesi şişkinliğini yavaş yavaş bir penise dönüştürür. Altındaki çukur kapanır ve içte bir kanal oluşur. Bu kanal da idrar yoludur. Cinsiyet organları, eçbezi görünümü kazanır ve doğumdan önceki birkaç hafta içinde torbaya inerler. Erkeklerde doğumdan önce bu testosteron üretimi olmazsa, cinsiyet organlarının tam anatomik gelişimi gerçekleşemez.</p>
<p>Dişi bir embriyon için fazladan yeni bir hormon salgılanması gerekmez. Zaten dişi iç ve dış cinsiyet organları hiçbir özel ya da ek unsura gerek duymaksızın oluşumlarını kendiliğinden sağlarlar. (Bundan dolayı da dişilik cinsiyeti temel, birincil cinsiyet olarak kabul edilir). Androjenlerden gelen herhangi bir özgün uyarı olmadığı için henüz farklılaşmamış durumdaki cinsiyet organları yumurtalıklara dönüşürler. Embriyonun cinsiyet bölgesindeki şişkinliğinden de klitoris gelişir. (Klitoris, gelişme döneminde testosteron gibi bir uyarıcısının olmamasından dolayı penisten daha küçüktür.) Öte yandan, oluşum sürecinde vulva girişi ve iç dudağın meydana geleceği kanal, biraz daha derinleşerek açık kalır.</p>
<p>Doğumla ergenlik dönemi arasındaki çağda, kişinin cinsiyet organlarında belirgin bir gelişme görülmez. Androjen ve östrojenin düzeyleri hemen hemen her iki grupta da aynı kalır. Aşağı yukarı sekiz yaşlarında, hormon düzeyinde yavaş bir gelişme göze çarpar. 10 ile 11 yaşlarında bu artış özellikle dişilerde belirgin bir durum alır. Hipofiz bezleri de dişilerde ICSH diye , bilinen LH (luteinleştirici) ve FSH&#8217;yi (golikül uyarıcı hormon) önemli ölçüde salgılamaya başlar. Bu hormonlar, yumurtalıklarda yumartalar ve erbezlerin-de spermlerin üretimi kadar gonad hormonlarının salgılarını da uyarırlar. Erkeklerde androjenler, östrojenlerden biraz daha fazla bir düzeye, dişilerde ise östrojenler androjenlerden çok daha yüksek bir düzeye ulaşırlar. Bu yoğunlaştırılmış hormonal bombardıman, erkek ve dişi vücudunda ikincil cinsel özelliklerin gelişmesiyle sonuçlanır. Bu fiziksel olgunlaşma aynı zamanda sinir sisteminin de her yönüyle gelişmesine yol açar ve böylece erkek ve dişi cinsel sorumluluğunun temeli atılmış olur. Seyrek olarak kız ve oğlanların gonadlarının gelişmesi başarısızlıkla ya da bir kayıpla sonuçlanırsa, bu, onların tüm fiziksel gelişimlerine etkiliyebilir. Cinsel sorumlulukla ilgili yetenekleri en alt dü2eyde kalır ve ikincil cinsel özellikler de kuşkusuz fazla belirginleşmez. Örneğin, erbezleri torbaya inemeyen ya da ergenlik öncesinde hadımlaştırman bir çocuk, genel olarak ergenlik çağında beliren özellikleri göstermez; erkekler de tipik bir gelişme olan gırtlağın genişleme-siyle sesin değişmesi olayını yaşayamaz. 18. yüzyıl Avrupa&#8217;sında müzik hayranları opera müziği yaparken bu olgudan yararlanarak değişik bir ses kullanmayı bile denediler. Yani sesleri için kendilerini hadımlaştırdılar. Nitekim sesleriyle ünlenmiş çok sayıda çocuk sanatçı, seslerini koruyabilmek ve net perdelere sahip olabilmek için hadım olmuştur. Ayrıca bu çocuklar önemli ölçüde müzik eğitimi de almıştır, kimileri de ün dolu bir yaşam sürme beklentisi içinde olan birçok virtüöz ya da başka müzisyenlerle karşılaştırılamayacak ölçüde büyük kontralto ve sopranolar haline geldiler, yetişkin bir erkek oldukları zaman. Handel, Cluck, Mozart gibi en büyük kompozitörler, en ünlü parçalarını bu hadımlaştırılmış erkek müzisyenler için hazırladılar. Ancak günümüze dek ulaşan bu tür opera yapıtları eski değerlerini yitirmiştir artık. Bunların modern seslerle icra edilebilmeleri için yeniden düzenlenmeleri gerekmektedir.</p>
<p>Yetişkinlerin hadımlaştırması, çocuklarda görüldüğü gibi, ayrı belirgin sonucu vermez. Bu, birçok Asya ve Ortadoğu ülkelerinde uzun zamandan beri bilinmektedir. Eskiden, yetişkin erkek köle ve hizmetçiler, harem korumacısı olarak görevlendirilirler, padişah eşleri ve cariyelerinin gebe kalmaması için hadım edilirlerdi. (Aslında bu iş için kısırlaştırma yeterli olmaktadır.) Hadımların, dölleme yeteneğinin yitirilmesi dışında herhangi bir fiziksel eksiklik göstermeleri gerekmez. Modern hadım tipini tüysüz, şişkin, cılız ve yüksek perdeli bir sese sahip olarak göstermek yanlıştır. 18. yüzyıl Avrupa&#8217;sına dönersek, bu dönemde genel olarak Avrupalıların biyolojik olgula-nn çok gerçekçi ve dikkate değer bir değerlendirmesine sahip oldukları görülür. Örneğin, çok sevilen «Saraydan Kız Kaçırma», operası tam da harem korumacılarına uygun bir sesle, derin, bas bir ses için yazılmıştır. (Burada ayrıca şehvete düşkün bir tip canlandırılır.) Kural olarak kimi yıllarca süren, vaktinden önce bozulan, örnekler olmasına karşın, insan vücudunun eksik bir gonadal hormonu birkaç ay içinde düzeltme yeteneğine sahip olduğu görülmektedir. Günümüzde, hadımlaştırmanın etkileri hormonal tedaviler sonucu tümüyle yok edilmektedir.</p>
<p>Yukarıda belirtildiği gibi, hormonlara ilişkin önemli sorunlar ve henüz yanıtlanamayan etkileri.üzerine bilimsel çalışmalar sürdürülmektedir. Bununla birlikte, halk arasında tüm ayrıntılarıyla bilinmese de, bazı genel sonuçlar şimdiden tartışılmaktadır. Gerçekten de bugün birçok erkek ve kadın beslenmeleri gibi, hormonların etkilerini rastgele ve seve seve tartışıyorlar. Ne yazık ki hormonlar konusundaki pek çok kanı tümüyle yanlıştır, özellikle cinsellikle ilgili kanılar.</p>
<p>Bu karmaşıklığın bir kısmı iç salgı bezleri ve salgılarını konu edinen endokrinoloji tarafından açıklanabilir. Bulgulanan ilk hormonlar gonad ve cinsiyet bezleri tarafından salgılanan hormonlardır. Gonadların erkek ve dişi gametleri, yani cinsiyet hücreleri ürettiği bilinmesinden bu yana, gona-dal hormonlara yakın zamanda basit cinsiyet hormonları adı verildi ve bunlar, erkek ve dişi cinsiyet hormonları olarak ikiye ayıldı. Bununla birlikte, böylesine uygun bir karşılaştırma yanlış olur. Erkek cinsiyet hücreleri, yani spermler yalnızca erkekte ürerken, erkek cinsiyet hormonları olarak adlandırılan androjenler her iki cinsiyette de üreyebilmektedir. Buna karşın dişi cinsiyet hücreleri yani yumurtalar yalnızca dişide oluşmakta, dişi cinsiyet hormonları olarak bilinen östrojenler ise her cinsiyette de görülmektedir. İşte erkek ve dişi cinsiyet hormonları arasında böylesi bir ayrım yanlış bir noktaya götürür bizi. Gerçekten de gonadal hormonların her görüldüğü yerde cinsiyet ayırt edici hormonlar olarak değerlendirilmesi, cinsel davranışları da değişik biçimlerde belirleyen yanlış bir kavrama yol açacağından, büyük önem taşımaktadır. Örneğin, kimi insanlar cinsiyet hormonlarının, cinsel arzunun doğrudan belirleyicisi olduğuna inanırlar ve bu nedenle onların çoğalmasının cinsel arzuyu artıracağı, azalmasının da cinsel arzuyu zayıflatacağı biçiminde bir görüşe ulaşırlar. Gerçekten çok yaygın olan bu görüşe dayanarak pek çok insan, cinsiyet bezlerinin ve böylece cinsiyet hormonlarının yoksunluğundan ötürü, artık çarpıcı ya da başarılı bir cinsel etkinlik gösteremeyeceği saplantısına kapılır. Kimi ülkelerde de bu varsayıma dayanılarak cinsel saldırganlara ceza vermek amacıyla hadımlaştırma yoluna gidilir, sözde bu önlemle onun saldırgan davranışlarına bir son verilecektir. Bununla birlikte, bilimsel çalışmalar erbezlerinin yitirilmesi ya da yok edilmesi durumunda gelişkin bir adamın cinsel etkinliğinin ancak biraz değişime uğrayabileceğini açık bir biçimde göstermektedir (Kuşkusuz erkeğin kısır olması bunun dışındadır. Menopozdan sonra etkinliğini yitiren yumurtalıktı bir kadın için de aynı gerçek söz konusudur. Onun cinsel isteği olduğu gibi kalır.) Zorla hadımlaştırma, kafasında binbir türlü boş inanç bulunan bazı insanlarda şiddetli psikolojik yıkımlara neden olmaktadır. Böyle bir yolla onun cinsel yetenekleri oldukça bozulabilir. Yalnız başına androjenlerin eksikliği de cinsel ilginin azalmasını gerektirmez ya da cinsel ifadeleri de yasaklayıcı bir rol oynamaz. Bu durum çoğu kez her nedense cinsel başarının (performansın) düzeyini düşürür. Ancak şiddetli ve ağır değişimlerin açık bir biçimde görülmesi uzun yıllar alır.</p>
<p>Halk arasında insanın üreme yeteneği ile cinsel tepki yeteneğinin iki ayrı şey olduğu hâlâ anlaşılamamıştır. Cinsiyet bezleri, genç bir insanın fiziksel olgunlaşması ve insanın üremesi bakımından zorunlu bir öğeyken, yetişkinlerin cinsel etkinlikleri için buna gereksinim duyulmamaktadır. Başka bir deyişle, cinsiyet hücreleri olmaksızın, yani spermsiz ve yumurtasız üreme olmaz ama, cinsiyet hormonları olmaksızın (androjen ve östrojen) cinsel etkinlik çok iyi bir biçimde sürdürülebilir.</p>
<p><strong>Kaynak:</strong> Erwin J. Haeberle &#8211; CİNSEL ATLAS</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cinseldanisma.net/cinsel-farklilasma-sureci/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsanlar neden seks yapar?</title>
		<link>http://www.cinseldanisma.net/insanlar-neden-seks-yapar/</link>
		<comments>http://www.cinseldanisma.net/insanlar-neden-seks-yapar/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Nov 2009 12:32:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cinsel Danışma</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Featured.]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[cised]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[seks]]></category>
		<category><![CDATA[sekx]]></category>
		<category><![CDATA[sex]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cinseldanisma.net/?p=47</guid>
		<description><![CDATA[İnsan doğumundan itibaren cinsel bir varlıktır ve yaradılışının gereği olarak da cinselliği yaşamak ister. Bir başkasıyla cinselliği paylaşmanın en sevgi dolu ve keyifli yolu seks yapmaktır. Peki, insan neden seks yapar? Seks yapmanın amaçları nelerdir? Seksin zevk almaktan başka bir &#8230; <a href="http://www.cinseldanisma.net/insanlar-neden-seks-yapar/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img class="alignnone size-full wp-image-48" title="seks1[1]" src="http://www.cinseldanisma.net/wp-content/uploads/2009/11/seks11.jpg" alt="seks1[1]" width="410" height="230" /></strong></p>
<p><strong>İnsan doğumundan itibaren cinsel bir varlıktır ve yaradılışının gereği olarak da cinselliği yaşamak ister. Bir başkasıyla cinselliği paylaşmanın en sevgi dolu ve keyifli yolu seks yapmaktır. Peki, insan neden seks yapar? Seks yapmanın amaçları nelerdir? Seksin zevk almaktan başka bir amacı var mıdır? Açıklamalarıyla ve anket çalışmalarıyla ülkemizde gündem yaratabilen Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) insanların neden seks yaptıkları hakkında çok çarpıcı bir basın açıklaması yaptı.</strong></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 1em; margin-left: 0px; padding: 0px;"><strong>Cinsellik ve seks farklı kavramlardır</strong></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 1em; margin-left: 0px; padding: 0px;">Toplumumuzda cinsellik ve seks kavramlarının birbirine karıştırıldığını söyleyen <strong>CİSED Genel Başkanı Dr. A. Cem Keçe</strong>; “Cinsellik denildiğinde çoğumuzun aklına seks gelmektedir. Oysa ki<strong>cinsellik</strong>; psikolojik, fizyolojik ve sosyolojik yönleri olan çok boyutlu bir kavramdır ve insanın doğuştan getirdiği cinsiyetine ait özelliklerin tümüdür. Kişinin cinsiyeti, ses tonu, giyimi, saç şekli, yürüyüşü, oturuş şekli, cinsel kimliği cinselliğinin bir parçasıdır. <strong>Seks</strong> ise; birbirini seven iki insan arasında yaşanan bir eylemdir; dokunma, öpüşme, sevişme gibi eylemleri içerir; sevginin ve zevkin, ruhun ve bedenin paylaşımıdır.’’ dedi.</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 1em; margin-left: 0px; padding: 0px;"><strong>Kadınların seksten zevk alması kimi toplumlarda yasaklanmıştı ve hoş karşılanmazdı</strong></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 1em; margin-left: 0px; padding: 0px;">Tarih boyunca insanın neden seks yaptığının çok tartışıldığını ifade eden <strong>CİSED Genel Başkan Yardımcısı Psikolog Gülüm Bacanak;</strong> “Eski devirlerde seks sadece üreme amaçlı bir eylem olarak görülürdü. Zevk almak, özellikle de kadınların seksten zevk alması kimi toplumlarda yasaklanmıştı ve hoş karşılanmazdı. Bu durum ülkemizde de bazı bölgelerde hala geçerli bir düşünce olarak karşımıza çıkmaktadır. Tarih boyunca seksin tabu olduğu, sadece belli bir zümrenin yapmaya hakkı olan bir eylem olarak örüldüğü dönemler olduğu gibi, olarak özgürlüklerin sınırsızca yaşandığı ve her türlü cinsel eylemin serbest olduğu dönemler ve toplumlar da vardı. Günümüzde seksin üreme amacı ikinci planda olup, en önemli amacı zevk almak haline gelmiştir.’’ dedi.</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 1em; margin-left: 0px; padding: 0px;"><strong>Seks güvensizlik ve değersizlik duyularının tatmin edilmesine yardımcı olabilir</strong></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 1em; margin-left: 0px; padding: 0px;">Seksin sadece fiziksel bir eylem olmadığını ve psikolojik ve sosyal boyutlarının da olduğunu söyleyen <strong>CİSED Genel Sekreteri Psikolojik Danışman Fatoş Ayrık;</strong> “Seks sadece zevk almak ve zevk vermek için yapılan bir eylem olarak alılansa da aslında bilinçdışında bundan daha fazlası vardır. İnsanlar farklı psikolojik ihtiyaçlarından dolayı da seks yapabilirler. Karşı cins tarafından beğenilmek, arzulanmak, tercih edilmek kişinin içinde var olan güvensizlik ve değersizlik duyularını tatmin etmesine yardımcı olabilir. Kişi kadınlığını veya erkekliğin kanıtlamak için seksi bir araç olarak kullanabilir. Çocukluğunda sevisiz bir aile ortamında yetişen biri, seksi karşısındaki kişiden ihtiyacı olan sevi ve ilgiyi alabilmek için bir araç olarak kullanabilir.” dedi.</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 1em; margin-left: 0px; padding: 0px;"><strong><strong>İnsanlar neden seks yapar?</strong></strong></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 1em; margin-left: 0px; padding: 0px;">Seksin kimi kişilerce karşısındaki üzerindeki gücünü test etmek için de kullanılabileceğini de ekleyen <strong>CİSED Genel Başkan Yardımcısı Psikolog Gülüm Bacanak</strong>; “Kendi içinde değersizlik ve yetersizlik duygularıyla boğuşan bir kişi kendini değerli kılmak ve gücünü kendine kanıtlamak amacıyla da seksi kullanabilir. Geçmişte yaşanılan olumsuz bir deneyimin intikamını başka kişilerle seks yaparak alabilir. Geçmişte cinsel olarak reddedildiyse kendini çekici ve arzu edilen bir kişi olduğunu kanıtlamak için seks yapabilir. Bunların dışında seksin diğer amaçları arasında, yakınlık ihtiyacı, karşımızdaki insanı yakından tanımak, yeni heyecanlar tatmak, birini mutlu etmek ya da ödüllendirmeyi de sayabiliriz.’’ diye ekledi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cinseldanisma.net/insanlar-neden-seks-yapar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sık yaşanan cinsel ilişki sperm sayısını artırıyor</title>
		<link>http://www.cinseldanisma.net/sik-yasanan-cinsel-iliski-sperm-sayisini-artiriyor/</link>
		<comments>http://www.cinseldanisma.net/sik-yasanan-cinsel-iliski-sperm-sayisini-artiriyor/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Sep 2009 10:51:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cinsel Danışma</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Featured.]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[erkekler]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[sperm sayısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cinseldanisma.net/?p=15</guid>
		<description><![CDATA[Sydney&#8217;de 118 erkekle yapılan araştırma, her gün cinsel ilişkiye girmenin sperm sayısını artırdığını ortayan koydu. Adana’daki ‘Mutlu Yaşam Üroloji, Psikiyatri ve Cinsel İşlev Bozuklukları Merkezi’nin kurucusu Ürolog Hakan Güzel, tüp bebek tedavisi yapan uzmanların sperm sayısını artırabilmek için erkeklere cinsel &#8230; <a href="http://www.cinseldanisma.net/sik-yasanan-cinsel-iliski-sperm-sayisini-artiriyor/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-16" title="r_vnf31ekvm0jwvn6f6vmk" src="http://www.cinseldanisma.net/wp-content/uploads/2009/09/r_vnf31ekvm0jwvn6f6vmk.jpg" alt="r_vnf31ekvm0jwvn6f6vmk" width="476" height="277" /></p>
<p>Sydney&#8217;de 118 erkekle yapılan araştırma, her gün cinsel ilişkiye girmenin sperm sayısını artırdığını ortayan koydu.</p>
<p>Adana’daki ‘Mutlu Yaşam Üroloji, Psikiyatri ve Cinsel İşlev Bozuklukları Merkezi’nin kurucusu Ürolog Hakan Güzel, tüp bebek tedavisi yapan uzmanların sperm sayısını artırabilmek için erkeklere cinsel ilişkiden uzak durmalarını önerdiğini oysa araştırmalarda her gün ilişkiye girilmesi halinde sperm kalitelisinin yüzde 12 oranında arttığının görüldüğünü söyledi.</p>
<p>Sydney’deki özel bir tüp bebek kliniğindeki araştırmalarda bebek isteyen 118 erkeğin bir hafta boyunca her gün cinsel ilişkiye girdiğini anlatan Dr. Güzel, “Bu erkeklerden 81’inin hasarlı sperm miktarında yüzde 12 oranında azalma olduğu gözlendi. Sperm kalitesi, sigara ve alkolden uzak durulması, egzersiz yapılması ve daha çok antioksidan alımı halinde de artabiliyor” dedi.</p>
<p>Spermin vücuttan hızlı atılmasının DNA hasarını azalttığını ve kalitesini arttırdığını anlatan Dr. Güzel, “Sperm vücutta ne kadar uzun süre kalırsa, hasara uğrama olasılığı o kadar artıyor. Biz bebek isteyen erkeklere eşleriyle çok sık cinsel ilişkiye girmelerini öneriyoruz” dedi. Güzel ayrıca sigara dumanının cinsel işlev bozukluklarının baş sorumlusu olduğunu hatırlattı.</p>
<p>T24</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cinseldanisma.net/sik-yasanan-cinsel-iliski-sperm-sayisini-artiriyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kozmetikler sperm kalitesini düşürüyor</title>
		<link>http://www.cinseldanisma.net/kozmetikler-sperm-kalitesini-dusuruyor/</link>
		<comments>http://www.cinseldanisma.net/kozmetikler-sperm-kalitesini-dusuruyor/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Sep 2009 10:18:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cinsel Danışma</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Featured.]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[erkekler]]></category>
		<category><![CDATA[kozmetik]]></category>
		<category><![CDATA[sperm]]></category>
		<category><![CDATA[sperm kalitesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cinseldanisma.net/?p=3</guid>
		<description><![CDATA[Hollanda&#8217;nın Nijmegen Üniversitesi Sint Radboud Tıp Merkezi tarafından yapılan araştırmanın sonucuna göre, günde ortalama iki kez parfüm, deodorant, losyon veya krem gibi kozmetik ürünleri kullanan erkeklerin spermlerinin kalitesi, kullanmayanlarınkine oranla 5 kat daha düşük olabiliyor. Araştırma ekibinin başkanı Nel Roeleveld, &#8230; <a href="http://www.cinseldanisma.net/kozmetikler-sperm-kalitesini-dusuruyor/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-4" style="margin: 5px;" title="erkek kozmetik" src="http://www.cinseldanisma.net/wp-content/uploads/2009/09/erkek-kozmetik-2-jpg.hmedium.jpg" alt="erkek kozmetik" width="372" height="192" />Hollanda&#8217;nın Nijmegen Üniversitesi Sint Radboud Tıp Merkezi tarafından yapılan araştırmanın sonucuna göre, günde ortalama iki kez parfüm, deodorant, losyon veya krem gibi kozmetik ürünleri kullanan erkeklerin spermlerinin kalitesi, kullanmayanlarınkine oranla 5 kat daha düşük olabiliyor.</p>
<p>Araştırma ekibinin başkanı Nel Roeleveld, kozmetik ürünlerin spermlere zarar verdiğini çok açık ve kesin olarak belirlediklerini söyledi, ancak zararın derecesinin alt ve üst sınırının değişebileceğini belirtti.</p>
<p><strong>DAHA GÜVENLİ KOZMETİKLER ÜRETİLEBİLİR</strong></p>
<p>Zeist kentinde bulunan Hollanda Kozmetik Ürünleri Üreticileri Birliği (NCV), yüzlerce erkeğin denek olarak kullanıldığı araştırmayla ilgili olarak, sonuçların dikkatle incelendikten sonra görüş belirteceklerini açıkladı. Birliğin sözcüsü, araştırmanın, daha güvenli kozmetikler üretmek için yararlı olabileceğini söyledi.</p>
<p>Uluslararası çevre kuruluşu Yeşil Barışın (Greenpeace) Hollanda temsilciliği ise sonuçların, örgütün, kozmetiklerde zehirli maddeler bulunduğu ve bunların insanların hormonal dengesini bozduğu noktasından hareketle bu ürünlerin kullanımına karşı yürüttüğü kampanyanın haklılığını ortaya koyduğunu bildirdi.</p>
<p>Kaynak: www.ntvmsnbc.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cinseldanisma.net/kozmetikler-sperm-kalitesini-dusuruyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

